Her fabrika ayrı cehennem

Her fabrika ayrı cehennem

Gemlik'te farklı iş yerlerinden (Yazaki, Borusan, Çimtaş, Aundi Teknik, Lear Trim) den  bir grup işçiyle bir aradayız. Her konuşan kendi derdini anlatıyor. Serbest bölgenin çalışma koşulları çok ağır. Fabrikalar uluslararası sermayeyle kurulmuş, ortakları yerli sermaye. Serbest bölgeler AB toprakları, burada yasa filan yok. Burada

Seyit Aslan

Aundi Teknik ve Lear Trim aynı işi yapıyor. Araç koltukları dikiyorlar. Aundi Teknik 1500 işçi çalıştırıyor, Lear Trim 600 kişi, çoğu kadın işçiler. Kadınlar ayakta çalışıyor, bir kadın anlatıyor; biz 16 saat çalışıyoruz, bazen yirmi gün ara vermeden günde 16 saat çalışıyoruz. Dikkat ettim kadın işçi sağ elini kullanamıyor. Sol eli sağ elinden daha çok hareketli, belli oluyor. Eline ne oldu, sağ elini neden kullanamıyorsun diye sorduğumda, yaptığımız işte bilek 12-16 saat sürekli çalışıyor. Bir süre sonra bilekte yıpranma ve güç kayıpları yaşanıyor diyor. Diğer kadın işçilerde de aynı şikayet. Yani fabrikada çalışan kadınların büyük bölümü, ezici çoğunluğu el bileklerinden rahatsız. Çantalarında bileklik taşıyorlar, bileğe destek olsun diye.
Lear Trim’de Teksif örgütlenmiş. Sözleşmede patronların istediği ve patronlar için olan maddeler geçmiş, işçilerin istediği maddeler duruyor. 16 saat çalışmak çok değil mi, buna nasıl tahammül ediyorsunuz diye sorunca, eğer ikramiyeler olmasa kimse durmaz diyorlar. Patron 16 saat çalıştırıp dört ikramiye veriyor. Günde 16 saat çalışan işçi dört ikramiye de alsa, patrona bedavaya geliyor. Fazla çalışmaya kalmazsan tutanak tutuluyor. Mesai, fazla çalışma gördüm ama böylesi çok fazla, günde 16 saat çalışma, 2 saat de yolda geçiyor. Bir tek uyumaya zaman kalıyor, o da ne kadar uyumaksa. Bütün fabrikalarda meslek hastalıkları almış yürümüş. Ses çıkarsan kapıda bekleyen çok. İşçiler haklarını bilmiyor, bir sahip çıkan yok, kalmışlar patronların iki dudağı arasında.  
Borusan büyük bir işletme, 2 bin çalışan var. Türk Metal Sendikası örgütlü. Ama eski işçiler dışında sendikayı hisseden yok. Burada günlük çalışma 12 saat. Diğer yerlerle bir farkı günde dört saat mesainin karşılığı para alabiliyorlar. Fazla çalışmanın karşılığı yüzde elli ödeniyor. Burada mesailer zorunlu, sene başında işçilere kağıt imzalatılıyor, kalmazsan kapı gösteriliyor. Günde on iki saat çalışıyoruz,  her yerde personel eksikliği olmasına rağmen işçi fazlası var deniyor. Nasıl oluyor, 12 saat çalış, işçi fazlası olsun. Üç vardiya çalışsa daha iyi olmaz mı deyince, abi para yetmiyor hem gönüllü, hem gönülsüz çalışıyoruz.
Her işçi kredi almış, kimi ev, kimi araba gırtlağına kadar borç içinde, işyerinde mecbur kalıyor ve sesi çıkmıyor. Sözleşmelerde hep mesailere muhtaç kalıyorlar. Sendikanın işverenle ilişkileri çok iyi, hiçbir işçi gidip sendikaya derdini anlatamaz. Eğer anlatırsa mutlaka iyi gözle bakılmaz.
Bosch’taki gelişmeler işçiler tarafından yakından takip ediliyor. Temsilciler teyakkuz halinde. Sendikalı olanlar kendilerini biraz şanslı görüyor, sigortalı olanlar ise, sigortasız çalışanlara göre daha iyi, düzenli ücret alanlar, düzensiz ücret alanlara göre daha şanslı görüyorlar. Hep aşağıya doğru bakarak, en kötüye göre kendi durumunu değerlendirme var. Kötünün iyisini örnek alma var. Bu durum yeni oluşmuyor, yılların birikimi. Toplantıda en çok tartışılan işçi sağlığı ve güvenliği oluyor. Bunun üzerine bu konuda bir çalışma yapılabilir mi, panel, söyleşi gibi neler olabilir tartışması oluyor. Büyük bölümü böyle bir çalışmanın iyi olacağını söyledi, karşı çıkanlar oldu, kimseyi getiremeyiz diyen oldu. Sonuçta herkes bu çalışmaya katılacağını söyledi, işçi sağlığı ve işçi güvenliği üzerine geniş bir toplantı örgütlenecek. Ardından örgütlenme ve işçilerin hakları meselesi için çalışmalar yürütülecek.       

www.evrensel.net