'Üniversitedeki katliamdan rektör ve YÖK sorumlu'

Eskişehir'de üniversitedeki katliamı değerlendiren yurttaşlar, uyarıları dikkate almayan yetkililerin sorumluluğu olduğunu söylüyor.

Beren KÜÇÜKYILMAZ
Samim Kerem SAYIN
Eskişehir

Eskişehir’de 4 üniversite çalışanının öldürülmesini yorumlayan Eskişehirliler, katliamdan uyarıları ve şikayetleri dikkate almayan Rektörlük ile YÖK’ün sorumlu olduğunu söylüyor.
Eskişehir’deki Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Volkan Bayar adlı araştırma görevlisinin, 4 akademik personeli ruhsatlı silahıyla öldürmesinin ardından, OHAL ile birlikte Türkiye’de kol gezen ihbarcılık, iftira ve şiddet atmosferi tartışılıyor. Üniversitede yaşanan katliam tartışılmaya devam ederken, konuştuğumuz Eskişehirliler, yaşanan katliamdan Rektörün ve YÖK’ün sorumlu olduğunu söylüyor. Eskişehirliler, OHAL’in böyle katliamlara zemin hazırladığını ifade ediyor.

Emekli bir işçi olan Ali Hasan, yaşananların öncelikle bir vahşet olduğunu söylüyor. Olayın Rektörlüğün katil zanlısını yılarca korumasından, yapılan suç duyurularına kulaklarını tıkamasından dolayı kaynaklandığını belirten Ali Hasan, OHAL’le birlikte ihbarcılığın tavan yaptığını söylüyor: “İnsanlar birbirlerini gereksizce suçlayabiliyor ve bu suçlamalar ihbar olarak kabul ediliyor. Bu tür olayların olmaması için ülkede demokrasi ve bağımsız yargı olmalı. Üniversitede yaşanan olayla ilgili rektörün ve diğer sorumluların görevden alınması gerekiyor.”

‘ŞAHIS BELLİ Kİ BİRİLERİ TARAFINDAN KORUNMUŞ’

Eskişehir Anadolu Üniversitesinde öğrenim gören Melih Yeni ise olayın iç yüzünün kendisini şaşırttığını anlatıyor. Rektörün ve YÖK’ün sorumsuzluğunun 4 kişinin canına mal olduğunu söyleyen Yeni, üniversitenin kendini bir yargı organı olarak görüp akademisyenleri daha soruşturmaları bitmeden uzaklaştırmış olduğunu ve katilin de kendini bir yargı organı görerek böyle bir yola girdiğini belirtiyor.

Ankara Gazi Üniversitesinde okuyan Yasir Güçlü de katliamdan Rektörün ve YÖK’ün sorumlu olduğunu belirtiyor. Katil zanlısı hakkında defalarca şikayette bulunulduğunu ancak bir adım atılmadığını hatırlatan Güçlü, “Bu cinayeti işleyen şahıs belli ki birileri tarafından korunuyormuş. Bu çok üzücü bir şey, şikayetlerin dikkate alınmaması daha da üzücü bir şey” diyor.

‘OHAL’DE İNSANLARI KARALAMAK KOLAY OLDU’

Anadolu Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencisi Sinem Ayırtır da üniversitedeki katliamı değerlendirirken OHAL’i işaret ediyor: “OHAL döneminde insanları karalamak daha kolay oldu. Ben bu cinayetleri OHAL’e bağlıyorum.” Bireysel silahlanmanın Türkiye’de devasa boyutlara ulaştığını söyleyen Ayırtır, “Silah poliste olur, askerde olur anlarım ama bir öğretim görevlisinde neden silah olur, anlamıyorum. Üstelik bu adamın psikolojik sıkıntılarının olduğu söyleniyor” diyor. Anadolu Üniversitesinde bilgisayar öğretmenliği okuyan Fatih Güngör de OHAL döneminde insanların haksız yere suçlanabildiğini ve üniversitelerde ihbarcılığın arttığını söylüyor. Güngör, okulda kendisini güvende hissetmediğini de aktarıyor: “Üniversitelere çok rahat silah sokulabiliyor. Buralarda büyük ihmaller var.”

‘ÜNİVERSİTELER DİNGONUN AHIRINA DÖNDÜ!’

Osmangazi Üniversitesinde sınıf öğretmenliği okuyan Sıla Fidan da OHAL ile birlikte bireysel silahlanmanın arttığını hatırlatarak insanların kendilerini güvende hissetmediğini ifade ediyor. Fidan, “Olay yeriyle derslikler karşı karşıya. O an hocaların odasında öğrenciler olsa onlar da öldürülecekti. Bu katliamın ardından Rektör istifa etmeli” diyor. Anadolu Üniversitesinden mezun olan Erol ismindeki genç de “Üniversiteler resmen dingonun ahırına döndü” diyerek tepkisini gösteriyor. Erol, “Olay, basit bir öldürme olayı değil. OHAL döneminde herkes birbirine çok rahat bir şekilde çamur atabiliyor.” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Nisan 2018 21:37
www.evrensel.net