Ergün Bey Cumhurbaşkanımız  size seslendi

Ergün Bey Cumhurbaşkanımız size seslendi

Mimar Korhan Gümüş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Şehircilik Şurası'nda TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan'a yönelttiği eleştirileri yazdı.

Korhan GÜMÜŞ*

Sevgili iktidar sahipleri. Sevgili okumuş yazmışlığını iktidar hizmetine sunanlar. Sizlere “sevgili” diyorum, bilerek. Çünkü sizlerden hiç hoşlanmasam da size böyle sesleneceğim. Sizlere beklediğiniz gibi nefretimi, öfkemi falan da kusmayacağım.  Size bütün içtenliğimle,  yalnızca düşündüklerimi söyleyeceğim. Tıpkı bir sevdiğime nasıl söylüyorsam öyle.

Beni size bu şekilde seslenmeye sevk eden kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Tıpkı bir muhalefet lideri gibi kalktı, sarayında düzenlediği “Şehircilik Şurası” denen toplantıda hepinizi bir güzel azarladı. Tıpkı geçmişteki bir ziyaretinde “Ecdad yadigarı şehri mahvettikleri ve hain evler yaptıkları için” Rizeli hemşerileri azarlaması gibi. Dedi ki “Ne yaptığınızı biliyorum, benim gözümden kaçmaz. Şehirleri daha fazla rant elde etmek için dikey binalarla doldurdunuz. Dünyanın incisi Boğaziçi’ne bile kıydınız. Şehirleri kişiliksiz, zevksiz, kazulet binalarla doldurdunuz…” Bunları bana değil, size söyledi Cumhurbaşkanımız.  Sonra ne yaptı, Cumhurbaşkanımız? Söylediklerini havaya, suya yazmadı. Doğrudan sorumlu olan kişiye döndü ve dedi ki: “Şimdi Ergün Beye (TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan) sesleniyorum. Artık ülkemizde tarihimize, kültürümüze hayat tarzımıza uygun binalar inşa etme dönemi geldi, geçiyor.”  Bunları da söylemekle kalmadı, ne dedi Cumhurbaşkanımız? “Hayat tarzımıza uygun binalar inşa etme zamanı geldi. Ben dikey değil yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır. Dikey mimarinin altında yatan geçek az topraktan çok büyük para kazanmaktır…” 

Çok iyi biliyor ki; Ergün Beyin yönettiği TOKİ yaptığı basmakalıp binalarla, kamu arazilerini imara açarak şehirleri en başta mahveden kuruluş. Bu yüzden belediye başkanlarından falan önce ilk seslendiği kişi Ergün Bey.

Ben de size seslenmeye çalışacağım Sevgili Ergün Bey.

Bu çelişkiyi nasıl açıklayacağız, Ergün Bey? Hiç şüphesiz Cumhurbaşkanımız şehircilik ve belediyecilik konusunda en deneyimli siyasetçilerden biri. Onun söylediklerinin altından nasıl kalkacaksınız? Yoksa Cumhurbaşkanımızın söyledikleri bir kulağınızdan girip, öbür kulağınızdan mı çıkacak?  Cumhurbaşkanımızın söylediklerini yerine getirmeniz için sizi tanımasam da size “sevgili” diye hitap etmek istiyorum Sevgili Ergün Bey. Karşı karşıya olduğunuz sorumluluk büyük. Belki bir parçacık da olsa yardımım dokunur diye, bütün samimiyetimle görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Paylaşmak için de biraz geriye gideceğim. Bundan yıllar önce, gene Cumhurbaşkanımızın (O zaman Başbakanımız olarak) açılışını yaptığı bir başka şuraya Saskia Sassen isimli bir sosyolog hanım da “tema konuşmacısı” olarak katılmıştı. Cumhurbaşkanımızın arkasından konuşan bu zat “TOKİ’nin gerçekleştirdiği konutları gördüğünü ve krizin ancak bu yapımların çok boyutlu, ilişkisel bir düşünce sistematiği içinde aşılabileceğini” söylemişti.  Kısacası bu kişi sizin teknik bir iş olarak gördüğünüz konut yapımının siyasal bir krizin de, çözümün de bir parçası olduğunu ima etmeye çalışmıştı. Elbette ki tek sorumlu siz değilsiniz ama aradan geçen süre içinde bu şuranın bir muhasebesinin yapılmadığını gördüğü için olacak, Cumhurbaşkanımız size seslenmek zorunda kaldı.

Biliyorsunuzdur, Cumhurbaşkanımızın şikayet ettiği ruhsuz şehirleşmeyi yaratan süreç askeri modernleşmeyi oluşturan tekniklerin şehirlere uygulanmasıyla başladı. Askeri okullardan yetişen (o zamanki adıyla) mühendisler mekanı temsil eden teknikleri kullanarak, şehirleri düzenlemeye çalıştılar. Biliyorsunuz bu teknikler Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Alman generallerin eğitim verdiği askeri mühendislik okullarında ortaya çıktı. Bu iddia günümüzde arka planda, sistemi belirleyen bir güç halini aldı. “Evet, sermayeye, çıkar gruplarına şehri terk etmiş gibi gözüküyoruz, ama bu onlara teslim olmak için değil, tam tersine ideolojimizi yaşatmak için.” Böylece otoriter yöneticiler ayrıcalık sağladıkları topluluklarla iç içe geçtiler, onlardan elde ettikleri informel gelirlerle kendi ideolojilerine uygun kurumları güçlendirdiler, üniversiteleri, medyayı kontrol altına aldılar. Bunun sonucu ise topluluklar ve şehirler için tam bir yıkım oldu. TOKİ’de şu anda uyguladığınız yöntemlerle bir çıkış mümkün değil. Bu sistem çatışma üstüne kurulduğu için yöneticiler büsbütün otoriterleşiyor. Evet, Ergün Bey siyasetçilerin şehre şöyle bir bakıp, kendi elleriyle yeniden biçimlendirebilecekleri hissine kapılmaları çok olağan bir durum. Nasıl generaller insanları kendi bakış açılarından hizaya sokup, bir nesne olarak görüyorlarsa, şehri öyle görüyorlar. Bu görüntüyü sağlayan da sizin benim gibi uzmanlar. Temsil araçlarını hukuksallaştıramayan yönetimler otoriterleşiyorlar. Toplumu tasarlama düşleri sürekli krizler yaratsa da otoriter yöneticiler güçlerini bu temsil iddiasından alıyorlar.

Kısacası Ergün Bey, işiniz zor. Ya Cumhurbaşkanımızın sizden “İmkansız bir şey istediğini bu sözleri ile yalnızca kendi iktidarını tesis etmeye çalıştığını” düşünerek, dinliyormuş gibi yapacaksınız. Yani durumu idare edeceksiniz.  Ya da siz de ona benim size seslendiğim gibi, sevgiyle, doğruları söyleyeceksiniz.

*Mimar

www.evrensel.net