30 Kasım 2019 01:08

Kayyumları bir de gençlere sor

Bölge gençleriyle temsiliyetlerini nerede gördüklerine, demokratik hak arayışında ortak mücadeleye nasıl yaklaştıklarına, giderek artan gelecek kaygısına dair görüşlerini topladık.

fotoğraf:pexels

Paylaş

Dilan TEMİZ

Toygar KAYA

 Berkay YEĞİN

Van/Diyarbakır

Geçtiğimiz günlerde bölgedeki büyükşehirlere atanan kayyumların ardından ilçe belediyelerine de kayyum atanmaya başlandı. Son atananlarla birlikte bölge genelinde 24 belediye HDP’den alınıp kayyum idaresine teslim edildi. Aynı zamanda milyonlarca yurttaşın iradesi de ipotek altına alınmış oldu. Son gelişmelerle birlikte iktidarın bölge üzerindeki faaliyetleri; legal seçimlere ve halkın iradesine ket vuruyor. Yaşanan gelişmelere dair geleceksizlik kıskacı altında, iradeleri gasp edilip her türlü demokratik hak arayışları da iktidar eliyle kriminalize edilen bölge gençleriyle; bu süreçte temsiliyetlerini nerede gördüklerine, demokratik hak arayışında ortak mücadeleye nasıl yaklaştıklarına, ekonomik krizin ve giderek artan gelecek kaygısına dair görüşleri Genç Hayat’ta topladık.

DEMOKRATİK BİR YÖNETİM İSTİYORUZ

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden arkadaşımız ile Diyarbakır’a atanan kayyımlarla ilgili konuştuk. Diyarbakırlı olmadığını fakat bu durumdan kendisinin de rahatsız olduğunu dile getirdi, “Diyarbakırlı olsaydım ve oy verdiğim belediyeye kayyım atanması hoşuma gitmezdi. Bu belediyeye oy vererek bana sunulan vaatleri kabul etmiş bulunuyorum. Atanan kayyımların bu vaatleri gerçekleştirmek konusunda başarılı olacağını düşünmüyorum”

Çözümü tamamen hükümet değişikliğinde arayan arkadaşımız: “Hükümet değişikliği ya da meclisin kanun sunmasıyla olmalı. Demokratik bir yapı ile temsil edilmek istiyorum. Aslında yapıya bakınca işleyiş olarak demokratik gösteriliyor ancak muhalif partiler bu demokratik olmayan kayyım atamasını desteklediğinden bu durumun kanunla düzeltilmesinin çözümünün mümkün olmadığını düşünüyorum.” Türkiye’de yaşamın zorlayıcı olduğunu ve bunun için yurtdışında yaşamak isteyenlerden birisi Zelal, “Ben mesela yurt dışında yaşamak istiyorum. Bu şartlarda Türkiye ‘de kaliteli bir yaşama sahip olabileceğimi düşünmüyorum. Kişiler olarak değil sistem olarak, politik anlamda yanlış ilerliyoruz”

KAYYUMLAR GENÇLİĞİ TEMSİL EDEMEZ

Dicle Üniversitesi Felsefe bölümünden Esra da bize hemen hemen aynı sorunlardan bahsediyor, “Belediyelerin işlevsiz olması gençlerde umutsuzluğa yol açtığını düşünüyorum Çünkü onu temsil eden belediyenin bu hale gelmesi gençlerdeki geleceğe yönelik umutlarını, isteklerini özgür bir yaşama daha zor ulaşacakları görüşünü doğuruyor. Gençleri ayakta tutacak etkinliklerin olması şart. Aktif olarak sahalarda gençlerin olması geleceğe yönelik dinamik bir zihin anlayışının önünü açacaktır ve bu yapının tutumlu davranışlar sergileyip gençlerin arkasında durmaları gerek.”

Kayyımın gelmesi başlı başına demokrasinin hepten olmayışının göstergesidir diyen Esra muhalif bu durum karşısındaki tutumlarını aktarıyor, “Diğer partiler de korktukları ve çıkarları açısından hep geri çekilmektedirler. Muhalefet o an kendi işine ne gelirse onu yapıyor ve halkı göz önüne alarak demokratik bir tutum sergilediklerini düşünmüyorum.”

Ekonomik krizden en çok etkilenin gençler olduğunu söyleyen Esra, “Gençler ekonomik krizden en çok etkilenen taraf çünkü gençlere hiçbir yardım ya da destek de bulunulmuyor. Bu da gelecek bakımın onlara ilerde daha yıkıcı bir hayatın habercisi olarak görünüyor. Zaten yönetim tek bir kişinin elinde, diğer muhalif partilerde işlevleri pek yok bu konuda.” diyerek sözünü bitiriyor.  

İRADEMİZ YOK SAYILIYOR

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisi başka bir arkadaşla konuşuyoruz. Özelikle bölgedeki gençler açısından hem son dönemdeki gelişmelerin kendisini hem de ekonomik krizin yarattığı koşulların bölge gençliğini nasıl etkilediğini soruyoruz. Kendisinin değerlendirmesi ise şöyle: “Hiçbir partinin beni temsil ettiğini düşünmüyorum. Ama ne olursa olsun kayyum atamalarını yanlış olarak değerlendiriyorum. Sonuçta bir halk kendi iradesini kullanıyor. Ama iktidar buna müsaade etmeyip belediyeleri kendisi ele geçiriyor. Bu seçimlerde oy kullanmıştım ama bir daha oy kullanmayı düşünmüyorum. Temsiliyetimi daha çoğulcu, özgür, her insanın kendi düşüncelerini aktarabileceği bir sistemde görüyorum ve bu sistemde otoriter lider olmamalı.  Bu bölgede yaşanan işsizliğin belli başlı şirketler üzerinden devam ettiği söylenebilir onlar da devletin bütçesiyle hareket ediyor. Bu nedenle işsizliği bu bölgede devlet kendisi belirliyor. Sürekli olarak vergiler arttırılıyor ama bunun hiçbir şekilde karşılığını alamıyoruz. Biz bu vergilerin nereye gittiğini bilmiyoruz. Daha açık ve şeffaf bir şekilde olmalı. İktidardakilerin yaşantısı ile bizim yaşantımız arasında büyük bir uçurum var. Yeni doğan çocuğa pırlanta takılıp, lüks mevlitler düzenleniyor oysa bizim yaşadığımız hayat 'pırlanta ve siyanür' arasındaki uçurum kadar. Ekonominin düzelmesi uzun vadeli bir sorun ama sorun paranın olmaması değil bence, harcanılan paranın nereye gittiğinde.  Özelleştirmeler yapılırken, büyük şirketlerin milyar dolarlık borçları silinirken biz öğrencilerin KYK borçları silinmiyor. Kayyumlara dair genel olarak muhalefetin aldığı tutum çok cılız ölçüde kaldı. Başka belediyeler olsaydı CHP adalet yürüyüşü bile başlatırdı. Ama mesele Kürt olunca hiçbir şekilde kılını bile kıpırdatmıyorlar. Kürtler İstanbul yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nu koşulsuz desteklemişti. Ama bir daha olsa destek vermek hata olur. Asıl mesele HDP’nin kendini değiştirmesidir diye düşünüyorum. Özellikle bu dönemde ciddi bir ifade sorunu var. HDP ilk kurulduğu zamanlar daha çoğulcuydu ama şu an sadece Kürt sorunu üzerinden politika üretmeye çalışıyor.  Ülkenin genelini ilgilendiren sorunlar da var bunlara sırt çevirmek olmaz.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fransa'dan Türkiye'ye "Güvencesizlik öldürür"

SONRAKİ HABER

Geriye kalan tek seçenek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa