22 işçinin işten atıldığı Akkim'de baskılar artıyor

Petrol-İş üyesi 22 işçinin işten atıldığı Akkim Yapı Kimyasalları fabrikasında baskılar artıyor. İşçiler tek tek odalara çekiliyor.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Petrol-İş Sendikasına üye oldukları için 22 işçinin işten atıldığı İstanbul Hadımköy’de kurulu bulunan Akkim Yapı Kimyasalları fabrikasında işçilere yönelik baskılar sürüyor. Sendika üyeliğinden vazgeçmeleri durumunda işçilere ikramiye ve prim vaadinde bulunan fabrika yönetimi, vazgeçmeyenleri ise ustabaşılar aracılığı ile işten atmakla ve bir daha başka bir iş bulamamakla tehdit ediyor. Dün İstanbul ve Trakya’daki fabrikalardan gelen işçilerle birlikte fabrika önünde açıklama yapan Petrol-İş yöneticileri de fabrika yönetiminin anayasal suç işlediğini söyleyerek işçilerin sendikalaşma hakkına saygı duymaya çağırdı. Yapılan açıklamaya Trakya ve İstanbul’dan gelen Petrol-İş üyesi işçiler ve yöneticilerle, Disk Gıda-İş, Liman-İş ve Dev Tekstil sendikaları destek verdi.

Sendikaya üye işçilerin tek tek odalara çekildiğini aktaran işçiler, “Para teklif ediyorlar. Sendikadan vazgeçmemiz durumunda terfi edeceğimiz söyleniyor. Rüşvet teklif ediyorlar yani. İşçiler yapılan teklifleri kabul etmeyince bu seferde tehdit etmeye başladılar. Her tarafa kamera koydular. İşten atılan arkadaşlarımızla dayanışmak için fabrika önünde yaptığımız eylemler kocaman kameralarla çekiliyor. Mesela dün sabah Köpük Bölümü Ustası Mustafa Parıltı dün yaptığımız eylemde olanların kameralardan tek tek tespit edildiğini ve tazminatsız olarak işten atılacaklarını söyleyerek tehdit ediyor. Fabrikanın her tarafına da kamera koydular. Herkesi tek tek izliyorlar. Kimsenin yan yana gelmesine izin vermiyorlar. Fabrikadaki kameralar eskiden ses kaydı almıyordu şimdi ses kaydı da alıyor. Sendika üyelerini özellikle mesaiye bırakıyorlar. Bazı işçiler kendi bölümlerinde vardiya olmamasına rağmen diğer işçilerle konuşmasınlar diye gece vardiyasına yazılıyor” diye konuştu.

Eylem yapan işçiler, fabrika yönetimi tarafından kamerayla kayıt altına alındı.

BİZE SUÇLU MUAMELESİ YAPILIYOR

Kendilerine suçlu muamelesi yapıldığını ifade eden işten atılan işçiler, “İşten atıldıktan sonra güvenlikçiler eşliğinde soyunma odalarına götürüldük, daha sonra yine güvenlikler eşliğinde dışarı çıkarıldık. Arkadaşlarımızdan helallik bile isteyemedik. Kimseyle görüştürülmedik. 15 yıldır çalışan arkadaşlarımız var, gözünün yaşına bakmadan işten attılar. Şimdi fabrikanın içini dışını polisle doldurdular. Fabrika içinde sivil ve resmi polisler dolaşıyor. Öğlen yemekhanede yemek yiyorlar. Biz ne suç işledik. Anayasal hakkımızı kullandık. Ama bize resmen suçlu muamelesi yapılıyor” diye konuştu. Araba anahtarını içeride unuttuğunu belirten bir başka işçi, “Almak için güvenlikler eşliğinde dolabın olduğu yere gittim ve geldim” diye konuştu. 

FABRİKANIN KÜÇÜLMEYE GİTTİĞİ YALAN

Patron işten atmalara gerekçe olarak küçülmeye gittiğini gerekçe gösterirken, işçiler bunu  yalanlıyor. “Küçülmeye gidilen bir yerde zorunlu mesai olmaz” diyerek patronun gerekçesine tepki gösteren işçiler şöyle konuştu: “Her gün 10 saat çalışıyoruz. Üstüne bir de 3 saat zorunlu mesaiye kalıyoruz. Küçülmeye gittiklerini söylüyorlar ancak bizleri işten attıktan sonra başka şirketlerinden 45 işçiyi buraya kaydırdılar. Çalıştığımız bu fabrikanın alt tarafına bir depo yapıyorlar, buradan daha büyük. Fabrikanın küçülmeye gittiği yalan. Tersine büyüyor fabrika.”

TÜM HAKLARIMIZI ELİMİZDEN ALDILAR

Fabrikanın her geçen gün haklarını gasbettiğini belirten işçiler şöyle devam etti: “3 ay önce ikramiyelerimizi kaldırdılar. Senelik kıdem farklarımız vardı hepsini kaldırdılar. Tüm haklarımızı aldılar elimizden.” Çalışma koşullarından da söz eden işçiler, “Sürekli kimyasal soluyoruz. Bazı kimyasalların kapağını açtığında yanına yaklaşamıyorsun. Koruyucu önlemler bir bez maskeden ibaret. Soludukları kimyasal nedeniyle hastalanıp işten ayrılan arkadaşlarımız oldu. Kimyasalın yanı sıra yaptığımız iş çok ağır. 250 kiloluk varilleri kaldırıyoruz. Bel fıtığı olan arkadaşlarımız var” dedi. 

GÜNDEN GÜNE BORÇLANIYORUZ

“10 saat çalışıyoruz, akşama kadar zehir soluyoruz bize reva görülen asgari ücretin çok az üstü” diyen işçiler şöyle devam etti: “Aldığımız ücret geçinmemize nasıl yetsin. En düşük kira 700-800 lira. Faturalar geliyor 200-300 lira, kışın 400-500’ü buluyor. Pazardı, çocukların masrafıydı derken kimsede para kalmıyor. Evine zor bela ekmek götüren arkadaşlarımız var. Fabrikanın neredeyse tamamı borçlu. Günden güne de borçlanıyoruz. Herkes bir şeylerin kredisini ödüyor. Çünkü aldığımız ücretle geçinmemiz imkansız.”

AKKİM’E SENDİKA GİRECEK BAŞKA YOLU YOK

Dün  fabrika önünde bir araya gelen Petrol-İş üye ve yöneticileri Akkim patronunu bir kez daha uyardı. Yapılan açıklamaya İstanbul ve Trakya’dan Petrol-İş üyesi işçilerin yanı sıra DİSK/Gıda-İş Marmara Bölge Temsilcisi İbrahim Kızılyer, Liman-İş Sendika Uzmanı Sinan Ceviz ile Dev Tekstil yöneticileri katıldı. Petrol-İş Genel Mali Sekreteri Turgut Düşova, “Biz fabrikayı yakmaya yıkmaya gelmiyoruz. Tek istediğimiz işçilerin alın terini alması, sendikalı örgütlülüğe saygı duyulması” diyerek fabrika yönetimini masaya oturmaya çağırdı. “Ben sizin kararlılığınızı görüyorum. Buraya sendika girecek başka yolu yok, öyle bir şansları da yok. Boşuna uğraşma bu işçileri yıldıramazsın, parayla satın alamazsın” diyen Düşova şu şekilde devam etti: “Kardeşlerim birliğimizi, beraberliğimizi bozmadığımız, inançlı ve kararlı durduğumuz sürece asla bizi yenemezler. Biz sendikamızın bayrağını bu fabrikaya dikeceğiz.”

Petrol-İş Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Mustafa Tekik de işçi sınıfının çok zor günlerden geçtiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sermayenin hem küresel anlamda hem de ulusal anlamda işçi sınıfına saldırılarının, örgütsüzleştirme çabalarının had safhaya ulaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu örgütsüzleştirme, güvencesizleştirme ve adeta deyim yerindeyse kölece çalıştırma uygulamaları sürerken işçi sınıfının ve ona öncülük etme hedefi olan sendikaların yılması, yılgınlığa kapılması, inancını yitirmesi düşünülemez. Bu anlamda Petrol-İş Sendikasının da diğer kimi mücadeleci, kararlı sendikalar gibi büyüme özlemini sonuna kadar sürdüreceğini ve Akkim işçisi de yasal ve anayasal hakkı olup anasının ak sütü gibi helal olan örgütlenme özgürlüğü başarıyla sonuçlandırana kadar hep birlikte olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

Sendikalaşma başladığı her yerde aynı manzarayla karşılaştıklarını dile getiren İzmir Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay ise “Peki bizler suç mu işledik? Bizler Anayasa’nın bize vermiş olduğu yasal hakkı kullandık. Suç işleyenler bize bu ortamı reva görenlerdir. Bizler bugüne kadar yaptığımız üretimlerle bu ülkenin ekonomisine katkı sunan insanlarız. Asla suç işlemedik. Asla çalıştığımız iş yerlerine ihanet etmedik. Asıl ihaneti kimlerin yaptığını çok iyi biliyoruz. Ve bugüne kadar bu ihaneti yapanlara karşı mücadelemizi dimdik verdik bundan sonra da hep birlikte vermeye devam edeceğiz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ağustos 2017 16:42
www.evrensel.net