28 Eylül 2013 18:44

Kardeş Türkülere ve sonraya dair

Ünlü afroamerikan ozan Paul Robson’a adadığı şiirinde, “bize türkülerimizi söyletmiyorlar…” diyordu Nazım Hikmet. Yılmaz Güney’in “Sürü” filminde ise çift jandarma kolluğunda trene bindirilen elleri kelepçeli tutuklu bir bağlama taşıyordu. Ahmet Kaya da “Bahtiyar” adlı par&cce

Kardeş Türkülere ve sonraya dair
Paylaş

Pakrat Estukyan*

Ünlü afroamerikan ozan Paul Robson’a adadığı şiirinde, “bize türkülerimizi söyletmiyorlar…” diyordu Nazım Hikmet. Yılmaz Güney’in “Sürü” filminde ise çift jandarma kolluğunda trene bindirilen elleri kelepçeli tutuklu bir bağlama taşıyordu. Ahmet Kaya da “Bahtiyar” adlı parçasında, “suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar” demişti. 92’nin 2 Temmuzunda Sivas’ta 32 kişiyi katleden yobazlar, Pir Sultan Abdal heykelindeki sazı parçalamışlardı Madımak otelini yakmadan önce. Türküler netamelidir. İlk Türkiye İşçi Partisinin Doğu Mitinglerinde yankılandı “Bütün Halklar Kardeştir” sloganı. 60’lı yılların sonlarıydı. Ardından insanı ve onun haklarını merkeze alan grupların düzenlediği tüm eylemlerde yankılandı, halen de işlevini koruyor. Halklar kardeştir deyince, halkları tanımak, anlamak, dillerine, kültürlerine, inançlarına saygı göstermek de gündeme gelir doğal olarak. Ancak inkâr üzerine kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinde halkların kardeşliğinden söz etmek de netamelidir. Ta Robert College yıllarından miras kalan Folklor Kulübü Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki en önemli öğrenci platformlarından biridir. O yapı içerisinde bir konser projesi olarak 1993 yılında şekillenen Kardeş Türküler, günümüze değin, yirmi yılı aşkın bir sürede bu iki netameli alanın, kardeş halkların ve onların kardeş kültürlerinin türkülerini sunuyor bizlere. Ve biz ne kadar hasretmişiz bu sunuma. Yirmi yıl boyunca doğudan batıya, kuzeyden güneye Türkiye’nin hangi ilinde konser verse, hep aynı hasretle kucaklandı Kardeş Türküler. Üstelik o illerin pek çoğu, kardeşlik söylemine aykırı, barışa ve insan haklarına tepkili söylemleriyle sunuluyordu ana akım medyanın yazılı ve görsel basınında.

PRATİĞİN OKULLAŞMASI

Bir fikir etrafında yan yana gelenler, bu projenin bu denli uzun soluklu olacağını, profesyonelleşeceklerini, üniversite yıllarındaki bu müzikal “heves”in yaşamlarını şekillendireceğini düşünmemiş olabilirler. Doğru zamanda, doğru yerde doğru iş yapmakla elde edilen ivme, arkasında sağlam bir dünya görüşü olmadıkça bu sonucu yaratabilir miydi? Bu soruya evet demek pek kolay olmasa gerek. İşin aslı temiz ve dürüst olmakta saklı. Yapılan işe, harcanan emeğe, para verip albüm alan meçhul dinleyiciye, bilet alıp konsere gelen, coşkusuyla enerji üreten izleyiciye, kısaca sözünü söylediğin topluma karşı temiz ve dürüst olmakla ilgili her şey. Yoksa mesele Unkapanı müzik piyasasından bir dünyalık koparmak, İstanbul’un Show dünyasında yer edinmek kadar basit, ucuz ve değersiz bir yere gelirdi.

93’te yirmili yaşlarını sürenler, bugün kırklı yaşlarında. Bir kısmı küçük çocuklarıyla geliyorlar provalara. Ve şimdi mesele yarınla ilgili. Elde edilen bilgi ve deneyim birikiminin aktarımıyla ilgili. Yani kendiliğinden bir ekole dönüşmüş olan Kardeş Türküler pratiğinin, somut olarak okullaşması ile ilgili. Nihayet Kardeş Türküler projesi bir alış-veriş ilişkisidir. İlk günden başlayarak sevgiyle, saygıyla, inançla eğildikleri halkların kültürlerinden, Pir Sultan Abdal’dan, Feqiye Teyra’dan, Aşık Mahsuni’den, Esma Recebova’dan, Hovhannes Tumanyan’dan, Gomidas’tan, Onnik Dinkçiyan’dan, Neşet Ertaş’tan alınanların, Mezopotamya çocuk korosuna, Diyarbekir’in Dımıli davulcularına, Sulukule’nin velet darbukacılarına, dahası İTÜ konservatuarının öğrencilerine, düzenlenen sayısız atölye çalışmalarının katılımcılarına aktarımıyla geçti yirmi yıl. Ve geçen yirmi yılda “45’lik Şarkılar”, “Gayda İstanbul”, “Bajar”, “Vomank” gibi yeni gruplara, “Hardasan” gibi solo albümlere zemin oldu Kardeş Türküler.

“Demircioğlu bir değil, halkımız gibi çoğul, geliyor çağıl çağıl” diye bağlamıştı halk kültürüne saygıyı, insana saygıyı öğrendiğimiz büyük hocamız Ruhi Su, sözlerini yazıp bestelediği Vedat Demircioğlu marşının nakarat bölümünü. Nedendir bilmem, dilime dolanıyor son günlerde, “Kardeş Türküler bir değil, halklarımız gibi çoğul, geliyor çağıl çağıl, geliyor çağıl çağıl” haliyle.

*Ozan-Yazar-Müzisyen

evrensel.net
Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Eski bir geleneğin yeniden canlanışı

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa