29 Kasım 2019 23:52

Lüks değil, ihityaçlarımız

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Şimal Yanpınar, yurttan okula, okuldan yurda geçen bir gününü yazdı.

Paylaş

Şimal YANPINAR

İstanbul Üniversitesi

Her gün farklı bir problemle karşılaştığım yurdumdan çıkıp otobüsümü beklerken otobüs her zamanki gibi dopdolu olan durağa yakınlaşıyor, şansım varsa zar zor binebiliyorum. Bu olumsuzlukları yaşarken, otobüs seferlerinin arttırılmasının çoğu soruna çözüm olabileceğini aklımdan geçiriyorum. Okula gelince kampüste sosyalleşebileceğimiz tek alan olan banklarda arkadaşlarımın yanına gidiyorum. Vizelerimiz dolayısıyla çalışmak için kütüphaneleri taramaya başlıyoruz fakat her yer dolup taştığından ders çalışacak alan bulamıyor, dışarıda kalıyoruz.

ÖNLEM ALINMAYAN SORUNLARA ÇÖZÜM: “KADER”

Asıl sıkıntı ise akşam yurda döndüğümde başlıyor. Çamaşırlarımı yıkayacak makinelerin azlığı, çamaşır askılıklarının yetersizliği gibi nedenlerden dolayı, çoğu zaman kıyafetlerimi biriktiriyor ve kurumaları için günlerce bekliyorum. Kaloriferler havanın giderek soğumasına rağmen yakılmıyor. Asansör çoğu zaman çalışmıyor ve asansörde kaldığınızda da “Bu da nasıl kader yahu?” deniliyor ve önlem alınmıyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen üniversiteli gençler hayata tutunuyor ve bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor. Evet ben de o gençlerden biriyim. Zorluklar yaşıyoruz, ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz, bunların yanı sıra gelecek kaygısının ve işsizlik korkusunun yarattığı nedenlerden ötürü notlarımızı yüksek tutmaya hatta yapabilirsek ÇAP yapmaya çalışıyoruz. Peki bunların hepsi ne için? Bu işin sonu nereye varacak?

SIRITAN EŞİTSİZLİK KARŞISINDA

Her olayla ilgileniyormuş gibi görünmeyi çok iyi bilen yönetenler bunların ne kadarını düşünüyor? Çocuk kandırırcasına yaptıkları zamları, yedi milyonu aşan üniversite öğrencilerine rağmen devlet yurdunda yalnızca 689 bin öğrenci kalmasını, neredeyse her gün gıda ürünleri başta olmak üzere temel ihtiyaçlara uygulanan zamları hiç mi görmüyorlar? Bu olumsuzluklar silsilesinin dinmeye niyeti yokmuş gibi görünse de artık bu problemler birilerinin konusu olmalı. Bizler kadınız, erkeğiz, genciz, çocuğuz ve her şeyden önce insanız. İnsanca şartlar altında yaşamaya, çalışmaya, okumaya mecburuz. Çünkü olması gerekenler lüks değil ihtiyaçlarımız, onarılması gerekenler de bizlere atfedilen lütuflar değil gerekliliklerimiz.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Alışmıyoruz!

SONRAKİ HABER

Bağcılar’da yaşayan 6 bin mülteci sınır dışı edilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa