7 Ocak 2009 00:00

Nâzım biraz daha yakın


“Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” demişti Nâzım Hikmet; “ve de uyarına gelirse tepemde bir de çınar olursa, taş maş da istemez hani” diye eklemişti Vasiyet’inde. Ama uzun süren sürgünün sonucunda yurdundan uzakta ölünce, Vasiyet, yerine getirilmemiş bir ukde olarak kaldı yurttaşlarının yüreğinde. Yıllarca cezaevlerinde kalmış, yaşamının geri kalanı sürgünde geçmiş; dünyanın bütün acılarına kendi acılarını ekleyerek tanık olmuştu. O öldükten sonra bile iktidarların kara listesindeki yeri uzun süre baki kaldı. Sevenleri şiirlerini gizli gizli okudu, okunan her şiir için bedeller ödendi, okurları her şiir için polis fezlekelerinde “vatan haini” diye anılmayı göze aldı.
Nâzım’ın mezarı Türkiye’ye getirilsin diye yıllardır uğraşılıyor. Ve nihayet AKP, seçim öncesi açılımlarına bir yenisini ekleyerek, şaire Türk vatandaşlığını geri veren bir kararname hazırladı. 25 Temmuz 1951 tarihinde vatandaşlıktan çıkarılan Nâzım, tekrar TC vatandaşı olacak. Memleket bu haberi buruk bir duyguyla karşıladı.
Hükümet sözcüsü Çiçek, Nâzım Hikmet’e tekrar Türk vatandaşlığı yolunu açan kararnameyi Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıkladı. Yurttaşlığa geri alınmış Nâzım’ın mezarının akıbetinin ne olacağı henüz belli değil. Çiçek, Nâzım’ın Moskova’daki mezarının Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili soruya ise “Bu sadece hükümetin verebileceği bir karar değil” yanıtını verdi. Önce ailesinin karar vermesi gerektiğini belirten Çiçek, hükümet açısından bir sakınca olmadığını söyledi.
Nâzım’ın yurttaşlığa alınmasının onun değerini artırmak gibi bir sonucu olmayacak kuşkusuz. Sevenlerinin gözünde yeri çok özel olduğundan, yitirilmiş bir itibarın iadesi de söz konusu değil. De Gaulle’ün Sartre için söylediği “Sartre Fransa’dır” sözüne nazire yapmak gerekirse, Nâzım Hikmet Türkiye demek zaten: “Nâzım Hikmet memleket, memleket Nâzım Hikmet.” Ama yurttaşlığa yeniden alma kararının psikolojik sonuçları yok değil. Şairini çok uzak topraklarda yitiren bir halk için onu yasaksız sevmek, yasaksız benimsemek, Nâzım’ın dokunulabilecek bir yakınlığa gelmesi demek; mecazen...
Yarım yüzyıldan sonra bu ülke evraklarında Nâzım’ın yeniden yurttaş olarak geçmeye başlayacak olması, her şeye rağmen “güzel şey, ümitli bir şey”.

Ne dediler?
Tevfik Taş (TYS Genel Sekreteri)
Meclis, Nâzım Hikmet’in TC vatandaşlık hakkını iade etti...
Buna “kötü” diyemeyiz...
Ama bir adamın vatandaşlıktan çıkarılması, ancak o adamın halkının içinden sökülüp atılmasıyla olabilir... 1951’de verdiler Nâzım’ı vatandaşlıktan atma kararını... 1952 yılında Cumhuriyet gazetesi birinci sayfasında Nâzım’ın fotoğrafını yayımladı ve altına şu yazıyı yazdı:
“Millet yüzüne tükürsün diye basıyoruz bu fotoğrafı...”
Ama o tarihten bu yana, hiçbir güç Nâzım’la ülkesi arasına girmeyi beceremedi... Beceremez de.
Devrimciler ülkelerine karşı hain değildir. Devrimciler o ülkeyi kötü yönetenlere, devlete karşı haindir. Devleti yönetenler, ülke kendilerinin zanneder ve onların gazeteleri de şu başlığı atar: “Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Nâzım vatan sevgisine, Anadolu sevgisine günün her anında devam ediyor...
Ülkesini sevmeyenler, satanlar, ABD uşakları bir dönem Nâzım’ı vatandaşlıktan atarak, kendilerini “vatansever kuvvetlerden” saydırmak istediler; şimdi de ona vatandaşlık lütfederek kendilerini “vatansever” göstermek istiyorlar.
Nâzım mı?.. O her türlü burjuva oyunuyla alay etmeye, her renk gericiliğe karşı şiiriyle, sesiyle, sanatıyla suç işlemeye devam edecektir.
Çünkü Nâzım Anadolu’dur, emekçi halktır, Irak’tır, Afganistan’dır, Filistin’dir...
Nâzım yeryüzünün Anadolulu komünistidir.
“Homo sum, humani nil a me alienum puto.”
“İnsanım, insana özgü olan hiçbir şey bana yabancı değil.”
PUBLIUS TERENTIUS AFER
Orhan Alkaya (Şair- Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni)
Hayatım boyunca Nâzım Hikmet’in yurttaşı olmaktan gurur duydum.
Bu ayıp gecikmiş olsa da geri alındığı için Bakanlar Kurulu’nu kutluyorum.
Tarık Günersel (PEN Türkiye Başkanı)
Nâzım Hikmet konusunda iadei itibar devlete yapılmıştır.
Nâzım Hikmet zaten itibarlıydı. İtibar kaybeden devletti, alınan kararla devlet, kaybetmiş olduğu itibarını kazanmış oldu.
Ataol Behramoğlu (Şair-yazar)
Alınan karar çok gecikmiş bir karar. Ancak alınan bu kararın son derece olumlu sonuçları olacaktır. Nâzım zaten memleketinden kopmadı. Nâzım Hikmet çoktandır yurdun insanıdır. Gecikmiş de olsa alınan bu karar, Nâzım Hikmet’in kazandığı bir zaferdir.

Evrensel'i Takip Et