Bir kuaför muhabbeti

Bir kuaför muhabbeti

Esenyalı'da bir kuaförde geçen sohbette işçi kadın patronla 'empati' kuruyor

Adile DOĞAN

 

Esenyalı’da kadınların uğrak yeri olan bir kuafördeyiz. Sohbet oldukça keyifli ilerlerken çok telaşlı bir kadın içeri girdi. “Çok acelem var, evde çocuk uyuyor, hemen işimi halledip gitmem gerek” dedi. Tabiri caizse kuaförün iki ayağını bir papuca soktu. Tam işi biterken eşi aradı; “Acele etme çocuk daha uyuyor” diyince rahatladı. Benim dikkatimi çok genç oluşu çekti. “Ne, eşin mi?” diye sordum. “Evet “dedi. “Ama sen çok gençsin” dedim. O da gülerek “Bir de beş yaşında çocuğum var” dedi. Çocuğun hâlâ uyumasını fırsat bilerek sohbet etmeye başladık.

'PATRON NE YAPSIN!'

Bu genç kadın 16 yaşında evlenmiş, 19 yaşında anne olmuş. İstanbul’a evlendikten sonra yerleşmişler. Buraya geldikten sonra fabrikalarda çalışmış. Sadece bir yıl, çocuk olunca çalışmamış. Kaynanası köyden gelip çocuğa bakmış. Bir yıl sonra tekrar fabrikada çalışmaya başlamış. Kaynanası çocuk beş yaşına gelince köyüne geri dönmüş. Çocuğu şimdi Sıbyan evinde kalıyor. Çalıştığı fabrika da  işçileri “iş yok” diyerek 3 aylığına ücretsiz izne çıkarmış. 

“3 ay boyunca ücretsiz izin mi olur? Bari çıkış verseymiş, en azından işsizlik maaşı alırdın” deyince “Patron ne yapsın, biz sadece kendimizi düşünüyoruz, o bütün işçileri düşünüyor” dedi. “Orası bizim ekmek kapımız. Daha önce çalıştığım fabrikalarda çok kötü olaylar yaşadım. Bir yerde taciz olayları çok yaşanıyordu. Ben de taciz edilince çıktım. Başka bir fabrikada yine evli olmama rağmen hem tacize uğradım, hem de adımı çıkardılar. En uzun çalıştığım yer burası. Hemşerilerim var ve beni koruyor, sahipleniyorlar. Biz beş kadınız 100’e yakın erkek var ve hiç taciz yok. En azından ben uğramıyorum” diyor. “Peki diğer kadınlar tacize uğruyor mu?” diye soruyorum. “Maalesef onlara bazen oluyor. Ama onlar da sanki buna müsade ediyorlar” diyor. “Sen daha önce tacize uğradığında buna müsade edecek bir şey yaptın mı?”diye soruyorum.“Hayır, asla yapmadım” diyor. Gözleri doluyor, “Ben bu yüzden işimi bıraktım” diye ekliyor.

ÜLKENİN DURUMU KÖTÜYKEN BEN DURUMUMU SÖYLEYEMEM'

Sohbet ilerledikçe ekonomik olarak durumlarının kötüye gittiğini, doğalgaz faturasını ödeyemediklerini söylüyor. “Peki nasıl oluyor da patrona hak veriyorsun?” diye söze giriyor kuaförde bekleyen başka bir kadın. “Hem yakınıyorsun hem de seni bu hale getirenlere hak veriyorsun” diyor. İşçi kadın ise; “Her yerde böyle, ne yapabiliriz. Bizim ülkemize düşman olan bir çok unsur var. Şimdi bizim de bu konuları gündeme getirmemiz bence doğru değil” diyor. “Tamam, hadi dediğin gibi olsun doğalgaz faturasını nasıl ödemeyi düşünüyorsun ya da evin kirasını?” diye sorduğumuzda “Ne yapabilirim? Eşim ‘durumumuz çok kötüye giderse köye babamların yanına yerleşiriz’ diyor.” “Peki sen bunu istiyor musun?” sorusuna “Ben istemiyorum ama mecburum. Ne yapabilirim eşime karşı gelemem” diye ekliyor.

Sohbet uzayıp gitti. Ancak kendi isteklerini değil, hem ekonomik olarak hem de kadın olarak yaşadığı sorunlara sebep olan kişilerle empati kuran bu işçi kadın “Aman sesimi çıkarsam ne olacak ki? Eşim de, patronum da, birlikte çalıştığım arkadaşlarım da kendi bildiklerini yapacaklar. İyisi mi bilmeden yaşamak” diyor.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.