İnsan sevgisi engel tanımıyor...

İnsan sevgisi engel tanımıyor...

Nerede bir hak arama mücadelesi o orada. Engelli arkadaşlarının sesi olmak için elinden geleni yapıyor. Ankara sokaklarında engellilere sıkıntı çıkaran ne varsa, bir bir not ediyor Oğuz Mucurluoğlu. Sorunların çözümü o.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

“Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi” der Yılmaz Güney. O zorlukları yenen ve içinde insanca yaşama sevgisini taşıyanlardan birisi Oğuz Mucuroğlu. Engel nedir tanımamış. Yaşamına sığdırdığı 4 üniversite, yazdığı 4 kitabıyla insanların mutluluğu niçin mücadele ediyor. Bunu yaparken de yürüyememesini, ellerinin tutmamasını engel olarak görmüyor.
Nerede bir hak arama mücadelesi o orada. Engelli arkadaşlarının sesi olmak için elinden geleni yapıyor. Ankara sokaklarında engellilere sıkıntı çıkaran ne varsa, bir bir not ediyor Oğuz Mucurluoğlu. Sorunların çözümü o. En son mücadelesi Kennedy halkının otopark çilesi. Kendisinin otopark gibi bir dedi yok, ona engelli otoparkı tesis edilmiş. Ancak bunu düşünmüyor Mucurluoğlu, bencil değil. Komşularından binlerce lirayı bulan otopark parası alınmasına karşı duruyor. Belki ileride Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ona da dava açacak. Neden mi? Mucurluoğlu belediyenin görevi olan ama yerine getirmediği bütün işleri ifşa ediyor. Dava Mucurluoğlu’nun umrunda değil ve dert de etmiyor.
Mütevazi bir evde annesiyle beraber yaşıyor. Bir duvar var, onun resimleriyle dolu. Resimlerde birçok kişi. Düşünüyorum insan engelli olmasına rağmen yaşamı dolu, dolu nasıl geçirebiliyor? Sonra aklıma yanıtı geliyor. Yaşamının sevinci engel tanımıyor. Sevince insanları. Kapısı herkese açık Mucurluoğlu’nun. Annesiyle ikramda kusur etmiyor, sizi rahat ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

ANNE ÖĞRETİSİ VE HAKLILIĞIN HAZZI
Bu kadar azim ve başarısının sırrını soruyorum, “Karalı olmak, sağlam durmak. Ben yaşantıma annemin öğretileriyle geldim” diyor. “ 4 üniversiteyi yaşamına sığdırmasının abartılmaması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Akıntıya bırakmak lazım hayatı.” Güzel gülüşüyle, hayatın zorluklarını alaya alışıyla toplumsal muhalefet hareketleri içinde yer almasını açıklıyor: “Haz denilen bir duygu var. Yaptığınız şeyin sonucuna yakın ya da sonucunu almasanız da yaptığınızın doğru ve haklı olduğunu bilmek size haz duygusu verir. Bu duygu bir sonraki adımınız için sizi tetikliyor.”

FARKLI YAŞAMLAR, FARKLI DÜŞÜNCELER
“Engelli olmam sorunlarda arka planda olmamı gerektirecek bir şey değil. Bu tamamen kafa meselesi düşünce meselesi ve düşünce savaşı” diyor Mucurluoğlu ve toplumda gördüğü sorunlara müdahil olma nedenini özetliyor: “Düşüncelerimde herhangi bir engelim yok.” Engellilere çağrıda bulunmayı, onlara tavsiye vermeyi reddediyor. Sebebini ise bilmişlik yapmak istememesi olarak gösteriyor ve anlatıyor: “Ne kadar insan varsa o kadar düşünce vardır. Bu düşünceler de insanların yaşadığı alanda yaşadığı öğretilerle gerçekleşir. Herkesin yaşantısında öğrendiği ve o koşullarda hayatını idame ettirdiğini biliyorum. Benim tavsiye vermem benim yaşantıma uygun bir felsefe olur. Kendi yaşantımda öğrendiğim felsefeyi sunmuş olurum. Bu felsefe kimi engelli arkadaşıma uymayabilir. Çünkü onun yaşantısı onun koşulu farklı. Ne kadar yaşam varsa o kadar değişik koşullar ve düşünce vardır. Ama tüm insanlara tek söyleyeceğim vazgeçilmemesi gereken mücadele gücü ve yaşam içerisinde yer almadır.”

KİTAP YAZAYIM DEDİM, SİYASETE GİRDİM
Siyasete de ‘bulaşmış’ Mucurluoğlu ve CHP’den aday adayı olmuş. Ancak seçilememiş. “Olsun” diyor ve ilerisi hakkında umutlu konuşuyor:  “Seçilmemiş olmam ileride milletvekili olup engelli arkadaşlarım için mücadele vermeyeceğim anlamına gelmiyor.” Siyasetle ilgilenmeye başladığı süreci ise söyle anlatıyor: “Ben biraz  karambolle girdim bu işe. Yazarlık yaparken biraz da siyaset hakkında bilgim olsun diye okumaya başladım. Sonra birden baktım ki parti üyesi, parti meclis üyesi olmuşum. Sonra sakatlar derneğinde denetleme kurulu başkanı olmuşum. Buradaki arkadaşlarımın isteğiyle de milletvekili adaylığı.”

MERAL ANNENİN ÇAYI
Beyaz saçları, içten ve samimi konuşuşuyla Mucurluoğlu’nun annesini unutmamak lazım.  Meral anne oğlunun hep yanında olmuş. Onun üzerine titriyor adeta. Meral anne eve gelenleri bir şey yedirmeden içirmeden yollamamakta kararlı: “Olur mu bir şey içmeden gitmek.” Hele ki söz konusu olan Meral annenin emek kokan o ellerinden.

www.evrensel.net