Memet Kılınçaslan: Bir kitle önderi

Memet Kılınçaslan: Bir kitle önderi

Mücadele arkadaşları, Memet Kılınçaslan'ı 'İşçi kitlelerinin kaderini değiştiren, birleştirici ve paylaşımcı bir kitle önderiydi' diye tanımladı.

Ali DOĞAN 
Erman TÜRKMEN
İstanbul

Memet Kılınçaslan, 1950 yılında Adıyaman’ın Besni ilçesinde doğdu. 1 Aralık 2006’da İstanbul’da gözlerini yumdu. İşçilik hayatına başladığından, yaşamını yitirdiği güne kadar işçi, işyeri temsilcisi, sendikacı, Emek Partisinin yöneticisi... Her zaman işçi sınıfının ve emekçi halkın kurtuluşunun mücadelesinin içinde oldu. Bu mücadele sırasında onunla yüz yüze gelen işçiler ve sendikacılar gazetemize Kılınçaslan’ı anlattı. OHAL’le birlikte işçi sınıfı ve emekçilere yönelik saldırıların arttığı bir dönemde sendikal bürokrasinin ses çıkarmadığına dikkat çeken işçiler ve mücadeleden yana sendikacılar, bugün Kılınçaslan gibi önderlere daha fazla ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler. 

İŞÇİLERİN BİRLEŞEREK GÜÇLÜ OLACAĞINI SÖYLERDİ

Metin Yasan (Emekli Deri İşçisi): Mehmet Başkan ile Kazlıçeşme’de tanışmam 1983 yılına dayanır. O zaman Deri-İş Genel Merkez yönetimindeydi. Ben de işyeri temsilcisiydim. Başkan her zaman işçilerin bir araya gelerek güçlenebileceğinden, beraber hareket edilmesinin önemine vurgu yapıyordu. Türkiye işçi sınıfının kurtuluşunun buradan geçtiğini anlatırdı. 

Mehmet Başkan ile Tuzla Belediye Başkan Adayı olduğu dönemde seçim çalışmaları döneminde sıkça bir araya geldik. Bizi bir araya getiren yine emekçiler idi, Emek Partisi idi. 

Mehmet Başkan işçi deneyimi ile bir örnekti. Hep sevilen, sayılan bilinçli bir yöneticiydi. İşçi kitlelerinin kaderini değiştiren, birleştirici, öğretici ve paylaşımcı bir kitle önderiydi. Her zaman yüreğimizde olacak, iyi ki onun gibi tutarlı ve kararlı bir işçi önderi ile tanışıp, onunla birlikte çalışma içinde olmuşum. 

KONUŞMASIYLA HAVAYI DEĞİŞTİRDİ

Hüseyin Yaman (Tersane İşçisi): 1997 yılında 1 Eylül Dünya Barış günü mitinginde Memet Başkan ile tanıştım. O dönem EMEP’in il başkanıydı. Daha sonra Tuzla tersane bölgesinde biz direnişe çıkmıştık. Mehmet Başkan o dönem bizi ziyarete gelip dayanışma içinde olmuştu. Direnişe çıkmıştık ama bir moral bozukluğu hakimdi. O gelip hitap ettikten sonra başka bir hava oluştu. Bir işçi önderi olduğunu o dönemde net olarak gördüm. 

İŞÇİLERLE BAĞINI HİÇ KESMEDİ

Salih Akçan (Emekli Deri İşçisi): Memet Kılınçaslan’ı tanıdığımda Aksaray’da bir deri işçisiydi. İyi bir işçi, işçilerinin mücadelesinin önderlerindendi. Daha sonra bu mücadelesinin ürünü olarak Deri-İş Genel Merkez yöneticiliğine geldi. Ömrünün büyük bölümünü işçi direnişlerinde ve grev çadırlarında geçirdi. Daha sonra bu mücadelesinin siyasal alana taşıyarak Emek Partisinin kurucuları arasında yer aldı.  Emek Partisi kurulduktan sonra da sendikalar ve işçiler ile bağını kesmedi. Mehmet Başkan ’87 grevinde bizimle birlikte yaşadı. Bugünkü sendikal anlayışlar ile o dönemki sendikal anlayış arasında çok büyük farklar var. Biz ’87 grevinden sonra yüzde 400 zam almıştık bugünkü sözleşmelere bakıldığında bu kazanımların yanına bile yaklaşılmadığını söyleyebilirim. Bugünkü sendikalar bakıldığında ise işçiyi patrona karşı korumak yerine patronun her dediğini yapan, hatta kendi koltuğuna karşı risk olarak gördüğü işçinin patron tarafından işten atılmasını bile sağlayabiliyor. İşçi 1500 lira, sendikacı 10 binlerce lira maaş alıyor. Mehmet Başkanın savunduğu sınıf sendikacılığından bugün çok uzaktayız.

SINIF MÜCADELELERİ TARİHİNDE ÇIĞIR AÇAN KİŞİLERDENDİ

Haydar Canpolat (Deriteks Tuzla Şube Sekreteri):  Sınıf mücadeleleri tarihinde çığır açan kişiler vardır. İşte Memet Kılınçaslan böyle bir kişiliğe sahiptir. Bütün yaşamının işçi sınıfına adamış bir proleterdi. Kendi alanımızda uzun süre yöneticilik yapmış, bu süreçlerdeki büyük direnişlere imza atmış, ülkedeki bütün antidemokratik uygulamalara her zaman karşı durmuştur. Zaman zaman Tuzla’daki örgütlülüğümüzde yardımları olmuş ve mücadelemize güç katmıştır. Mehmet Başkanın 1987 yılındaki deri işçilerinin kazanımlarında emeği büyüktür.  O haklara karşı bugün saldırılar olsa da DERİTEKS olarak o kazanımlarının kaybolmaması adına örgütlülüğü genişletmeye çalışıyoruz. Onların mirasını büyütmek hepimizin boynunun borcudur. Mehmet Başkan işçilerin ve emekçilerin kendi TV kanallarına sahip olması fikrini bizim kongrede açıklamıştı. Biz de Hayat TV kurulması sırasında ve yaşatılmasında destek olmaya çalıştık. Hayat TV de gerek direnişlerimizi gerekse de taleplerimizin aktarılmasında hep yanı başımızda oldu. Daha sonra KHK ile kapatılmasında da tepkimizi ortaya koyduk. 

ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR İŞÇİ SINIFI İÇİN MÜCADELE ETTİ

Veli Araz (Deri İşçisi): 20 yıllık deri işçisiyim. Daha önce Bursa da çalışıyordum. 2001’den itibaren Tuzla Deri Sanayi’nde çalışmaya başladım. Memet Kılınçaslan’ı ise mücadele içindeki insanlardan duydum. Geçmiş ile bugün açısından değerlendirmek gerekirse o askeri baskı dönemlerinde onca direnişi gerçekleştirmek bir cesaret ve adanmışlığın göstergesidir. Bu dönemin de kendine göre zorlukları olsa da bugün işçilerin Mehmet Başkan gibi önderlere ihtiyacı olduğu bir gerçekliktir. Sözünün eri, taviz vermeyen bir kimliğe sahip olduğu deri işçileri arasında konuşuluyor. Bugün işçilerin sendikalara ve sendikacılara güvenirliliği azalmıştır. Patron ile anlaşan ve işçisini yarı yolda bırakan sendikal anlayış işçileri bu güvensizliğe itmiştir. Eğer sen sonuna kadar mücadele gösterirsen, işçiyi yarı yolda bırakmazsan işçi seni bırakmaz. Mehmet Başkan gibi bir kişilik bugün Tuzla havzasında olsaydı bugün sadece deride değil bütün bir sanayi de başka bir hava oluşurdu. İşçilerin gerçekten kendisi gibi olan, kendisi gibi yaşayan sendikacılara ihtiyacı var. Son bir kaç yıl içinde bölgemizde işçilerin bir çok sorunu varken DERİTEKS dışında mücadeleci sendika olmadığını düşünüyorum. Bir ülkede her gün grevler yasaklanıyor, işçiler işten atılıyor, ama sendikalardan cılız sesler çıkıyor. Benim üç beş üyem var bana yeter denilerek örgütlülüğü genişletmek yerine bu baskıya boyun eğiliyor. Başkan aynı zamanda işçiden emekçiden yana bir partinin yöneticisiydi. Yani ömrünün son anına kadar hep bizlerle ve işçi sınıfı için mücadele etti. 

ONUN EMEĞİ HER YERDE VAR

Yılmaz Boral: Memet Kılınçaslan ile 1982 yılında Deri-İş Beyoğlu Şubesinde tanıştım. Şubenin kongresi vardı. Kılınçaslan kürsüde konuşuyordu, gür sesi vardı ve işçilerden yoksullardan bahsediyordu, onu dinledikçe insanın tüyleri diken diken oluyordu. O konuşmadan sora çok güven duydum. Orada tanıştıktan sonra, 6 yıl Beyoğlu Şubede beraber çalıştık.  1987 yılında deride olan büyük grevin de başında olanlardan biriydi. Bizimle konuşuyordu. Onun emeği her yerde var. Şimdiki sendikacıların örnek alması gereken biridir. Ben Başkanla hem deride hem de EMEP’te beraber çalıştım onun yokluğu ciddi bir boşluk yarattı. Başkan yeri doldurulması zor biridir. Tam da bu zor zamanda ona ihtiyacımız var. Kadıköy’de bir parti toplantısı vardı. Çalışma alanlarından arkadaşlar gelmişti, başkan da divandaydı. Tabii Tuzla’da deriyi ben anlattım. Fevzi arkadaş da tersaneleri anlattıktan sonra, deride bir çalışma yok deyince ben tekrar söz istedim. Bana “Sen dur Yılmaz ben seni anladım deyip” sanki hep orada çalışıyormuş gibi deriyi anlattı.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Aralık 2017 04:46
www.evrensel.net