26 Kasım 2009 00:00

GÖZLEM

Yanılsama, “belli bir durum ya da olayı, gerçekte olduğundan farklı ve yanlış olarak algılamak” olarak tanımlanır.

Paylaş

Yanılsama, “belli bir durum ya da olayı, gerçekte olduğundan farklı ve yanlış olarak algılamak” olarak tanımlanır. Yanılsama, bir nesne ya da canlı ile ilgili olabileceği gibi, toplumsal bir olay ya da durum için de söz konusu olabilir. Bu anlamda her yanılsama durumu, sadece belli bir anda gerçekleşen, o ana ait bir şey değil, kendi içinde sürekliliği olan bir durumu ifade eder. Yanılsamalar, sınıf mücadelesi açısından egemen sınıfın toplumun geniş kesimleri üzerindeki ideolojik (düşünsel) hegemonyasını pekiştiren, onun varlığını güvence altına alan bir işlev görür.
İnsanlar hep daha iyi koşullarda yaşamak, bunu sağlamak için de üretmek, kendisi ve ailesi için faydalı olacak işler yapmak ister. Bütün bu çabanın, harcanan emeğin ve bu uğurda yürütülen mücadelenin özünü güvenli ve rahat bir gelecek kaygısı oluşturur. Üretici güçlerin gelişiminin tek tek bireyler açısından en somut anlamı budur. Bunun için geçerli olan üretim tarzının, bireylerin ihtiyaçları, beklentileri ile uyumlu; en azından onlara paralel olması gerekir. Sistem, tek tek her bireyi, maddi ve manevi anlamda tatmin etmeli; onlara daha üretken bir seviyeye ulaşma olanağı tanıyabilmelidir ki, bireyler, mevcut yaşam koşullarından memnun olsunlar.
Üretici güçlerin gelişmesi, bireyler için yarın bugüne göre daha iyi yaşayabileceğine olan bir umudu ifade eder ve bu umudun canlı kalması, sistemin varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için zorunludur. Başka türlü söyleyecek olursak; ‘üretici güçlerin gelişmesi’ olarak ifade edilen, sıradan insan için belirsiz bir gelecekte ‘insanca yaşam koşullarının yaratılacağı’ düşüncesinin yaratılmasını da içerir.
Bu durum aynı zamanda, büyük bir yanılsamadır. Çünkü sistemin maddi gelişim koşullarından bağımsız, sistemin temel gerçekliklerini dışlayan bir soyutlamadan ibarettir. Geleceğe dair umutlar geniş kitleler nezdinde canlı tutulamazsa, bireylerin çalışma ve yaşam koşullarını sorgulaması ve içinde yaşadığı sistemi eleştirmesi gündeme gelir ki, tarih boyunca sistem karşıtı hareketler ve devrimler hep bu temel gerçek üzerinden ortaya çıkmıştır.
İnsanların yeteneklerini ve üretkenliğini artırarak bulunduğu durumdan daha iyi bir konuma gelebilmesinin maddi koşulları, kuşkusuz ‘teorik olarak’ hep vardır. Gelişen kapitalist ilişkiler her geçen gün eski olanı eleştirip, sürekli bir ‘yeni’ propagandası yaparken, aynı zamanda sık sık ‘eski zamanlar’ ile kıyaslama yaparak, kitlelerin bilincinde ‘düne göre daha farklı bir ortamda yaşandığı’, ‘bugünün dünden iyi olduğu gibi yarının da bugünden daha iyi olacağı’ gibi yapay bir gerçeklik oluşturur. Böylece, sistemden duyulan rahatsızlıklar geriye itilebilir, sistem karşıtı ve onun temeline yönelmesi kuvvetle muhtemel bir sınıf hareketi yaratılmasının imkanları azaltılabilir.
Toplum genelinde yaratılan yanılsamalar, toplumun geniş kesimlerini pek çok açıdan ‘geriye’ çekerek, onları düzen sınırları içinde tutuyor ve yığınları sonu olmayan, uzun bir beklenti içine sokabiliyor. Bireyleri sisteme bağlayan etkenlerin, özellikle emekçiler üzerindeki etkisi gün geçtikçe azalmasına rağmen, sınırlı da olsa hâlâ belli bir etki alanına sahip.
Emekçi sınıflar, şu ya da bu nedenle etraflarını saran yanılsamaları ancak siyasal sınıf bilinçleri geliştikçe, yani siyasallaştıkları ölçüde aşabilirler. Ancak bu şekilde, bütün yaşam alanlarını kuşatan zorunlulukların esiri olmaktan kurtulup, gerçek anlamıyla özgürlük mücadelesinin canlı birer öznesi haline gelebilirler.
ERKAN AYDOĞANOĞLU
ÖNCEKİ HABER

İzmir’de güçlü katılım

SONRAKİ HABER

Fındıklı Festivalinde polis provokasyonu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa