Uruguaylı kuşlar ve Türkiyeli deniz kabukları

Uruguaylı kuşlar ve Türkiyeli deniz kabukları

Uruguaylı siyasi tutuklular izin almadan konuşamazlar, ıslık çalamazlar, gülemezler, şarkı söyleyemezler, hızlı yürüyemezler, bir diğer tutukluyu selamlayamazlar. Hamile kadın, eş, kelebek, yıldız hatta kuş resmi çizemezler, resimlerini bulunduramazlar.Didasko Perez, bir ilkokul öğretmenidir, işkence görmüş ve ideolojik fikirl

Elif Görgü

Uruguaylı siyasi tutuklular izin almadan konuşamazlar, ıslık çalamazlar, gülemezler, şarkı söyleyemezler, hızlı yürüyemezler, bir diğer tutukluyu selamlayamazlar. Hamile kadın, eş, kelebek, yıldız hatta kuş resmi çizemezler, resimlerini bulunduramazlar. 

Didasko Perez, bir ilkokul öğretmenidir, işkence görmüş ve ideolojik fikirleri sahip olduğundan hapsedilmiştir. Bir pazar günü, 5 yaşındaki kızı Milay ziyarete gelir. Ona kuş resimleri getirir. Sansürcüler hapishanenin girişinde yırtarlar.
Bir sonraki pazar günü Milay, babasına bir ağaç resmi getirir. Ağaçlar yasak değildir, resim içeri girer.
Didasko eseri eline alır ve ağacın dallarındaki renkli noktacıkların ne olduğunu sorar kızına, dallarla bir sürü vardır:
-Turuncu mu bunlar? Hangi meyve bu?
Küçük kız onu susturur:
-Şşşşhhhh.
Ve gizlice açıklar:
-Baba, göz olduklarını görmüyor musun? Sana gizlice getirdiğim kuşların gözleri.

***
Bu olayın geçtiği yer Uruguay’ın işkenceleriyle ünlü hapisanesinin adı Libertad yani “özgürlük”tür. Uruguay’ın en yetkili gardiyanları neye kelepçe vurduklarının gayet bilincindedir çünkü.  
Bir de okyanusu aşıp kendi kıyılarımıza bakalım. Mersin’de yaşayan 5 yaşındaki Öykü, cezaevinde siyasi tutuklulara yazdığı mektupların içinde renkli balonlar gönderir. Türkiye devleti, balonları sakıncalı bulup cezaevine sokmaz. Bu olay üç yıl önce olur.
Artık sekiz yaşındaki Öykü’nin cezaevleriyle mektup arkadaşlığı sürmektedir ve Öykü bu sefer Akdeniz’in kumsala bıraktığı deniz kabuklarını toplar, biriktirir ve mahkum arkadaşlarına gönderir yeniden. Önceki gün Evrensel’in manşet haberinden öğreniriz ki Öykü’nün deniz kabukları yine “sakıncalı” bulunmuş ve şair Erol Zavar, yazar İbrahim Şahin ve yazar Enver Özkartal’a verilmez...
İbrahim Şahin, yazdığı mektubunda şöyle yazar, “Paketi ağır ağır açan personel temkinli. Hepimiz merak içindeyiz ama benim içimde kırlangıç sürüsü havalanmış… Paket açıldı ve eevett….. Kırlangıçların fırtınası dindi şimdi bulutsu bir dans ediyorlar. Yumuşak Akdeniz kokulu ve uzaklar düşünde… Bu paketten çıkan deniz kabukları tam prenses Öykü’ye yaraşır bir selam. İncelikli, dostane, paylaşımcı ve bizden yana…”
İşte yine kuşlar.. Kırlangıçlar... Bir tane de değil, bir sürü...
Tıpkı Uruguay’dakiler gibi, pek güvenlikli Türkiye hapishaneleri de kırlangıçların, ne renkli balonların ucuna tutunarak ne de deniz kabuklarının içine sığışarak bir siyasi mahkumun mutluluğunu özgür bırakmalarına izin veremez.
Söyleyin hangi memleketin ‘kindar’ gardiyanları düşünceye vurdukları pranganın bir kuşun kanadıyla ikiye bölünmesine izin verebilecek kadar korkusuzdur?
“Demokrasi hafızadan korkar” der Uruguaylı yazar Eduardo Galeano ‘korku’ başlıklı bir şiirinde. Uruguay’lı Milay’ın 1976 yılında geçen öyküsünün de yazarıdır aynı zamanda. Uruguay askeri diktatörlükle yönetilmektedir.
Türkiyeli Öykü’nün hikayesinin tarihi ise 2013’tür ve haşa Türkiye’de demokrasi vardır, asla diktatörlük yoktur!..

evrensel.net
www.evrensel.net