Metal grevi yasaklandı

MESS sözleşmesi kapsamında 130 bin metal işçisinin 2 Şubat'ta başlayacak grevi, Bakanlar Kurulu tarafından yasaklandı. İşçiler ne diyor?

Metal işçileri sendikalarının patron sendikası MESS ile toplusözleşme sürecinin tıkanmasının ardından aldığı grev kararı sonrası yeni bir gelişme yaşandı. MESS sözleşmesi kapsamında 130 bin işçiyi kapsayan ve 2 Şubat'ta başlayacak olan grev, Bakanlar Kurulu’nun kararı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yasaklandı. Yasaklama kararının, patron sendikası MESS'in bugün işçi sendikalarıyla yapacağı görüşme öncesi alınması dikkat çekti.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanan kararın iki gün önce alındığı ortaya çıktı. Kararda yine işçilerin grevinin milli güvenliği tehdit ettiği ileri sürülerek “Türk Metal Sendikası, Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik-İş Sendikası tarafından ekli listede belirtilen işyerlerinde alınan grev kararı ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından aynı işyerleri için alınmış lokavt kararının, milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğünden dolayı 60 gün süreyle ertelenmesi Bakanlar Kurulu’nca 24 Ocak 2018 tarihinde alınmıştır” dendi.

İNSANCA YAŞANACAK ÜCRET İSTEMEK Mİ SUÇ!

Grev yasağına ilk tepki facebookta oluşturulan Metal İşçilerinin Sesi’nden geldi. Siteden yapılan açıklamada “Grevimiz yasaklandı! 3 sendikanın aldığı grev kararı Bakanlar Kurulu kararıyla milli güvenliği bozucu nitelikte görüldü. Fabrikalar üretim rekorları kırarken işçilerin insanca bir ücret talep etmesi, sefalet ücretini kabul etmemesi, MESS dayatmalarına boyun eğmemesi hükümet tarafından milli güvenliği bozucu nitelikte görüldü. Bu sahte suçlamalara karnımız tok! Grev yasağını tanımıyoruz! MESS-Hükümet eliyle hak arama mücadelemizin bastırılmasına sessiz kalmayız” dendi. 

BİRLEŞİK METAL-İŞ: 2 ŞUBAT'TA GREVDEYİZ!

Birleşik Metal-İş Sendikası, hükümetin grev yasağını tanımadıklarını, daha önce duyurdukları gibi 2 Şubat’ta greve çıkacaklarını bildirdi. 

Sendika Genel Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, grevin MESS ile yapılacak toplantı öncesinde yasaklanmasının hükümetin MESS patronlarına açık desteğinin göstergesi olduğu belirtildi. “Biz de Anayasal hakkımız olan grev hakkımıza yapılan bu fütursuzca saldırıyı hiçe sayıyor ve tanımıyoruz. İşçi düşmanı hükümete karşı metal işçileri bugünden başlayarak gereken cevabı verecektir” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bizler grev yasağını, daha önce EMİS işyerlerinde tanımadığımız gibi şimdi de Tanımıyoruz. Bugün metal işçileri olarak işyerlerinde grev yasağını açıklayanlara ve sermayeye cevabımızı üretimden gelen gücümüzü kullanarak vereceğiz. Sendikamız, MESS’e bağlı 30 işyerinde 12 bine yakın işçi adına almış olduğu grev uygulama kararını 2 Şubat’ta hayata geçirecektir. Tüm emek dostlarını, Birleşik Metal üyesi işçilerin bu haklı mücadelesine destek vermeye davet ediyoruz.” 

Sendikanın resmi Twitter adresinden de "#2ŞubattaGrevdeyiz" etiketiyle yapılan açıklamada, "İşçi ve emek düşmanı hükümet Metal işçilerinin grevini gene yasakladı. Biz senin yasağını tanımıyoruz" denildi. 

TÜRK METAL TEKLİFİNİ AŞAĞI ÇEKTİ

Türk Metal ile MESS yasak kararının hemen ardından bir araya geldi. Toplantının ardından Türk Metal’den açıklama yapıldı. Buna göre MESS en son yüzde 6,4 zam teklifini yüzde 13,2 olarak yeniledi. Sosyal haklara da yüzde 13,2 artış dayatan MESS, 3 yıllık sözleşmede ısrar etti. Türk Metal ise sözleşmenin 2 yıllık olması koşuluyla, teklifini ilk 6 ay için yüzde 38’den yüzde 30’a çekti.

Yasak kararıyla ilgili Türk Metal’den yapılan açıklamada “Grev hakkımızın, çeşitli gerekçelerle yasal olarak kullanılmasını engellemek, özgür toplu sözleşme düzenine vurulmuş bir darbedir” dendi. Sendika Genel Başkanı Pevrul Kavlak’ın bugün açıklama yapacağı bildirildi.

TÜRK METAL SENDİKASI BAŞKANLAR KURULU GEBZE'DE TOPLANDI YARIM SAAT İŞE GEÇ BAŞLAMA EYLEMİ KARARI ALDI

Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu’nun Gebze’de yaptığı toplantıda hükümetin grevi yasaklamasına tepki gösterdi. Başkanlar Kurulu kararında grevin ertelenmesine tepki olarak eylemlerin kararlılıkla devam edeceği ifade edilerek.”Buna göre toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerimizde 29 Ocak 2018 Pazartesi sabahından başlayarak her gün iki vardiyada üyelerimiz tepkilerini işe gelişlerinde ortaya koyacaklar, sabah ve öğle vardiyalarında işe yarım saat geç başlayacaktır” denildi.

Başkanlar Kurulu açıklamasında MESS’in çağrısı üzerine 29 Ocak 2018 günü MESS ile devam edilecek müzakerelerle ilgili de şöyel denildi “Başkanlar Kurulu, toplu iş sözleşmesinin iki yıllık olması, kıdem zammının uygulanması, ikramiyelerde kıstalyem esasının uygulanmaması ve insan onuruna yaraşır bir ücret zammı için kararlı olduğunu bir kez daha açıklamaktadır. Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu, metal işçileri için artık bıçağın kemiğe dayandığını bir kez daha ilan etmekte, MESS’i aklıselim davranmaya, gelinen durumun çalışma hayatında geri dönülemez ve telafi edilemez sonuçlar doğurmaması için bundan sonraki süreçte tüm tarafları da sağduyulu bir tutum almaya çağırmaktadır.”

ÇELİK-İŞ'TEN İŞE YARIM SAAT GEÇ BAŞLAMA EYLEMİ

Grev yasağının ardından Çelik-İş sendikası haftada 4 gün işe yarım saat geç başlama kararı aldı.

Metal İşverenleri Sendikasına (MESS) bağlı bazı işverenler, Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş'in grev kararının ardından lokavt kararı vermiş, hükümet ise hem grevi hem de lokavtı yasaklamıştı. MESS, yasağın ardından sendikaları tek tek görüşmeye çağırarak teklifini 13,2’ye çekip 3 yıllık sözleşme dayatmasına devam etmişti. Sendikalar MESS’in teklifini reddetti. Çelik-İş Sendikası da MESS’in 13,2’lik ve 3 yıllık teklifini reddetti.

MESS’in dayatmasına karşı Çelik-İş Sendikası Genel Merkezi yaptığı toplantı ile Pazartesi gününden itibaren Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri işe yarım saat geç başlama kararı aldı. Karara göre işçiler iş başlama saatinde tezgah başında olup yarım saat üretim yapmayacaklar. TEMSA işçileri de alınan karar doğrultusunda haftada 4 gün yarım saat işe geç başlama eylemine katılacaklar.

ÇELİK-İŞ KİMİN SENDİKASI?

Trakya’da Çelik-İş Sendikasının örgütlü olduğu Termo Teknik’te çalışan bir işçi “Grev yasağı AKP’nin patronların arkasında olduğunu gösterir. Hükmet bu işe niye karışır. Fabrikada bir çoğumuz AKP'ye oy verdik, ama o bizi MESS’e ezdiriyor. Sendikalar bu aşamadan sonra ortak hareket etmeli. Bu yasağa tepki koymalılar” dedi. İşçilerin huzursuz olduğunu ve “fabrikanın kaynadığını” söyleyen işçi, “Sendikalar yasağın arkasına sığınmamalı. Etkili eylemlere hemen başlanmalı. Her zamanki gibi bir gece ansızın imzalanırsa sendikacılar fabrikaya girmeye çalışmasın. Biz bu yasağı tanımıyoruz. Çelik-İş Hükümeti mi, MESS’i mi dinleyecek, yoksa işçiyi mi? Kimin sendikası olduğunu buradaki tutumu belirleyecek” diye konuştu. 

Çelik-İş Genel Başkanı Yunus Değirmenci yaptığı açıklamada, “MESS, hükümetin almış olduğu grev yasağının arkasına sığınmasın, bu karardan medet ummasın. Taleplerimiz karşılanmadığı sürece, üretimden gelen gücümüzü devreye sokmaktan geri durmayacağız” diye konuştu. 

RETTİNG METAL'DE DAYANIŞMA EYLEMİ

retting metal
Rettig Metal işçileri

Hükümetin metal grevi yasağına işçilerin tepkileri sürüyor. MESS kapsamındaki fabrikaların yanı sıra diğer metal fabrikalarda da yasak protesto edildi. Eylem yapılan fabrikalardan biri de Birleşik Metal-İş Sendikası'nın örgütlü olduğu Kemalpaşa'daki Rettig Metal oldu. 

Vardiya arasındaki eylemde işçiler tüm metal işçilerine selam yollayarak mücadelenin ortak olduğunu vurguladılar. “Onların OHAL'i varsa bizim de grevimiz var” ve “Patronlara kıyak işçilere yasak. Grev yasağına hayır” dövizleri açan işçiler “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” ve “Fabrikalar MESS'e mezar olacak” ve “Hey MESS şaşırma sabrımızı taşırma” sloganlarını attı. (İzmir/EVRENSEL)

GREV HAKKI ENGELLENEMEZ

Gebze’de bulunan fabrikalardan Fontana’dan bir işçi “Grevimizin yasaklanacağı bilindiği için bir şaşkınlıkla karşılanmadı. Yürüyüşümüzde çevre fabrikalardan işçi arkadaşlar destek verdi ve gelen vardiya ile 1 saatlik iş durdurma eylemi yaptık” dedi. 

MESS kapsamın dışında olan fabrikalardan Weidmann işçileri ise şu açıklamayı yaptı: “Grev hakkımız engellenemez. Biz Weidmann olarak sendikamızın aldığı her türlü eylemlere tam destek vermeye hazırız. Yaşasın işçi sınıfı, yaşasın örgütü mücadele.” (Gebze/EVRENSEL)

GREV YASAĞI İŞÇİLERİ ÖFKELENDİRDİ

Metal işçileri ne diyor?
Metal işçileri ne diyor?

Grev yasağı haberini alan işçiler, hükümete tepki gösterdi. Yasak kararının açıklanmasının hükümetin tutumunu ortaya koyduğunu belirten işçiler, yasağa karşı fiili mücadelenin başlatılmasını istedi. 

Ranult işçileri grev yasağını şöyle değerlendirdi: “Grev yasağı karşısında herkes çok tepkili. Türk Metal’den açıklama bekliyoruz. Zaten güven yoktu sendikaya, bu olay da bir kez daha bunu gösterdi bize. Herkes oyununu oynadı, sürece yaydı ve sonunda oyunun finali bugün yapıldı. Her şey planlı programlı. Kent meydanlarına işçiyi taşıyıp ‘Güçlü güçlü Türk Metal’ sloganı attıranlar neredelerse çıksınlar ortaya. O güçlü Türk Metal’i göstersinler de görelim artık. TV programlarında bağırıp çağırmasını bilen Türk Metal Genel Başkanı Pevrul Kavlak bu yasak karşısında da aynı şekilde bağırabilecek mi? Bu yasağı tanımayıp, üretime yönelik eylem kararı alacak mı? Fabrikada huzur kalmaz diyordun. Hadi fabrikada huzur bırakma, ne yapacaksın merakla bekliyoruz. Bizim huzurumuz çoktan kaçtı huzurumuzu kaçıranlara gereken cevabını bekliyoruz. Grev yasağı oldu yapacak bir şey yok deyip düşük zamma imza atarak kimse kurtulamayacak. Bize açlığı dayatanlara hakkımızı helal etmiyoruz.”

Bursa’da Türk Metal’in örgütlü olduğu Bosch’ta çalışan bir işçi “MESS’i masada zorlayacak tek şey fiili mücadeledir. 2 Şubatı beklemeden her vardiyada 1’er saat üretimi durdurarak başlayalım. Hakkımızı almamızın önünde olan herkes, bunun hesabını bu işçiye verecek” dedi. 

İstanbul’da bulunan Beylikdüzü Arçelik’ten Türk Metal üyesi bir işçi ise şunları dile getirdi: “Hükümetin milli güvenliği tehdit olarak gördüğü bizim ekmek kavgamızdan başka bir şey değildir. İktidar yine hangi tarafa hizmet ettiğini açıkça göstermiştir. Hükümetin bu işçi düşmanı tutumunu kınıyoruz Sendikaların grev yasağına karşı ortak bir eylem kararı alması gerektiğini düşünüyoruz.” 

Gebze’de Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu Kroman Çelik işçileri de hükümete tepki gösterdi: “Hükümetin kimin için çalıştığı, niçin savaşa girdiğini gösteren bir tablodur. Fiili grev hakkımızı kullanmak için elimizden geleni yapacağız.” 

Sarkuysan işçileri fiili mücadeleye işaret ederek dayanışma çağrısı yaparken, Isuzu’tan bir işçi ise “Grev tarihi beklenilmeden bugünden greve çıkılmalı, istekler kabul görene kadar fabrikalar üretime durdurulmalı” çağrısını yaptı.

Türk Metal’in örgütlü olduğu Coşkunöz’den bir işçi ise tepkisini “Milli güvenlik bahane, her gün miting şahane! Bırakın bu ayakları her gün 3 defa oy toplamak için halkı toplamayı çok iyi başarıyor bu hükümet, o zaman güvenlik unsuru çiğnenmiyor mu? İşçi düşmanları bunlar. İşçi size hakkını helal etmiyor. Bakanlar Kurulu tekrar toplanıp, hükümetin mitinglerini de iptal etsin de görelim. Terörist miyiz lan biz. Bizim sırtımızdan bu hale geldiniz. İşçiler olmasa bu ülke batar” sözleriyle dile getirdi.

Çerkezköy’de kurulu B/S/H’ta çalışan bir işçi şunları dile getirdi: “Grev yasağının görüşme öncesi olması çok manidar. Grev yasağı ile hükümet işçilere MESS’in verdiği ile yetinin diyor. Yani açlıkla yaşamaya devam edin diyorlar. Ulusal güvenliği çok düşünüyorlarsa hükümet bize değil MESS’e işçilerin haklarını verin, grev olmasın desin o zaman. Grevin ulusal güvenlikle ne alakası var! Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Bu yasağı kabul etmemiz mümkün değil. Türk Metal hemen eylem kararı almalı. Grev gününe kadar üretimi yavaş yavaş durdurmalıyız. 2 Şubat’ta da tamamen durduralım. Cam işçileri bunu yaptı ve kazandı. Şimdi gün eylem ve grev günü.” 

Kocaeli’den Çelik Halat işçisi “Silahlar açıkça çekildi artık bundan geri dönüş olmaması gerekir. Grev sonuna kadar sürdürülmeli. Bu grevde başarıya ulaşamazsak uzunca yıllar daha geriye adım atmış olacağız. Şimdi işverenin eline güç geçti, artık eylemlerin artması gerekir” dedi. 

“Biz ne yaptık ki milli güvenliği tehdit edelim” diye soran Türk Traktör işçileri de hükümetin savaşı bahane etmemesi gerektiğini, emeklerinin karşılığını istediklerini söylediler. İşçiler “130 bin işçi demek aileleriyle 300 binden fazla seçmen de demek bunu anlamıyorlar herhalde. 2019 seçimlerinde ne yapacaklar?” diye sordular.

Öte yandan örgütlü oldukları Türk Metal’in toplusözleşmede yüzde 38’in altına imza atması durumunda biteceğini belirten işçiler, “İşçileri meydanlarda toplayıp slogan attırdı Türk Metal o kadar. Şimdi yüzde 38’in altına ne çabuk düşüp de yüzde 30 dedi MESS’e? Kıdem zammını hiç ağzına almıyor” dedi. İşçiler sendikanın aldığı eylem kararlarını eleştirerek “15 dakikalık eylemle hiç bir hakkı alamayacağımız belliydi” dediler. 

EMEK PARTİSİ: METAL GREVİ HAKTIR, YASAKLANAMAZ!

 Emek Partisi, MESS sözleşmesi kapsamında 130 bin metal işçisinin 2 Şubat'ta başlayacak grevinin, Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanması üzerine yazılı açıklama yaptı. Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan tarafından yapılan açıklamada, “hükümete cevabımız tüm sendikaların ve işçilerin topyekûn grev ve ortak direnişi olmalıdır” denildi.

Yaptığı açıklamada 12 Eylül darbesinin en hararetli savunucusu olan dönemin TİSK Başkanı Halit Narin’in “20 yıl işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde” dediğini hatırlatan Gürkan, “Aslında sermaye sınıfının o dönemdeki konumunu çok iyi özetlemişti. Şimdi de AKP hükümeti OHAL bahanesiyle, işçi haklarının sermayenin çıkarları doğrultusunda nasıl ellerinden alınacağının örneklerini her fırsatta sunuyor. AKP döneminde işçiler ne zaman hak istese, ne zaman yasal grev aşamasına gelse yasak üstüne yasağa başvuruyor. Öyle ki 15 yılda 13 grev yasaklayarak rekorlar kitabına girmeyi hak eden bir hükümet olmuştur” dedi.

“Milli güvenliği tehdit ettiği gerekçe gösterip 130 bin metal işçisinin grevini yasaklayarak sermayenin hizmetinde bir hükümet olduğunu bir kez daha kanıtlayan iktidar, böylece 12 Eylül darbecilerine rahmet okuttu” diyen Gürkan, şu ifadeleri kullandı:
 
“AKP de çok iyi biliyor ki; radyatör, otomotiv ve elektrik aksamı, demir profil, çamaşır makinası vb. üretimi yapılan fabrikalar milli güvenliği tehdit etmez. “Milli güvenliği” tehdit eden halkın barış taleplerini görmeyen bu iktidardır. Zaten metal patronları da bu politikaların ardında olduğunu açıklayarak grev yasağının da danışıklı dövüşle alındığını göstermiş/ispatlamış oldular.
 
Metal sektöründeki grev yasağını kınıyoruz. Metal İşverenleri Sendikası (MESS) üyesi patronlar dolu dizgin kâr ederken ve işçiler insanca yaşam için hak isterken; bu grev yasağı elbette ki patronların işine yaramıştır. Ama “hak yoksa üretim de yok” diyerek günlerdir alanları dolduran on binlerce işçinin sesine kulaklarını kapatan bu hükümet, artık sermayenin hizmetinde olduğunu bir kez daha tescillemiş ve işçinin “gözünden” düşmüştür.
 
2 Şubat günü yapılacak grevi yasaklayan/erteleyen hükümete cevabımız tüm sendikaların ve işçilerin topyekûn grev ve ortak direnişi olmalıdır. Grev işçilerin temel ve anayasal hakkıdır; ertelenemez ya da yasaklanamaz.” 

KANİ BEKO: MİLLİ GÜVENLİK DEDİKLERİ SADECE ve SADECE PATRONLARIN GÜVENLİĞİDİR

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Kani Beko, Bakanlar Kurulu kararı ile metal işçilerinin grevinin yasaklanması üzerine bir açıklama yaptı. DİSK Genel Başkanı Kani Beko yaptığı yazılı açıklamada “Milli güvenlik dedikleri sadece ve sadece patronların güvenliğidir” dedi. MESS grup toplu iş sözleşme görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından alınan grev kararı bir kez daha bakanlar kurulu kararıyla yasaklandı. Hükümetin Türkiye tarihinin en büyük grev yasağına imza attığına dikkat çeken Beko, “Birleşik Metal İş sendikamız, 30 işyerinde 12 bin üyeyle birlikte almış olduğu grev kararına ilişkin yasaklama kararını tanımayacağını ilan etmiştir” dedi.

“Anlaşılmıştır ki, milli güvenlik dedikleri sadece ve sadece patronların güvenliğidir. İşçinin sofrasına koyacağı ekmek talebi, patronlar için güvenliği bozucu niteliktedir” diyen Beko şunları söyledi:

‘OHAL’i millete karşı ilan etmedik’ diyenler, OHAL’i ve grev yasaklarını millete karşı bir silah olarak kullanmaya devam etmektedir. Unutulmasın ki, bu ülkenin gerçek sahipleri, bu ülkeyi emeğiyle var eden işçilerdir.

Grev yasakları, anayasanın açıkça ayaklar altına alınması anlamına gelmektedir! İşçiler bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe teslim olmayacaktır. Birleşik Metal İş sendikamıza üye metal işçileri, işyerlerinde bildiri okuyarak, fabrika önlerinde basın açıklamaları yaparak, iş bırakarak, fazla mesaiye kalmayarak, işyerlerine toplu yürüyüşler yaparak ve meydanlara çıkarak kararlılıklarını göstermiş, OHAL’e güvenip grev yasağına yaslanan MESS’e ve kamuoyuna grev yasağını tanımayacaklarını ilan etmiştir.

Daha çok kar için işçileri düşük ücretlerle, iş güvenliğinden yoksun bir biçimde çalıştırmak isteyen metal işverenlerinin güvencesi, hak aramanın önünde engel teşkil eden OHAL, grev yasakları ve hükümettir.

İnsanca yaşamak isteyen metal işçilerinin güvencesi ise işçi sınıfının birliği, mücadelesi ve dayanışması olacaktır.

Bu bilinçle Birleşik Metal İş sendikamızın ve metal işçilerinin grev kararlılığını selamlıyor, işçileri milletten saymayan, onların ekmek talebini tehdit olarak gören ve yalnızca patronların güvenliğini düşünen grev yasakçılarına ve grev yasaklarına karşı işçi sınıfının birliğini ve dayanışmasını yükseltiyoruz.”

MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

CHP PM Üyesi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Bakanlar Kurulu kararı ile metal işçilerinin grevinin yasaklanmasını Meclis gündemine taşıdı. TBMM Başkanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Yüceer, grev hakkının emekçilerin büyük mücadeleler sonunda elde ettiği bir hak olduğunu kaydetti. 

AKP’NİN YASAKLADIĞI 14. GREV

MESS kapsamındaki onlarca fabrikada çalışan 130 bin işçinin greviin yasaklanmasıyla birlikte AKP Hükümetinin, iktidarda olduğu boyunca yasaklanan grev sayısı 14 oldu. Grevlerin büyük kısmı milli güvenliği bozucu olduğu gerekçesiyle yasaklanırken, kimi yasaklara ek olarak “genel sağlığı bozduğu” gerekçesi de gösterildi.

- AKP Hükümetinin yasakladığı ilk grev 1 Temmuz 2003’te Petrol-İş’in örgütlü olduğu Petlas Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ’deki grev oldu. Grev Hükümet tarafından yasaklandı.

- Hükümet 8 Aralık 2003’te, Kristal-İş üyesi 5 bin Paşabahçe işçisinin grevini daha başlamadan yasakladı.

- Camda yasağın kalkmasının ardından, Paşabahçe işçileri 30 Ocak 2004 günü greve yeniden başladı. Ancak AKP, grevi ikinci kez yasakladı. Milli güvenliği bozucu gerekçesine genel sağlık gerekçesi de getirildi.

- 21 Mart 2004’te Lastik-İş’in toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlanınca 20 ayrı fabrikada 5 binin üzerinde işçinin aldığı grev kararı Bakanlar Kurulu tarafından yasaklandı.

- 1 Eylül 2005’te, Türkiye Maden-İş’in örgütlü olduğu Erdemir Madencilik’teki grev de yasaklandı.

- 27 Haziran 2014’te 5 bin 800 işçinin Şişecam’a bağlı 10 cam fabrikasında 8 gündür sürdürdüğü grev, genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu gerekçesiyle yasaklandı.

- 21 Temmuz 2014’te ise Bakanlar Kurulu, Çöllolar Kömür Sahası işyeri ile Çayırhan Kömür İşletmesinde, Türkiye Maden İşçileri Sendikası tarafından alınan grev kararını, genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu gerekçesiyle yasakladı.

- 30 Ocak 2015’te Bakanlar Kurulu, Birleşik Metal-İş’in, aralarında Anadolu Isuzu, Demisaş Döküm, Federal Mogul, Sarkuysan ve Türk Prysmian Kablo’nun da olduğu 22 fabrikada ilan uyguladığı grevi yasakladı.

- Hükümet toplu iş görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine Asil Çelik’te ilan edilen grevi yasakladı.

- Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu EMİS’e bağlı işyerlerinde 20 Ocak 2017’de başlayan grev, Erdoğan’ın da imzasının bulunduğu bir kararla ‘milli güvenliği bozucu’ nitelikte olduğu gerekçe gösterilerek yasaklandı.

- 20 Mart 2017 tarihinde Resmi Gazete yayımlanan kararla, Akbank grevi ‘Ekonomik ve finansal istikrarı bozucu nitelikte’ olduğu gerekçesiyle başlamadan yasaklandı.

- Şişecam işçilerinin grevi “milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu” gerekçesiyle başlamadan yasaklandı.

-Mefar İlaç’ta Petrol-İş Senrdikası’nın grevi yasaklandı. 

-26 Ocak’ta MESS kapsamındaki fabrikalarda çalışan 130 bin işçi adına alınan grev kararı, milli güvenliği bozucu olduğu iddiasıyla yasaklandı. 

HER FIRSATTA GREV YASAĞI KAPSAMINI GENİŞLETTİLER

Grevleri erteleme adı altında yasaklayan hükümet, eline geçtiği her fırsatta grev yasağı kapsamını genişletmeye çalıştı. 2012 yılında THY yönetimi ile Hava-İş Sendikası arasında süren sözleşme görüşmelerinin tıkanması ve grev aşamasına gelmesi üzerine hükümet apar topar havacılık işkoluna grev yasağı getiren yasayı Meclise getirdi ve 29 Mayıs 2012’de AKP’nin oylarıyla kabul edildi. Yasak ancak 7 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ile kaldırıldı. 

Hükümet OHAL döneminde de çıkardığı 678 sayılı KHK ile grev yasağı kapsamını genişletti ve kolaylaştırdı. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 63.maddesinde “Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir” olarak yer alan grev erteleme koşullarına “büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte olması” durumu eklendi.

ERTELEME DEĞİL, YASAKLAMA

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 63. maddesi “grev ertelemeleri” başlığını taşısa da aslında bu bir yasaklama anlamına geliyor. Kanuna göre Bakanlar Kurulu grevleri 60 gün süreyle erteliyor. Grevler Bakanlar Kurulu kararıyla durdurulduğunda tarafların anlaşmamaları halinde grevlerin yeniden başlaması yasal olarak olanaklı değil. Bu nedenle 60 gün içinde taraflardan ya anlaşmaları bekleniyor ya da toplu iş sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu tarafından sonuçlandırılıyor. Bu yapılmazsa sendikanın toplu iş sözleşme yetkisi düşüyor. Dolayısıyla yapılan erteleme değil, açıkça grevin yasaklanmasıdır.

İ. Sabri DURMAZ yazdı: İşçi taleplerinin ‘milli güvenlik’le hiçbir ilgisi yoktur!

ERDOĞAN, OHAL'İ GREVLERİ YASAKLAMAK İÇİN KULLANDIKLARINI İTİRAF ETMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 12 Temmuz 2017'de patron temsilcilerine yaptığı açıklamada OHAL'i patronlar rahat etsin, işçiler greve çıkamasın diye kullandıklarını itiraf etmişti.

Erdoğan'ın kullandığı ifadeler şöyleydi: "Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine. Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL'den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız."  (İŞÇİ SENDİKA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Ocak 2018 13:26
www.evrensel.net