Şeker fabrikalarının satışına karşı 1 milyon 690 bin imza

Şeker-İş, 15 şeker çuvalı dolusu özelleştirme karşıtı imzayı Başbakan'a iletmesi için Türk-İş'e verdi. İzmir kent konseyleri de satışa tepki gösterdi.

Şeker-İş Sendikası, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı toplanan imzaları Başbakana iletmek üzere Türk-İş’e teslim etti. Sendika Genel Merkezi önüne gelen yüzlerce işçi, “Şeker vatandır, vatan satılamaz” sloganı attı. Şeker fabrikalarının özelleştirmesine karşı toplanan 1 milyon 690 bin imza, açıklamanın yapıldığı Başkanlar Kurulu Salonunda, 15 şeker torbasının içinde yer aldı. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Devlet elini şekerden çekmesin. Bu yol çıkmaz bir yol, bu yoldan vazgeçin. Özelleştirmenin bedelini hepimiz zehirlenerek öderiz” dedi.

15 ÇUVAL İMZANIN PEŞİNDE MİLYONLAR VAR

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşın Türkiye genelinde toplanan 1 milyon 690 bin imza, Şeker-İş Sendikası tarafından Başbakan Binali Yıldırım’a iletilmek üzere Türk-İş Genel Merkezine getirildi. Yapılacak açıklama öncesinde Türk-İş Genel Merkezi önüne gelen yüzlerce işçi özelleştirmeyi protesto ederek sloganlarla toplantı salonuna girdi. İşçiler, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Şekeri satanı biz de satarız”, “Şekere uzanan eller kırılsın”, “Vur vur inlesin Hükümet dinlesin” sloganları attı. Toplanan imzalar 15 şeker çuvalına konarak basın açıklamasının yapıldığı solona getirildi. Açıklamada konuşan Atalay, özel şirketlerin kâr etmeyeceği bir işe girmeyeceğini belirtti ve “Özelleştirme ile sadece şeker fabrikaları kapanmayacak. Bunun arkasında 200 bin çiftçi var, esnaf var, halk var” dedi.

‘FABRİKALAR KAPATILINCA DÜŞÜRÜLEN KOTANIN NE ANLAMI VAR?’

Atalay, özelleştirmeye karşı tepkilerin yükselmesi üzerine hükümetin NBŞ’de kotayı yüzde 5’e düşürdüğünü ifade ederek “Şeker fabrikaları kapatılınca düşürülen kotanın ne anlamı var?” diye sordu. Nişasta bazlı şekerin sermayesinin çok olduğunu ancak her geçen gün insanları zehirlediğini söyleyen Atalay, Sağlık Bakanlığının ilk defa bu yıl nişasta bazlı şekerin zararlı olduğunu açıkladığını dile getirerek teşekkür etti. Şeker fabrikaları kapatılırsa, piyasada daha da yaygınlaşacak nişasta bazlı şekerle insanların her geçen gün zehirleneceğini ifade eden Atalay, “Özelleştirmenin bedelini işçi, işsiz, öğrenci, çiftçi, halk ödeyecek. Zengine bir şey olmayacak. Yoksul, sağlığını kaybedecek. Zengin zaten ucuz mal yemiyor, nişasta bazlı katkı maddelerinden yemiyor” dedi.

‘DEVLET BİZİMLE OLSUN’

Devletin elini şekerden çekmemesi gerektiğini söyleyen Atalay, özelleştirmeyi kimi AKP milletvekillerinin de savunmadığını ve karşı çıktığını vurguladı. Atalay, “Bu yol çıkmaz bir yol, bu yoldan vazgeçin. Devlet burada olsun, bizimle olsun. Devlet elini şekerden çekerse nişasta bazlı şeker lobisine prim vermiş olur. Nişasta bazlı şekerin ardında zenginler var, kâr var, rant var” dedi. Açıklama sonunda, şeker işçileri toplanan 15 çuval imzaya atıf yaparak Atalay’a “Çuvalları sırtımızda taşıyarak Meclise götürelim” önerisinde bulundu. (Ankara/EVRENSEL)


İZMİR KENT KONSEYLERİ ŞEKERDEKİ SATIŞA TEPKİ GÖSTERDİ

İzmir Kent Konseyleri de bir açıklama yaparak şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki gösterdi.

Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yapılan ve kent konseyi temsilcilerinin katıldığı açıklamada “Şeker fabrikaları halkındır, sattırmayacağız” ve “İyice tadını kaçırdınız. Mısır şurubunu istemiyoruz” dövizleri açıldı. Burada konuşan Seferihisar Kent Konseyi Başkanı Ekrem Gün, şeker fabrikalarının satılmak istenmesiyle imece ve kooperatifleşme kültürünün yarattığı sosyal aydınlanma anlayışına da darbe vurulmak istendiğini dile getirdi.

İzmir Kent Konseyleri şeker fabrikalarının satışına tepki gösterdi
İzmir Kent Konseyleri şeker fabrikalarının satışına tepki gösterdi

ET VE BALIK KURUMU ÖRNEĞİ HATIRLATILDI

Şeker fabrikalarının neden ve nasıl zarar ettiğinin sorgulanması gerektiğini de ifade eden Gün “Şeker fabrikaları bulundukları kentin ekonomik ve sosyal dünyasında lokomotif durumdadır. Satışından yöre halkının tamamı etkilenecek. Daha önce özel sektöre devredilen Et ve Balık Kurumu, nelerle karşılaşabileceğimiz konusunda iyi bir örnektir. Tarım ve hayvancılık eriyerek yok olma noktasına gelmiştir. Artık et dışarıdan satın alınmak zorundadır ve dışa bağımlı et fiyatlarını kontrol etmek mümkün değildir. Oysa ülkemiz daha yakın bir zamana kadar dünyada kendi kendine yeten çok az ülkeden biriyken günümüzde dışa bağımlı sağlıksız sanayi gıdaları tüketen bir toplum haline getirilmiştir” dedi.

‘SATILMAK YERİNE ÇÖZÜM ÜRETİLSİN’

Vahşi kapitalizmin kâr etmenin önündeki bütün engellere savaş açmış olduğunu ekleyen Gün şunları söyledi: Kapitalizmin geleceğe dair çözüm önerilerinin merkezinde insan yoktur. Her zaman daha fazla kâr vardır. Bunun siyasetteki yansıması da özelleştirme mantığıdır. Biz İzmir Kent Konseyleri Birliği olarak, giderek dünyamızı yaşanmaz bir hale getiren bu özelleştirme mantığının karşısında olduğumuzu, bunun yerine daha insancıl çözümlerden yana olduğumuzu kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.” (İzmir/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Mart 2018 18:19
www.evrensel.net