"Ne Ermeniliğimiz, afedersin ne Rumluğumuz kaldı"

"Ne Ermeniliğimiz, afedersin ne Rumluğumuz kaldı"

Dün akşam NTV'de bir programa katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan uzun süredir sürdürdüğü sert, ayrımcı, milliyetçi dili sürdürdü. Oğuz Haksever, Nermin Yurteri, Ruşen Çakır ve Nilgün Balkaç'ın sorularını yanıtlayan Başbakan,kendisi hakkında yazılan kitapları anlatırken Yahudiliği, Ermeniliği v


'ÖĞRETMENE YAKIŞMAYAN ŞEYLER YAPTI'

Ruşen Çakır, Hopa'da yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun akrabası olduğunu belirterek, ''Metin Lokumcu benim akrabam, ben Diyarbakır'dayken bu olay oldu. Neler yaşandığını arkadaşlarımdan öğrendim. Metin Lokumcu iyi bir insan talihsiz bir şekilde öldü. Bu konudaki tepkinizi televizyonda yayınlandı. Ben, ailem ve akrabalarım yorumunuzu kınadık" dedi.

Bunun üzerine Başbakan Lokumcu'yu suçlamaya devam ederek, "Ben öncelikle başınız sağolsun diyorum, ama size bazı kasetleri ve resimleri arkadaşlarım ulaştırsın. Acaba emekli bir öğretmene bunlar yakışır mı diye hakkı teslim etmelisiniz diye düşünürüm." diye konuştu. Çakır ise, Erdoğan'ın sözleri üzerine ''ama öldü' ifadelerini kullandı. Erdoğan, öldüğünün belirtilmesine rağmen Lokumcu'ya yönelik suçlamalarını sürdürerek, "Ben bilmem, ben bu noktada böyle bir şeyi öğretmene yakıştıramıyorum. Bu taşlar bana atılıyor, ben T.C.'nin Başbakanıyım, konvoyuma taş atıyorlar. Bana taş atılıyor. Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor konvoyuma taş atılınca 'polis kendi düştü' diyor. Bakın o polis hala yatıyor, ama ben kimsenin gazetelerde Servet'ten bahsettiğini görmedim. Bize 'sizi buraya sokmayız, eşleriniz buraya gelmeyecek, çocuklarınızı burada okutmayacağız, tek yol sokak, tek yol devrim' diyorlar. Bu mudur demokrasi, ben Rizeliyim, sen Hopalısın…" diye devam etti.

'NE YAHUDİLİĞİMİZ, NE ERMENİLİĞİMİZ KALDI'

Medyanın hakkında yaptığı eleştirileri yineleyerek, köşe yazarları ve gazetecilere bilindik şekilde müdahale etmekten geri durmayan Erdoğan, hakkında yazılanlara örnek verirken ise Ermenileri, Yahudileri ve Rumları aşağılayan bir cümle kurması dikkat çekti. Erdoğan, "Bize köşelerinden istediği gibi saldıran istediği gibi hakaret eden yazılı ve görsel medya var. Benimle ve Cumhurbaşkanımızla ilgili çok sayıda kitap var. Bu kitapların içinde ne Yahudiliğimiz, ne Ermeniliğimiz, ne af edersiniz Rumluğumuz hiçbir şey kalmadı ya, ne yapacaksınız, yapacak tek şey yargı var. Özgürlük adına bunlar mı yapılır? Özgürlüğün sınırı bir başka insanın özgürlük alanına kadardır. Sınırsız özgürlük dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Herkesin özgürlüğüne saygım var, ama benim özgürlük alanıma girmeyecek" diye konuştu.

'KÜRT SORUNU BDP'YLE ÇÖZÜLMEZ'

Kürt sorununda önemli bir aşamaya gelindiğini iddia ederek, BDP'nin sorunun çözüm gücü olmadığını ileri süren Başbakan, "Biz Kürt meselesinin muhatabı olarak sadece parlamentoya gelenleri mi muhatap göreceğiz. Parlamentoya gelenlerle bu işi çözerim derseniz aldanırsınız. BDP'nin Kürt meselesinin çözümü diye bir derdi yok. BDP bölgeye hizmet gelmesin istiyor, çünkü bu sorundan nemalanıyor. Kürt sorununun önemli bir aşamaya geldik, büyük aşamada çözdük. Ret ve inkar politikaları geride kaldı. Sadece Kürtlerin değil, herkesin sorunları var. Hepsini çözeceğiz" dedi.

KÜRTÇE'NİN YASAK OLDUĞUNU BİLMİYORMUŞ

'Kürt açılımı'nın başarıya ulaştığını da iddia eden Erdoğan, ikinci potunu ise cezaevlerinde Kürtçe'nin yasak olduğunu bilmediğini söyleyerek yaptı. Cumhuriyet tarihi boyunca yasaklanan Kürtçe'yi bir Başbakan'ın bilmemesi ayrı bir gaf olarak yer alırken, Başbakan cezaevinde Kürtçe'yi serbest bırakmakla övündü. Erdoğan, "Bir anne diyor ki 'ben çocuğumla cezaevinde Kürtçe konuşamıyorum.' ben o ana kadar cezaevinde Kürtçe yasağını bilmiyordum. ''Genelgeyle düzeltilebilir mi'', diye sordum, bir genelge yayınladım, bu sorunu çözdük, Bu şekilde bir ana kızıyla konuşabildi" dedi. (DİHA)

www.evrensel.net