Tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri için tahliye kararı verildi

Erdoğan’ın hedef göstermesinin ardından tutuklanan 14 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi tahliye edildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Boğaziçi Üniversitesi’nde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin merkezine girmesini lokum dağıtarak kutlayan öğrencilere “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” diye tepki gösterdikleri için haklarında “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açılan 14’ü tutuklu 22 öğrenci hakim karşısına çıktı. Haklarındaki suçlamaları kabul etmeyen öğrenciler, gözaltı süresinde işkence ve tehdide maruz bırakıldıklarını söyledi.

Kararını veren mahkeme tüm öreğncilerin adli kontrol uygulaması ve yurt dışı yasağıyla tahliye edilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 3 ekim'e ertelendi. 

ERDOĞAN HEDEF GÖSTERMİŞTİ

“Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan 14’ü tutuklu 22 öğrencinin ilk duruşması, Çağlayan’daki İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, 22 öğrencinin tamamı ve avukatları hazır bulundu. Öğrencilerin aileleri, akademisyenler, ve yabancı heyetlerin yanı sıra HDP Milletvekili Hüda Kaya, HDP Milletvekili adayı Ahmet Şık, CHP Milletvekilleri Selina Doğan, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, CHP eski Milletvekili Binnaz Toprak, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, Türk Tabipleri Birliği Konsey Başkanı Raşit Tükel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi davayı izledi. TSK’nin Afrin merkezine girmesini lokum dağıtarak kutlayan öğrencilere “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” diye tepki gösteren öğrenciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hedef gösterildikten sonra gözaltına alınmıştı. Öğrencilerin adliyeye çıkarıldığı gün öğrencilerin dosyası, soruşturmayı yürüten savcıdan alınarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcısına verilmişti. 

SALONUNDAKİ YER SIKINTISI GERGİNLİK YARATTI

Büyük duruşma salonlarının dolu olması sebebiyle 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendi salonunda yapılan duruşmada fiziksel yetersizlik sebebiyle pek çok kişi ayakta kaldı. Mahkeme başkanı Ömer Günaydın, ayakta duruşmayı izleyenlerin çıkmasını istedi ve bu şekilde yargılama yapılamayacağını söyledi. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “25 yıllık avukatım. Ayakta da duruşma izlenebilir. Ayakta izlemek duruşma düzenini bozmaz” dedi. CHP Milletvekili Ali Şeker de duruma tepki gösterince mahkeme başkanı Günaydın, “Siz kimsiniz? Sıfatınız nedir? Burayı germeye mi geldiniz?” diye tepki gösterdi. CHP’li Şeker, “Ben vekil sıfatıyla konuşuyorum. Çocukların adil yargılanıp yargılanmadığını gözlemeye geldim” dedi. Mahkeme başkanı Günaydın, duruşma düzeni sağlanıncaya kadar heyetiyle birlikte salondan ayrıldı. 

LOKUM MASASI İZİNSİZMİŞ

Dosya kapsamı ve sanık sayısının fazlalığı sebebiyle duruşma SEGBİS ile kaydedildi. Duruşma tutuklu yargılanan Agah Suat Atay’ın savunmasıyla başladı. Atay, suçlamaları kabul etmediğini belirterek olay günü yaşananları anlattı. Olay günü derse giderken gerginliğin yaşandığı bölgeden geçtiği sırada kalabalığı gördüğünü söyledi. Neler olduğunu anlamak için  kalabalığa yaklaşıp izlediğini anlatan Atay, “Öğrenci dekanı ve sivil polisler vardı orada.  Biraz durup dinleyince oraya kurulan masanın izinsiz konulduğunu ve dekan yardımcısının kaldırmaya çalıştığını anladım. Ben gittiğimde slogan atılmıyordu. Afiş yoktu.” dedi. Atay, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini beyan etti. 

Dosya kapsamında tutuklu yargılanan Boğaziçi Felsefe 4. sınıf öğrencisi Berke Aydoğan da suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Olay günü kütüphanede ders çalışırken dışarı çıktığında kalabalığı fark ettiğini anlatan Aydoğan, “Durup izleyince yaşanan gerginliğin izinsiz açılan masadan kaynaklı olduğunu anladım. Gerginliği izlerken öğrenci işleri dekanı Zeynep Uysal geldi hem izinsiz masanın kaldırılması hem de gerginliğin sonlanması için çabaladı. Sonra gerginlik bitti ben de kütüphaneye geri döndüm" dedi. Aydoğan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etti. Avukat Levent Pişkin Aydoğan’a izinsiz masanın kime ait olduğunu sordu. Aydoğan, tanımadığını söyledi. Mahkeme başkanı Günaydın, “Masanın izinsiz olduğunu nerden biliyorsun?” diye sordu. Aydoğan ise, dekanının gelmesiyle bunu anladığını aktardı. 

‘GÖZALTINA ALINIRKEN DARBEDİLDİK’

Tutuklu öğrencilerden Şükran Yaren Tuncer de olay günü ders çalışmak için kampüste bulunduğunu yemekhaneye geçerken “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganlarıyla yürüyen grubu gördüğünü, onlarla birlikte yürüdüğünü anlattı. Tuncer, “Masanın yanına gidildi. Dekan masanın izinsiz olduğunu söyledikten sonra güvenlik ve 2 sivil polis kaldırdı masayı. ‘Faşizme karşı omuz omuza’, ‘savaşa hayır barış hemen şimdi’ dünyanın her yerinde başka dillerde söylenen evrensel sloganlar” dedi. Tuncer, emniyetteki ifadelerinde ise darbedilerek gözaltına alındığı için eksiklikler olduğunu söyledi. Tuncer de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etti. 

GÖZALTINDA İŞKENCE VE TEHDİT

Tutuklu öğrencilerden Yusuf Noyan Öztürk de suçlamaları reddetti. Emniyetteki ifadesinin baskı altında alındığını anlatan Öztürk, “14 gün gözaltında kaldım ailemin ve benim hayatımın karartılacağı söylendi, diğer arkadaşların aksine yalnız kaldım. Oradaki güvenlik güçlerince tehdit edildim. Benim için zor bir süreçti. Eski avukatım emniyet ifadesinde söylemediğim beyanların tutanağa geçmesine müsade etti. O nedenle buradaki ifadem geçerlidir” dedi. Olay günü kampüsteki kafede ders çalıştığını anlatan Öztürk, “Pankartla aramda 7-8 adım mesafe vardı. Orada bulunmaktan bir çekince duymadım. Attığım sloganlarda propaganda içeriği bulunmadığı gibi propaganda amaçlı atmadım. 1 dönem kaybettim ve benim için kritik süre. Yaz okulunda eksikliklerimi kapatmak istiyorum” diyerek tahliyesini ve beraatini talep etti.  

‘HEDEF GÖSTERİLDİK’

Tutuklu Kimya öğrencisi Esen Deniz Üstündağ da suçlamaları kabul etmedi. Olay günü kütüphaneden laboratuvara giderken kalabalığı gördüğünü ve durup izlediğini ifade eden Üstündağ, “Hep böyle olaylar yaşanır fakat bu olayda fiili olarak hedef gösterilip tutuklandık. Okulum 2 yıl uzayacak. Eğitim hakkım gasbedildi. Hiçbir örgütle bağım yok” diyerek tahliye ve beraat talep etti.

Sevde Öztürk, “Olay günü ders çalışmak için kütüphanedeydim. İki farklı görüşte grubun karşı karşıya kalıp fiziksel temas olamaksızın bir tartışma yaşanıyordu. Masayı açan grup kışkırtmaya çalışıyordu. Sloganlar siyasi eleştiri kapsamına girer. Atılan sloganlarla nasıl terör örgütü ile organik bağı bulunmuş anlamak zor. Barış içerikli sloganlardan terörist olarak yaftalanmayı kabul etmiyorum. Dünyanın her yerindeki savaşa karşıyım. Propaganda amaçlı değil siyasi içerikli atılmıştır” dedi. 

Tutuklu Kübra Sağır da “Dekan ve sivil polisler masanın kaldırılması çağrısı yaptı. Herhangi bir örgütle bağım yok. Masa açan grup tarafından çekilip basına dağıtılan görüntülerden dolayı 3 aydır tutukluyum. Kamuoyuna terörist diye yaftalandım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum“ dedi. 

Tutuklu İsmail Gürler de, "Slogan atmadım. Sloganlarda şiddet içeren örgüt propagandası yoktu. Şiddet içeren eylem sergilemedim. Görüntülerde de görülecektir, ellerim cebimde uzak bir noktada olanları izliyorum. Olaydan sonra okula gitmekten vazgeçmedim. Ama bir gün okuldan çıktığım anda yaka paça gözaltına alındım. iki buçuk saat ekip otosuyla gezdriler, darbettiler. Nezaret girişinde arkadaşım Muhammet Bilgin ile beraber bizi çıplak halde soydular ve bizi o halde dövdüler“ dedi.

Türk Dili Edebiyatı hazırlık sınıfı öğrencisi Tutuklu Enes Karakaş, "Masayı açanlara siyasal eleştiri mahiyetindeki sloganlarla karşı çıkıldı. Karşı taraftan sizin derdiniz 'Türk bayrağı ve şehitler' diye ötekileştirici ve manipüle edici beyanlarda bulunuldu. Ben de bunun üzerine Çiftlik Bank benzetmesi yaparak popülist siyasi eleştiri yaptım" dedi. 

Sosyoloji öğrencisi Tutuklu Mete Ulutaş da mezun olmasına 3 ders kaldığını ifade ederek, "3 yıldır veganım hayatımı başka bir canlının zarar görmemesi üzerinden sürdürüyorum. Dolayısıyla herhangi bir terör örgütü ile bağım yok. Kaçmadım saklanmadım. Okuluma devam ettim. Yüksek lisans başvurum yarım kaldı. Eğitim hakkımın daha fazla engellenmemesi için tahliyemi talep ediyorum" dedi. 

Tutuksuz yargılanan öğrencilerden İbrahim Musab Curabaz savunmasında “Şiddetin propagandasını yapıyor olmak 2016'da Kızılay'da meydana gelen patlamayı yaşayan benim için kabul edilemez bir suçlama” dedi. Tutuksuz yargılanan diğer öğrenciler de suçsuz olduklarını beyan ederek beraat talebinde bulundular.

Öğrencilerin ardından avukatların savunmalarına geçildi. Öğrencilerin avukatlarından Aynur Tuncer dosyadaki hukuka aykırı deliller üzerine, Metin Sezgin eylemin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği üzerine, Levent Pişkin ise atılı suçun unsurlarının oluşmadığı yönünde savunma yaptı. Avukat Yıldız İmrek de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) karalarından örnekler sunarak hak ve özgürlüklere ilişkin beyanlarda bulundu. Avukatlar ilk aşamada derhal beraat, mahkemenin aksi kanaati halinde ise tahliye talebinde bulundular.

Öğrencilerin tümü HHGB'yi kabul etti.

Muhammet Bilgin’in avukatı Tora Pekin de savunmasında müvekkili ile İsmail Gürler’in Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde çırıl çıplak soyularak dövüldüğünü söyledi. Pekin, müvekkili nezdinde bütün tutuklu öğrencilerin kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkının yanı sıra öğrenim ve eğitim haklarının da zarara uğradığını söyledi. Pekin, tutuklu öğrencilerin cezaevinde değil yurtlarında, evlerinde kitap okuması gerektiğini belirterek dosya kapsamında tutuklu yargılanan 14 öğrenci içim tahliye talep etti.

Savcı mütalaasında delil değerlendirilmesi yapılmadan karar verilemeyeceğini söyleyerek derhal beraat talebinin reddini istedi. Savcı ayrıca, dijital materyallerin incelenmesinin beklenmesi ve lokum dağıtan öğrencilerin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesini talep etti. Savcı, tutuklu yargılanan Agah Suat Atay, Tevger Uzay Tulay, İsmail Gürler, Berke Aydoğan, Sevde Öztürk ve Muhammet Bilgin’in tahliye edilmesini, diğer tutuklu öğrencilerin eylem yoğunluğu ve video görüntüleri sebebiyle tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Savcı, tutuksuz yargılanan doktora öğrencisi Kültigin Demirlioğlu’nun yurtdışında aldığı eğitim sebebiyle adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.


DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMA: 70 BİN ÖĞRENCİYE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ

Fotoğraf: DHA

Duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 32. Ağır Ceza Mahkemesi önünde basın açıklaması yapan öğrenciler, aileler, tutuklu öğrencilere özgürlük talep etti.

Ortak açıklamada ve Boğaziçi Öğrencileri adına yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “komünistlere okuma hakkı vermeyeceğiz” diyerek öğrencileri hedef gösterdiği belirtildi. Ortak açıklamada “Eğitim hakkı elinden alınan 70 bin öğrenciye özgürlük ve adalet istemek için buradayız. Bağımsız, özgür, demokratik üniversite hakkımızın elimizden alınmaya çalışılmasından, akademiye, kültürel, sanatsal faaliyetlere yaptığınız saldırılardan sıkıldı. KHK’lerinize, OHAL’inize, kayyımlarınıza, baskılarınıza, tutuklamalarınıza ‘Tamam’ diyoruz.” denildi. Açıklamanın ardından söz alanlar tahliye taleplerini yineledi. 

Tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Deniz Yılmaz'ın babası Bülent Yılmaz: Biz bugün aileler olarak buraya bu eğitim hakkımızı tekrar teslim almaya geldik. Akademik özgürlükleri savunmak, bizce aslında demokrasiyi savunmaktır, barışı savunmaktır, özgürlükleri savunmaktır, kardeşliği savunmaktır. Tutuklu bulunan çocuklar, öğrenciler ve yargılanan arkadaşları sadece barış, özgürlük, eğitim ve öğrenim hakkı demişlerdir. Şimdi onların biran önce bu yargı kıskacından kurtulmaları gerekiyor. 

Akademisyen Prof. Dr .Binnaz Toprak: Boğaziçi bütün öğrencilere özgürlük veren, özgürlük tanıyan bir üniversitedir. Boğaziçi'den her zaman öğrencilerin farklı fikirleri olmuştur. Burada diyorlar ki eğitim hakkı gasbedilemez. Benim bulunduğum yıllar boyunca başörtülü öğrenciler için bizler aynı şeyi söyledik. Hiçbir başörtülü öğrencinin başörtülü diye Boğaziçi'den uzaklaştırılmadı. Boğaziçi Üniversitesi'nden elinizi çekin, öğrencilerimizin üzerinden elinizi çekin. 

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu: Bu zulüm ve zindan iktidarına ayın 24’ünde son vereceğiz. Son iki yılda parlamentodan daha çok burada oldum, bu meydandaki açıklamalar demokrasi mücadelesinin hafızası olacaktır. Bu düzene son vereceğiz.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker:  Bu çocuklar bir an önce beraat etmeli ve derslerinin başına dönmeli. Barış diyen herkesi düşman belleyen iktidar anlayışı bu ülkeye huzur getirmeyecek. 

CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok: Sorgulamayan bir toplum yaratmak istiyorlar. Bunun için üniversiteleri öğrencileri hedef alıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. 

HDP Milletvekili Adayı Oya Ersoy: Hiçbir iktidar üniversitelerin mücadelesini engelleyemedi bu da engelleyemeyecek. Aklın bilimin ülkesini kurmak için 24’ünde birlikle tamamlayalım diyoruz.

HDP Milletvekili Adayı Erkan Baş: Onların istediği üniversite öğrencilerinin emekçilere halka karşı sorumluluklarını unutmaları, üniversite öğrencilerinin bu ülkenin özgürlük mücadelesinde yerini almamasıdır. Ama bunu başaramayacaklar.

HDP Milletvekili Adayı Ahmet Şık: Neden savaşı kutsadıklarını barıştan neden bu kadar korktuklarını biliyoruz; kurdukları suç düzeni devam etsin diye. O suç düzenini yöneten mafya saltanatı yerinde kalsın diye savaşıyorlar. Ama kuşkum yok bu ülkeye barış, demokrasi, özgürlük gelecek. Yaşasın hürriyet. 

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Haziran 2018 15:24
www.evrensel.net