Rakıspor ve Şarapspor: Bir zamanların en güzel iki takımı

Rakıspor ve Şarapspor: Bir zamanların en güzel iki takımı

Rakı fabrikası çalışanları kendi takımlarına Rakıspor, şarap fabrikası çalışanları Şarapspor adını vermiş, karşılıklı maç yaparmış.

Emine UYAR

Her yılbaşı, giderek dozajı artan bir şekilde, “kutlanır mı kutlanmaz mı” tartışmalarına sahne olur, içki yasaklarının kapsamı giderek genişletilir, topluma zorla muhafazakârlık elbisesi giydirilmeye çalışılırken halka dair eskilerden bir anı… 

40 günlükken geldiğim, 4 yıl öncesine kadar kesintisiz yaşadığım Bayraklı’nın, efsanelerinden biriydi Rakıspor-Şarapspor maçları. 

Bu maçlarda çilingir sofraları kurulur, taraftarlar tribünlerde, futbolcular ise sahada hem içip hem de oynarmış.
Ben hiç izlememiştim ama Bayraklı’ya 1969 yılında gelmiş olan babamdan, son yıllarına yetişmiş ve oyuncularını tanımış olan ağabeyimden çok dinlemiştim. 

1960’lı yılların ortalarında başlayan ve 12 Eylül askeri darbesi ile yasaklanarak son bulan bu maçların ilk kadrolarından ne yazık ki kimse ile karşılaşma olanağım olmadı ve ne yazık ki büyük çoğunluğu artık hayatta değil. 

Bu maçlar hakkında bugüne kadar çıkmış yazılarda, bundan 50-55 yıl önce TEKEL’in Bayraklı’da açmış olduğu rakı ve şarap fabrikalarının işçileri arasında oynanmaya başladığı belirtiliyor. 

Rakı fabrikasının çalışanları kendi takımlarına Rakıspor, şarap fabrikasının çalışanları ise Şarapspor adını vermiş. 

Babam ise, 2000’li yıllardaki tekrar canlandırma girişimi dışında en sonuncusu 37 yıl önce oynanmış olan bu maçların TEKEL’in sponsorluğunda yapıldığını hatırlıyor. Hatta bir maçın başlama vuruşunu da dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Orhan Öztrak yapmış. 27 Mayıs’a denk gelen haftanın pazar günü, şimdi boş olan Piyale fabrikasının yanından akan derenin kenarındaki dönemin mesire yeri Telli Kavak’ta oynanırmış maçlar. 

TOPA DEĞİL ŞİŞEYE ATLAYAN KALECİ

Oyuncular Bayraklı’nın esnaflarından, kimisi aşçı, kimisi balıkçı… Maçın oynanacağı gün çadırlar kurulur, oyuncular rakı içenler ve şarap içenler diye ayrılır ve içmeye başlarlarmış.  Hakem Torik İsmet (Koru) düdüğü çaldığı zaman herkes sahada... ‘Kafası en güzel’ olanlar, top uzaklaştığında içme fırsatı bulan kaleciler. Tarzan Ekrem’in şarabı her daim direğin dibinde... “Penaltı kullanıldığında topa değil, şişeye atlardı. Yok yere penaltı olduğu zaman da hiçbirisi kabul etmezdi, çok etiklerdi bu konuda!” diyor babam ve ekliyor; “Kamyon tutulur, bayraklarla tur atılır, çoluk çocuk herkes seyrederdi. Hiç kimseye karşı en ufak rahatsız edici bir durum yaşanmazdı, tiyatro gibiydi”. 

Hatırladığı kadroda, Kolan Orhan, Berbat Sıtkı (Şarapspor), Felaket Hasan (Rakıspor), Sarı Lütfü, Bağırsakçı Necmi (Altay’da oynamış olan Küçük Şeref’in babası), Bayraklıspor Kulübü Başkanlığı yapmış olan Cako Cavit, Meyhaneci Muzaffer, Muhtar Ömer, Yaşarof bulunuyor.  

Sonraları Bayraklı Spor Kulübünün de kullandığı sahada oynanmaya başlamış şimdi ise oralarda gökdelenler yükseliyor. 

Hasan Akçamete de o dönemi yaşayanlardan. Onun anılarından bazıları ise şöyle: “Sarışın mavi gözlü bir arkadaşımız vardı ‘Arap Nuri’ diyorlardı. Agop abi vardı adı Hulki idi ama Agop derlerdi. Abimin yaşıtıydı, 1941’li onlar. TCDD’de çalışan Ünal’ın lakabı ‘Lokomotif’ti”. 

BAYRAKLISPOR’UN BORDO-BEYAZ RENKLERİ

Hasan Akçamete bu maçların geçmişinin 30’lu yıllara dayandığını belirtiyor, “Rakı-şarap gırla giderdi. Davullar, zurnalar, çalardı” diye anlatıyor. 

1953 yılında kurulmuş olan Bayraklıspor’un bordo-beyaz olan renkleri ile ilgili de bir anıyı anlatıyor Akçamete: “Biz kendi aramızda espri yaparız. Bordo şarabı, beyaz da rakıyı temsil ediyor diye. Ama öyle değil. Kulübün kurulması için müracaat ettiklerinde rengi ‘kırmızı-beyaz olsun’ diyorlar. Ama ‘Kırmızı-beyaz çok başka renk bulun’ deniliyor. Onlar da Halkevi’ne geliyorlar burada bordo-beyaz perdeler var. ‘Bordo-beyaz olsun’ diyorlar. Bu sefer bordo kumaş bulamıyorlar. Diyorlar ki perdelerden yapalım...” 

2000’li yıllarda tekrar canlandırılmaya çalışılıyor maçlar. Şu an kahvecilik yapan Yusuf Akalp (Kaşıgüzel Yusuf) o yılların Rakıspor’unda oynamış. Bir kavga sonrası hastanedeki tedavi sırasında bütün kaşlarını kesmişler. Bu olaydan sonra lakabı, “kaşıgüzel” kalmış. 

80’den önceki maçlara dair onun hatırladığı anısı, Nihat ve Fuat isimli tek yumurta ikizleri ile ilgili. İlk devre ikizlerin birisi oynuyor, yorulunca devre arasında diğer ikiz giriyormuş, Hakem hiç anlamıyormuş.  

Maçlara dair hatırladığı başka bir şey de hep berabere bitmesi. 

‘ŞİMDİ AİLEMİZİ ALIP MAÇA GİDEMİYORUZ’

“Bütün seyirciler de sarhoştu. Bir tane kavga çıkmazdı. Şimdi biz ailemizi alıp maça gidemiyoruz. Sahada şenlik vardı o zaman. Belediye bir maç için kocaman tribün kuruyordu” diyor.    
Ama bu maçlar da vali tarafından yasaklanıyor. 

Taraftar Hakları Derneği’nin, İzmir’in futbol tarihine ilişkin yaptığı bellek çalışmasının bir parçası da Rakıspor-Şarapspor Belgeseli. Bu yazı aynı zamanda, bilgi, belge ya da tanıdıkları aracılığı ile bu belgesele katkı sunabileceklere de bir çağrı olsun... 

Bize bunları anlatanlar o dönemleri hep bir özlem ve neşe ile anıyor, dostluğu, arkadaşlığı ve samimiyeti anlatıyorlar.

Zil zurna sarhoş oyuncu ve seyircilerle bir futbol maçı hiçbir tatsız olay yaşanmadan oynanabilirken bugün şiddetsiz bir maç görememenin nedeni ne? Gazeteci Cihan Çimen’in deyimiyle, dünyanın en güzel iki takımının, belki de gelmiş geçmiş en güzel futbolu oynadıkları sahalarda bugün rant kavgalarının yaşanması ya da buraların çoktan kapılması mı?

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Ocak 2017 07:15
www.evrensel.net