11 Ekim 2019 19:15

Hukukçulardan 10 Ekim paneli: Devlet sorumluluğunu kabul etmiyor

10 Ekim Ankara Katliamı davası avukat komisyonunun İstanbul Barosunda düzenlediği panelde devletin sorumluluğuna dikkat çekildi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

10 Ekim Ankara Katliamı davası avukat komisyonu 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin İstanbul Barosu Kültür Merkezi'nde panel düzenledi.

Panele CHP İstanbul milletvekili Mahmut Tanal, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve katliamda yakınlarını kaybedenler ve yaralılar katıldı.

Moderatörlüğünü İstanbul Barosundan Avukat Gülşah Kaya’nın yaptığı panelde Ankara Barosundan Av. İlke Işık ve Av. Senem Doğanoğlu ile Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Murat Önok söz aldı.

“TÜRK YARGISI KAMU GÜCÜNÜ KORUMAYA ALIYOR”

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, 4 yıl önce Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi içerisinde en önemli katliamlarından birinin yaşandığının altını çizdi.

Durakoğlu, katliamın müsebbiplerinin yakalanıp mahkum olmuş olmalarının acıyı bir nebze de olsa hafiflettiğini söyledi. Durakoğlu, saldırganların hiçbir polis aramasından geçmeden miting alanına girdiğini hatırlattı.

Kamu görevlilerinin yargılanmadığına değinen Durakoğlu, “Özellikle Ankara valisi ve Ankara emniyet müdürünün içinde hala yargı önüne çıkarılmamış olmalarını önemsememiz gerekiyor. Bu alanda Türk yargısının özellikle kendi kamu gücünü korumaya alıyor oluşu pek çok davada gördüğümüz bir şey.” dedi.

“SURİYE’DE NELER OLUYOR DİYE ENDİŞE İÇİNDEYİZ”

Durakoğlu’nun ardından Ankara Barosundan Avukat İlke Işık, Ankara Katliam davasının yargılama sürecini anlattı. Ülkenin birçok yerinde katliamın anıldığını hatırlatan Işık, “Dün itibariyle 2015 Türkiye’sine hızlı bir dönüş yapıldığını görüyoruz.  Suriye IŞİD’lilerin cezaevinden kaçtığı haberlerini okuduk. Dehşet içinde kaldık. ‘Suriye’de acaba neler oluyor?’ diye büyük bir endişe içindeyiz. Tekrar 2015 Türkiye’sine, Avrupa’sına hızla döneceğimize dair çok ciddi sinyaller var. IŞİD örgütlenmesine bir devlet nasıl göz yumar? Nasıl engel olmaz?” dedi.

"ADALET TESİS EDİLDİ Mİ? SORULARI HALA SORULUYOR"

Işık, “Ankara’nın göbeğinde 103 insan nasıl öldü? Bu katliama sebep olanlar kimdi? Kimler yargılandı adalet tesis edildi mi soruları hala soruluyor” dedi.

Işık, Türkiye’de IŞİD’e örgütlenme özgürlüğünün tanındığını söyledi.

Işık, “Önümüze 36 sanık atıp hiçbir araştırma yapılmamıştır. Sanki adalet yerine getirdiklerini düşünerek tutuklamak istedikleri 19 kişiyi tutuklayıp bizden alkış bekledi.  Mahkeme ‘Ben adalet tesis ediyorum’ algısı yaratmaya çalışmıştır. Ama değil. 19 IŞİD’linin tek başına bu katliamı gerçekleştiriyor olmasına bizi inandıramadılar.  8 ay boyunca tamamen gizlilik ve kısıtlılık kararıyla oluşturulan bir iddianame ile dava başlamıştır. 8 ay boyunca tek bir dosya göremedik” dedi.

Işık, sanıkların tahliye edilmemesi için çok çalıştıklarını anlattı.

Işık Ankara Gar Katliamı davasının Türkiye’de hiçbir İŞİD’linin tahliye edilmediğini tek dosya olduğunu söyledi.

TCK VE ULUSLARARASI HUKUK FARKI

Işık’ın ardından konuşan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Önok, devletin yaşama hakkını koruma konusunda pozitif hükümlülükleri olduğunu belirterek, tehlike altında olan kişileri korumaya dönük elinden gelen bütün tedbirleri alma mecburiyeti olduğunun altını çizdi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda TCK’da ve uluslararası hukukun birbiriyle örtüşmediğine değinen Önok, TCK ve uluslararası hukuk arasındaki çelişkileri anlattı.

Önok, “IŞİD Türkiye’de bir dizi planlı saldırı düzenledi. 10 Ekim katliamı hangi yorum benimsenirse benimsensin insanlığa karşı suç kapsamındadır” dedi.

Önok, sanıklara sadece öldürmeden değil hem insanlığa karşı suçtan hem de her bir mağdur açısından da ilaveten kasten öldürme kasten yaralamadan ceza verilmesi gerektiğini söyledi.

Önok son olarak, “Bizim yargımız ise katliamı devlete karşı işlenmiş suç saydı. Oysa bu suç bireylere karşı, Türk halkına karşı, dünyaya karşı işlenmiş suçtur bizim yargımız bunu görmek istemedi” dedi.

“MAHKEME DAVAYI BULANIKLAŞTIRIYOR”

Ankara Barosundan Avukat Senem Doğanoğlu, “Suriye’de 68 bin IŞİD’li şuanda kaçmış durumda. Nereye kaçmış bilmiyorum. Bu bizi kaygılandırıyor” diye konuştu.

Doğanoğlu, “10 Ekim Ankara katliamını IŞİD gerçekleştirmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenine yönelik bir saldırı olduğunu söylüyor. IŞİD çıkmış teokratik nitelikle bir sistem kurmak istemiştir. Selefi radikal bir örgüttür deniliyor. Bu mahkemenin tanımıdır. 10 Ekim’de Ankara’ya gelenler bu teokratik yapılanmayı istemeyenlerdir diyor. Dolayısıyla mahkeme bulanıklaştırıyor. Mahkeme bu davayı bulanıklaştırmaktan başka bir şey yapmıyor” dedi.

“KATLİAM YARGIDA YARA AÇTI”

“10 Ekim Ankara katliamı nasıl hayatımızda yara açtıysa yargı mekanizmasında kolluk, savcı üçgeninde de bir yara açtı” diyen Doğanoğlu, devletin sorumluluk almayı kabul etmediğini söyledi.

Doğanoğlu, “Biz en başından beri devletin sorumluluğu olduğunu söylüyoruz. Her zaman deriz ‘Katil devlet!’ diye ilk defa bu kadar belgesinin bırakıldığı, nasıl öldürüleceğimizi gördüğümüz bir süreçle karşı karşıya kaldık” dedi.

Doğanoğlu, 21 Kasım’da Ankara’da yapılacak duruşmaya katılım çağrısında bulundu.

Panel soru cevap bölümü ile devam etti. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

İHD Eş Genel Başkanı Türkdoğan: Onlar savaşta bizler de barışta ısrarlıyız

SONRAKİ HABER

PAA rejects Evrensel's objection to announcement ban decision – embargo continues

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...