26 Ekim 2019 11:23

İnşaat mühendisliği okuyan bir öğrenci: Zirveyi omuz omuza inşa edelim

Mektup: İnşaat mühendisliği bölümü yılda ortalama 10 bin mezun veriyor. Sektörde olan devasa sayıdaki mezun arkadaşlarımızın sadece çok az bir kısmı iş bulabiliyor.

ARŞİV | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Sema SAPITMAZ
Çukurova Üniversitesi

Ülkemizde yıllardır eğitim sisteminden dem vuruluyor. Uzun yıllardır süregelen bu sistem yakarışı ve sistemin başındaki yetkin kişilerin çözüme yönelik adımlar atmayışı en çok biz öğrencileri etkiledi. Son yıllarda ardı ardına yapılan eğitim sistemindeki değişimler öğrencileri adeta bir kobay haline getirmiş bulunuyor. Belki de yıllardır asıl tartışılması gereken eğitim sistemi değil de eğitimin kendisiydi. Eğitim neydi? Ve eğitim nasıl verilirdi? Türk Dil Kurumuna göre eğitimin tanımı şöyle: “Yeni kuşakların toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme.’ Türk Dil Kurumunun tanımına uygun olarak bizlere verilmeyen eğitim dolayısıyla topluma da yanlış etkenlerde bulunuldu. Katıldığım Genç-İMO yaz kampındaki bir eğitim seminerinde alanında yetkin bir eğitimci, biz öğrencilere asıl hedefin bilgiyi öğretmek değil öğrenmeyi öğretmek olduğunu söylemişti. Üniversitelerimizde verilen teknik ve bilimsel eğitimin yetersiz olması sınavlarımızda sorulan soruların yıllardır değiştirilmeden tekrar edilmesi apaçık şunu gösteriyor ki, kısır bir eğitim sisteminin kucağındayız.

Ülkemizde 16 yıllık eğitim sürecinde öğrenmeyi öğrettiğini savunan eğitimcilerimizden artık güncel, bilimsel ve devinim içinde olan bilgiler talep ediyoruz. Ancak okullarımızda verilen ezberci ve çıkarcı eğitim sadece okul hayatımızı değil kişisel gelişimimizi ve arkadaşlık ilişkilerimizi de etkilemiş durumda. İlkokul yıllarından beri kalıplaşmış başarı merdiveni figüründe basamakların yerini sıra arkadaşlarımız, meslektaşlarımız almış durumda. Çıkarcı eğitim sistemi ile gelen bu durum bir diğerinin sırtına basarak yükselmeyi ve zirvede olma öğretisini doğuruyor. Okullarımızdaki bu sorunun temel nedenlerinden birinin artan kontenjan sayıları olduğunu düşünüyorum. İnşaat mühendisliği öğrencisi olarak son yıllarda ardı ardına açılan bölümler ve arttırılan kontenjan sayıları ileriki yıllar için bir sıkıntı oluşturuyor. Üniversite bazında iyileştirmeye gidilip gerek teknik gerek işlev olarak kalitenin arttırılması beklenirken her yıl tercih listelerine yeni bir il ve burada açılan bölümler ekleniyor. İnşaat mühendisliği bölümü yılda ortalama 10 bin mezun veriyor. Sektörde olan devasa sayıdaki mezun arkadaşlarımızın sadece çok az bir kısmı iş bulabiliyor. Ve girdikleri bu zorlu maratonda herkes en iyi ve en başarılı olmak için bir diğerinin sırtına basmak zorunda bırakılıyor, temelleri insan olan bir binada en üste çıkmaya çalışıyoruz adeta. Bizler toplumcu mühendisler olarak medeniyeti inşa etmek uğruna çıktığımız bu yolda “Ben başardım” değil, “Biz başardık” demek istiyoruz. Bu yüzden yanlış işleyen bu sistem çarkına karşı tüm öğrencileri rakibim değil meslektaşım olmaya davet ediyorum. Ve sevgili meslektaşım bizler medeniyet inşa ediyoruz, bizler geleceğiz.

Ve biliyoruz ki asıl başarı bir diğerini ezerek en iyi olmak değil, hep birlikte kenetlenerek geleceği inşa etmekten geçiyor...

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Yargıtay, karısına “cimri” davranan erkeğin ekonomik şiddet uyguladığını söyledi

SONRAKİ HABER

Sendikalardan Erdoğan’ın işsizlikle ilgili sözlerine tepki: Gerçeği perdeliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa