16 Eylül 2026 00:14

Yeni sömürge Suriye ve halkın isyanı

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Suriye’de dikkatler yeni Suriye ordusuna entegre edilen SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) Haseke tugayından Sipan Hiznî’nin kaçırılıp katledilmesi sonrasında Rojava’daki protestolara ve Kobanê’de yaşanan katliama çevrilmişken ülkenin birçok kentinde akaryakıt zamlarına ve hayat pahalılığına karşı yeni bir protesto dalgası patlak verdi. HTŞ’nin (Heyet Tahrir eş Şam) geçici yönetimin başına geçirilmesinden bu yana gerçekleşen en yaygın ve kitlesel protestolara dönüşen bu eylemler; HTŞ’nin eski merkezi İdlib’den Halep, Hama, Şam kırsalı, Dera, Rakka, Deyrizor ve Haseke’ye kadar ülkenin birçok bölgesine yayılmış durumda. Bu gösterilerin dikkat çekici bir diğer yönü de Suriye iç savaşının mezhepçi (Alevi-Sünni) bir kamplaşmaya dönüştürülmesi nedeniyle yeni rejimin destekçisi olarak kabul edilen Sünni Arap nüfusun yoğunlukta olduğu kentlerde yaşanıyor olması. Dolayısıyla rejim değişikliğinin ardından ülkeyi ABD başta batılı emperyalistlerin ve Türkiye, Katar, BAE, S. Arabistan gibi bölge gericiliklerinin yeni sömürgesi haline getiren ve bu sayede kısa sürede rejim etrafında ayrıcalıklı bir tabaka yaratan HTŞ ve Colani, bu kez hayal kırıklığına uğrattığı halk kitleleri karşısında yeni ve zorlu bir sınavla karşı karşıya.

Hatırlayalım, 2011’de Suriye’de rejimi değiştirmeye yönelik müdahalenin öncülüğünü, yanına Katar, BAE ve S. Arabistan’ı alan Erdoğan rejimi çekiyor ve arkasında ABD ve Fransa başta batılı emperyalistlerin desteği bulunuyordu.

Peki, bugün “yeniden inşa” adı altında Suriye’nin yeni sömürge haline getirilmesinde hangi aktörler öne çıkıyor?

İşte kısa bir liste:

ABD’nin ConocoPhillips ve Novaterra şirketleriyle “Doğu ve Orta Suriye'deki gaz sahalarının kapasitesini artırmak ve üretimi modernize etmek” üzere anlaşma yapıldı. ABD-Katar ortaklı

Chevron & Power International ile Suriye açıklarında petrol ve doğalgaz arama-üretim faaliyetleri için ön anlaşma imzaladı.

Doğu Akdeniz üzerindeki egemenlik mücadelesinin önem kazandığı bir süreçte Lazkiye limanının işletmesi 30 yıl süreyle Fransız CMA CGM şirketine devredildi.

TPAO ve Suriye Enerji Bakanlığı arasında enerji arama ve altyapı faaliyetleri alanında protokoller imzalandı. Yine madencilik alanında Türkiye ile Suriye arasında stratejik iş birliğini içeren bir mutabakat zaptı imzalandı. Ayrıca Türkiye ve Suriye arasında stratejik demir yolu ve karayolu transit geçiş projeleri konusunda birçok anlaşma yapıldı.

Katar merkezli UCC Holding öncülüğündeki bir konsorsiyum ile “enerji üretim tesislerinin rehabilite edilmesi” amacıyla 7 milyar dolarlık bir yatırım anlaşması imzalandı. Katar merkezli bir diğer şirket Lekhwiya ile havaalanı ve altyapı alanında işbirliği anlaşması hazırlandı.

BAE/Dubai merkezli DP World ile Tartus limanının modernizasyonu ve işletmeciliği konusunda işbirliği anlaşması yapıldı. BAE’nin bir diğer şirketi Al-Wataniya ile metro altyapısı ve inşası konusunda 2 milyar dolarlık bir proje anlaşması yapıldı. Yine Şam havaalanı için BAE’li Flick şirketi ile sözleşme imzalandı.

S. Arabistan enerji şirketi ACWA Power ile güneş ve rüzgar santralleri kurmak üzere mutabakat zaptı imzalandı. Ayrıca “petrol ve doğalgaz sahalarının geliştirilmesi” konusunda S. Arabistan’ın petrol tekeli Aramco ile 4 anlaşma yapıldı.

Yapılan bu anlaşmaların toplamı daha şimdiden 30 milyar doları aşmış durumda.

Sadece bu kısa liste bile bugün BM ve Dünya Bankası verilerine göre halkın yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşayan (savaştan önce bu oran yüzde 30-35 civarındaydı) Suriye’de rejim değişikliğinden sonra ülke kaynaklarının hangi güçlere ve nasıl aktarıldığını açıklamaya yetiyor. Elbette bu liste “Suriye halkını Baas/Esad zulmünden kurtarmak” propagandası eşliğinde müdahalenin başını çeken güçlerin gerçek amaçlarını da gözler önüne seriyor.

Bunlara Türkiye’deki saray rejiminin Suriye’de daha önce işgal ettiği sınır bölgelerinde fason üretim merkezleri kurması ve buradaki ucuz emek gücünü ve kölece çalışma koşullarını tekstil başta Türk şirketlerinin üretim alanında yaşadığı darboğazı aşmak (maliyeti düşürüp rekabet gücünü arttırmak) için kullanmaya çalışmasını da eklemek gerekiyor. (bkz. İçeride ‘çökeriz’ tehdidi, sınır ötesinde ucuz emek cenneti: Türkiye sermaye sınıfının Suriye beklentileri)

İşte Colani, Trump ve Macron’dan Erdoğan ve Prens Muhammed’e kadar yaptığı anlaşmalarla emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin desteğini ve takdirini kazanırken madalyonun öbür ucunda yeni rejim sonrasında beklentileri karşılanmayan ve sorunları derinleşen halkın artan öfkesi yer alıyor. Bu nedenle akaryakıt fiyatlarına yapılan zamlar (mazota yüzde 40 ve benzine yüzde 28) sonrasında bu zamların geri alınması talebiyle başlayan gösteriler kısa sürede birçok kente yayılarak hayat pahalılığına ve rejime karşı protestolara dönüştü. Yolların kesilip ateşe verilmesinden Colani’nin fotoğraflarının ayaklar altına alınmasına ve geçici HTŞ yönetimine karşı sloganların atılmasına kadar göstericilerin öfkesi aslında yeni rejimden beklenti içindeki halk kesimlerin yaşadığı hayal kırıklığının büyüklüğünü ortaya koyuyor. Göstericiler arasında dinci-şeriatçı kimi sloganların atılması da bu gerçeği değiştirmiyor. Aksine bu sloganlar, El Kaide devamcısı HTŞ yönetiminin vaat ettiği düzen ile halkın yaşadığı gerçek arasındaki uçurumun bir ifadesi ve yeni bir arayışın dışavurumu olarak anlam kazanıyor.

Entegrasyon sürecine rağmen Kürtlerin güven duymadığı, yaptığı katliamlar nedeniyle Alevilerin ve Dürzilerin nefretini zaten çoktan kazanmış bulunan geçici HTŞ yönetimi ve lideri Colani, şimdi yeni rejimin dayanağı olarak gördüğü kentler ve halk kesimleri ile de karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Eğer bu gösteriler Kürt kentleri ve ülkenin batısındaki Arap Aleviler ile güneyindeki Dürziler arasında patlak vermiş olsaydı cihatçı grupların oluşturduğu yeni Suriye ordusunun bunlara çok daha sert müdahale edeceğini ve yeni katliamlara kapı aralanacağını tahmin etmek zor değil. Ancak Sünni Arap ağırlıklı halk kesimlerinin yaşadığı bölgelerde rejime karşı yayılan gösteriler aynı zamanda dinci-mezhepçi politikanın da sınırlarını belirginleştiriyor: Bir yanda Trump ve Erdoğan başta emperyalistlerin ve işbirlikçi gericiliklerin hizmetkarı Colani yönetimi ve öte yandan din, mezhep ya da etnik kimliği fark etmeksizin en temel insani ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yoksulluğu derinleştikçe öfkesi de birikip patlayan Suriye halkı.

Kendi tabanı olarak gördüğü halk kitleleri arasında zamlara ve hayat pahalılığına karşı insanca yaşam talepleri etrafında patlak veren yaygın ve kitlesel protestolar geçici HTŞ-Colani yönetimi için balayı döneminin sonuna gelindiğini haber veriyor. Çünkü yönetimi ele geçirdiği günden bugüne ülkeye etnik, dinsel, mezhepsel gerilim, çatışma ve katliamdan başka bir şey vermeyen bu rejimin halka daha fazla bağımlılık ve yoksulluktan başka vaat edeceği bir şeyi de bulunmuyor.

Halep’te, Şam’da, İdlib’de, Hama’da ve diğer şehirlerde işçilerin, esnafın, yoksul halkın başını çektiği eylemler, ayrıca bize Suriye halkları arasında örülen etnik, dinsel-mezhepsel duvarın nereden ve nasıl (emek ekseninde ve insanca yaşam talepleri etrafındaki mücadele ile) yıkılabileceğini göstermesi bakımından da büyük önem taşıyor. Çünkü ülke kaynaklarının halkın çıkarları temelinde işletileceği, dış müdahalelerin ve işgalin son bulacağı, halkların kendi kaderlerini kendilerinin tayin edeceği, bağımsız, seküler ve demokratik bir Suriye ancak halkların kendi aralarındaki etnik, dinsel-mezhepsel ayrımları aşacağı böylesi bir mücadele zemininde kurulabilir.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et