'100 günlük icraat' yaraya merhem değil laf

Fotoğraf: Gökhan Balcı/AA

'100 günlük icraat' yaraya merhem değil laf

Bülent Falakaoğlu, Tayyip Erdoğan'ın bugün açıkladığı 100 günlük eylem planını değerlendirdi.

Bülent FALAKAOĞLU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde, 400 projeden oluşan 100 günlük eylem planını açıkladı.

Park, müze, kıraathane, kütüphane açacağız.  

Şu şu ihaleleri yapacağız.

Savunma sanayiinin biten 5-6 ürününü orduya vereceğiz.

Koskoca başkan niçin sıralar bunları?

Öyle ya, sürpriz yok, bilinmeyen yok.

İlk akla gelen iki cevap şöyle: Bir; ekonominin yaşadığı sarsıntılar karşısında, yüzlerce icraat (Birçoğu çok sıradan olsa da) sıralayıp sapasağlamız algısı yaratmak. İki; yerel seçimlere yönelik hazırlık.

İnşaat, ihale bir kenara bırakılırsa geriye bir şey kalmıyor.

Öz değil şekil pazarlanıyor.

Misal; yargı denince, hukuk değil, bölge mahkemesi açmak geliyor akla.

Ya da...

İşverenin yasa dışı uygulamalarını meşrulaştırma...

İş Yasası’nın emredici düzenlemeleriyle sınırı çizilmiş miktarların çok altında işveren önerilerini kabul ettirme...

Ve benzeri olumsuz işlevler gören arabuluculuk ve uzlaşma uygulamalarıyla, ‘mahkemelerin yükünü hafiflettik’ (Mahkemelerin binlerce cumhurbaşkanına hakaret gibi uyduruk bir suçla meşgul edilmesine bakılmaksızın) diye övünülmesi gibi.

Malum ilam ediliyor.

Örnek; “Kurban Bayramında emekliye 1000 TL ikramiye vereceğiz” denilmesi.

Ya da uzmanların doğal felakete yol açacak eleştirilerine kulak tıkanarak Kanal İstanbul projesi için hazırlıkların hızlanacağının duyurulması gibi.

YİNE YASTIK ALTI ÇAĞRISI

Erdoğan, hükümetin icraatlarını sıralarken, konuşmasının bir yerinde milletten icraat beklediğini ifade etti.

Yine, “Yastık altından gelin dövizlerinizi, dolarlarınızı, avrolarınızı, altınlarınızı çıkartın. Gelin bunları TL’ye, nakde dönüştürün” çağrısını yineledi.

Zorunlu Bireysel Emeklilikle vatandaşın parasını...

Altın hesabı uygulamasıyla altınlarını...

‘Dövizleri bozdurun’ çağrısıyla birikimlerini...

Sürekli isteyen Erdoğan ülke ekonomisini milletin cebiyle düzeltmeye kalkıyor.

Oysa çağrıları tam karşılık bulmuyor.

İnsanlar çağrıya uyup döviz bürolarına gitseler bile, bir dönem sonra tekrar döviz stoklamaya devam ediyor. Zira eriyen TL karşısında birikimlerini korumak istiyorlar. Döviz hesapları arttıkça artıyor.

Erdoğan çağrısının etkisiz kalacağını bilse bile bu çağrıyı yapmaktan geri durmaz. Zira işin bir de propagandif tarafı var.

“Yerli, milli direnişinizi tüm dünyaya karşı ortaya koyun. Ben milletime inanıyorum. 2008-2009’da da yaptılar. Biz çağrımızı yaptık, milletimiz de adımını attı, iş bitti”.

Bu sözler AKP’nin ekonomi politikalarından kaynaklı sorunları, ekonomiye savaş açmış dış güçlere havale etmenin bir yolu!

Bu propagandasına güç kazandırabilmek için de...

2009 sonrasında, yastık altından değil yurt dışından gelen bol ve ucuz döviz sayesinde ekonomi döndürülmüş olmasına rağmen Erdoğan gerçeği ters yüz ediyor.

BORCU ÇİN’DEN ALINCA...

Ülke kaynağı ve tasarrufları yetersiz.

Yabancı parayla üretim sürüyor, sonucunda borç büyüyor.

‘Milli ve yerlilikten’ dem vuran başkan diyor ki... “Dış borçlanmada Çin piyasasına yöneliyoruz. Bu doğrultuda ilk defa Çin yuanı cinsinden tahvil ihracı yapıyoruz”

Sonuçta kimse borcu babasının hayrına vermiyor. Borç, Çin’den gelince faizden vazgeçmiyor nitekim!

Cumhurbaşkanı...

10 binlerce işyerinin KOBİ desteği ile batmaktan kurtulduğu, yerli üretimin ağır darbe aldığı...

Tarımın tamamen bağımlı hale geldiği gerçeğini görmezden gelerek haykırıyor: “Bazıları diyor ya: Çiftçi aç, çiftçilere ne verdin? Çiftçilerimize 108 milyar TL destek verdik”.

Oysa kanunda “tarıma milli gelirin en yüzde 1’i kadar destek verilmeli” yazmasına rağmen bu desteğin çok görüldüğünü, yardımların milli gelirin yüzde yarımına kadar düştüğünü en iyi Erdoğan biliyor.  

Biliyor ama söylemiyor.

Yüksek enflasyonun yanına yaklaşan ekonomik durgunluk gerçeği karşısında, “estirilen icraat rüzgarının gerçeği ne kadar örtebileceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Zira açıkladıkları yaraya merhem değil!

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Ağustos 2018 20:22
www.evrensel.net