21 Mayıs 2019 12:10

AP milletvekili adayı Özlem Demirel: AB için başka bir politika şart

Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Özlem Alev Demirel ile seçim kampanyasını ve AB üzerine tartışmaları konuştuk.

Özlem Alev Demirel | Fotoğraf: Bertholt Bronisz

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

26 Mayıs’ta yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Almanya Sol Partinin liste başı adayı olan Özlem Alev Demirel, seçim kampanyası ve Avrupa Birliği (AB) üzerine tartışmalar konusunda sorularımızı yanıtladı.

26 Mayıs’ta yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri kampanyaları sürüyor, nasıl bir atmosfer var?

Sol Parti olarak Avrupa Birliği içinde başka bir politikayı savunuyoruz. Sermayenin çıkarlarının merkezinde olduğu, serbest pazarın savunulduğu bir AB’yi eleştiriyoruz. Seçimler sürecinde Avrupa çapında tekellerden alınan vergilerin azami artırılarak yeniden düzenlenmesini, çalışanların ücretlerinde ise daha az vergi kesilmesini dile getiriyoruz. Ayrıca tekellerin istediği şekilde ücretlerin düşürülmesinin engellenmesi için AB çapında bütün ülkelerde ortalama gelirin yüzde 60’ına denk gelen bir asgari ücretin hayata geçirilmesini istiyoruz. AB çapında zenginlerle yoksullar arasındaki makas sürekli açılıyor. Her geçen gün daha fazla insan yoksulluk sınırının altına düşüyor. Her beş kişiden biri yaşlılıkta yoksullukla karşı karşıya ya da etkileniyor. Bize göre bu bir skandaldır. Zenginliğin merkezi, dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü olan AB’de bu adaletsizlik kabul edilemez.

Söyledikleriniz Sol Parti açısından somut talepler. Birincisi bu talepler ne kadar ilgi görüyor? İkincisi diğer partiler hangi konuları öne çıkarıyorlar?

Sıraladığımız talepler çalışanları çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu kesimlerin maaşlarından otomatikman vergi kesintisi yapılıyor. Ancak milyarlarca avro kâr eden uluslararası büyük tekeller AB içinde vergi kaçırmaya devam ediyorlar. Çok sayıda insanın bu duruma öfke duyduğunu ve başka bir politika talep ettiğini biliyoruz.

İkinci söylediğiniz konuya geldiğimizde, diğer partiler bunun AB çapında düzenlenecek bir konu olmadığını söylüyorlar. Biz vergi politikasının ülkeler tarafından yapılmasından yanayız. Ancak eğer söz konusu sermayeye sınırsız özgürlük sağlayan büyük bir iç pazar ise, o zaman asgari düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Örneğin aynı yerde çalışan herkese aynı ücretin verilmesi gibi. Ya da tekellerin vergilendirilmesi için asgari müştereklerin sağlanması gibi. Çünkü bu yapılmadığı durumda tekellerde vergi almama konusunda rekabet ortaya çıkıyor.

Şunu söylemeliyim ki; Sol Partinin de desteğiyle aynı yerde çalışanlara aynı ücretin verilmesini içeren yönetmenlik (Entsenderichtlinie) Avrupa Parlamentosu tarafından da kabul edildi. Şimdi bu yasanın ulusal hukuka uyarlanması gerekiyor. Böylece toplu iş sözleşmesi anlaşmalarına bağlı kalınabilir. Bu da kamu işlerini yapan işverenlerin toplusözleşme ile belirlenen ücretin altında bir ücret veremeyeceği anlamına geliyor.

Diğer partiler daha çok sağı zayıflatma üzerine bir kampanya yapıyor. Sağın kazanması durumunda AB’nin tehlikede olduğu ifade ediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Elbette Sol Parti olarak biz de (Macaristan Lideri) Viktor Orban’ın temsil ettiği otoriter sağ çizgiyi sert şekilde eleştiriyoruz ve bu politikayı reddediyoruz. Çünkü bu kesimler temelde enternasyonalizme karşıdır. Sürekli daha fazla Avrupa’dan söz edenler ise gerçekte bu konuda fazla bir şey yapmadı. Hangi politikaların hayata geçirildiğini size iki örnekle aktarayım.

Birincisi: Sığınma ve göç konusunda Avrupa’nın insancıl değerleri temsil ettiği ileri sürülüyor. Ancak, bugüne kadar yapılanlar, Libya’daki savaş baronları ya da Türkiye’de insan haklarını ihlal eden Erdoğan ile yapılan anlaşmalar, temel değerlerin ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir.

İkincisi: SPD (Sosyal Demokrat Parti) sürekli asgari ücreti öne çıkarıyor. Sol Partinin yıllardır dile getirdiği bu talebin SPD tarafından da gündeme getirmesi olumlu. Ancak bunun gerçek politikada karşılığı olmalı. AB çapında yıllardır neoliberal doğmaları savunan, Almanya’yı Avrupa’nın en büyük düşük ücretli iş ülkesi haline getiren SPD’nin bunları söylemesi hiç bir şekilde inandırıcı değil. Avrupa çapında güvencesiz çalışmanın artık frenlenmesi gerekiyor. Sürekli daha fazla insanın kısa süreli iş anlaşmalarıyla, kiralık işlerle çalışması kabul edilemez. Bu konuda gerçekten değişiklerin yapılması gerekiyor.

Sol Parti içerisinde AB’nin geleceği konusunda bir tartışma sürüyor mu? Hangi yaklaşımlar var?

Elbette Sol Parti içinde de bu konuda bir tartışma var. Ancak kimse sığınmacıların Akdeniz’de boğulmasını, yoksulluğun artmasını, ücretlerin düşürülmesini, AB’nin Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi üye ülkelere dayattığı kısıtlama politikalarını desteklemiyor. Sol Parti kendisini enternasyonalist bir parti olarak tanımlıyor. İnsanların AB içinde serbest dolaşmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Seçimler sırasında daha çok yapılan yanlışları ve bunlara karşı alternatiflerimizi dile getiriyoruz.

Taleplerimizin yerine gelip gelmeyeceği, değişikliğe yol açıp açmayacağını ise ancak önümüzdeki dönem göreceğiz. Bunu sokak hareketinden de bağımsız olarak görmüyoruz. Belli taleplerin güçlü bir sokak hareketiyle gerçekleştirilebileceğini biliyoruz. Her cuma günü öğrencilerin çevre için yaptığı eylemler, ucuz kiralar için düzenlenen gösteriler bunun örnekleri.

Önümüzdeki dönem Avrupa çapında sokak hareketinin sesini Avrupa Parlamentosuna taşıyacak mısınız?

Önemli olan nereye baktığınız. Başbakan Merkel, hükümet ve diğer partilere baktığınızda hepsi var olan politikanın aynen devamından yana. Ben kişisel olarak buna hayır diyorum ve Sol Parti olarak daha fazla ezilen insanların çıkarlarını gündeme taşımalıyız. Sadece Almanya’da değil başka ülkelerde de insanlar ucuz kiralar için sokağa çıktı. İspanya’da evsizliğe karşı büyük bir hareket var. Dünyanın her tarafından değişik mücadeleler sürüyor. ABD tekeli Amazon’da yapılan grev değişik ülkelerde sürüyor. Yine Raynair’de süren mücadele de ulusal kimliklerin değil ortak çıkarların önde olduğunu gösterdi.

Ben bir parlamentoya girmekle dünyanın değişmeyeceğini biliyorum. Ancak parlamentoda tartışmalar yaparak, orada gerçekten nelerin tartışıldığını görerek, ortak bir mücadelenin güçlendirilmesi gerekiyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: Ahmet Hakan'ın savunma mekanizması geliştirmesi üzdü

SONRAKİ HABER

Şair Erbaş: Cehennem çukurundan çıkmamız gerekiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa