Bir Günü Bitirme Sanatı

Bir Günü Bitirme Sanatı

Raskol'un Baltası Yayınlarından çıkan Banu Özyürek'in ilk öykü kitabı 'Bir Günü Bitirme Sanatı'nda 13 öykü bulunuyor.

Umut DURMUŞOĞLU

Banu Özyürek’in ilk öykü kitabı Bir Günü Bitirme Sanatı, Raskol’un Baltası Yayınlarından çıktı. İçerisinde on üç öykü bulunuyor. Banu Özyürek, öykülerinde insanlık hallerine değinmiş. Baskılanmış, sesini çıkartamamış, zamanla perdedeki bir leke gibi köşesine sinmiş insanların öyküsünü. İnsanlık hallerine değinirken, kadınlık, kadın olma durumlarını da anlatmış. 

Banu Özyürek, öykülerini farklı yaş gruplarındaki kadın karakterler üzerine kurmuş. Yetişkin, yaşlı  karakterlerin yanında ergen bir kadın karakter de var. Öykülerdeki karakterler bir şekilde hayatın dışında kalmış kadınlar. Çaresizlik durumu anlatılırken bir umutsuzluk ya da karamsarlık durumu öyküdeki karakterlerde bulunmuyor. Eyleme geçen, geçmeye çalışan hep bir hareket halinde olan kadınlar. Hayatlarında gördükleri baskıya sadece erkek egemen bir toplumun baskısı değil, geleneksel toplum ahlakını benimseyen bireylerin baskısı da eklenmiş.  “Annem İçin Küçük Bir Cinayet” öyküsünde: “Ölmüş gibi, yeni hayatına bir ölü olarak başlamış. Dedem yüzünden mi ? Yoksa anneannem yüzünden mi ?” sözlerinden, kadınların uğradığı baskıyı ve ailenin giderek hayatını daraltıp, yaşanılamaz hale soktuğunu anlıyoruz. 

“Şey’i Beklerken” öyküsünde: “Sen hiç şey olmuyor musun ?” sorusunu soran erkek karakter, kadın karakteri yaşıtları gibi regl olmadığı için sorgulamakta ve üzerinde baskı kurmaktadır. Sorunlar üzerine düşünen karakterler, sorunu çözmeye çalışırken bir yandan da kendileriyle iç hesaplaşma yapmaktalar. 

Sarabende öyküsünde: “Bağırmak istiyorum, ağlama artık, buna hakkın yok diye bağırmak istiyorum. Sen de mutlu olmak zorundasın, herkes mutlu olmak zorunda” cümlesini okuyoruz. Bir başka paragrafta da “Pişmanlık duyuyorum. Kızgınlık. Kulaklarımda Sarabende çınlıyor. Utanç. Haftaya iki kere uğramalıyım, diyorum, belki de. Bir değil, iki” sözcüklerini okuyor; iç hesaplaşmayla gelen çaresizlik ve çözüm yolları arayışını görüyoruz. 

Banu Özyürek’in öykülerinde erkek karakterler belirgin değil. Çoğu öyküde arka plandan çıkmaktalar. Erkek karakterin sadece olaydaki pasif duruşu verilmiş. İlişkilerini ya da erkek karakteri anlatan bir şey yok. 

Banu Özyürek, öykülerini ben anlatıcısı üzerine kurmuş. Fakat bu durum öyküleri tek sesli yapmamış. Her öyküdeki anlatıcının içinde bulunduğu değişim ve karşı karşıya kalınan farklı sorunların ele alınması, öyküyü tekdüze hale gelmekten kurtarmış. Banu Özyürek’in yer yer şiirsel anlatımı ve karakterlerin içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermek için kurduğu uzun monologlar öyküleri canlı tutmuş. Banu Özyürek, gerilimi humorla, hüznü saf yüreklilikle, alınganlığı neşeyle karşılayan öyküleriyle takip edilmeyi hak eden bir yazar. 

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Aralık 2016 03:41
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.