28 Aralık 2004 03:00

"Ne olur, serbest bırakın"

Lütfi Giray'ın kaçırılmasına, ailesiyle birlikte tepki gösteren İHD Adana Şube Başkanı Kahraman, "Irak'ta sürdürülen direnişi destekledikleriyoruz.

Paylaş
Irak'ta direnişçiler tarafından kaçırılan Lütfi Giray'ın ailesi, Giray'ın serbest bırakılmasını istedi. Üç ay önce kardeşi Ömer Giray'ın yanına gezmeye giden ve dönüşte kaçırılan Lütfi Giray'ın eşi Suna Giray ve üç çocuğu, İnsan Hakları Derneği'nde yaptıkları açıklamada direnişçilere seslenerek Giray'ın serbest bırakılmasını istediler. Dernek binasında aile ile birlikte açıklama yapan İHD Şube Başkanı Sabri Kahraman, Iraklıların ABD emperyalizmi ve işgale karşı verdikleri mücadeleyi desteklediklerini belirterek, "Ancak Iraklıların kendilerine yönelik yapılan zalimane davranışları orada çalışmak zorunda kalan emekçilere yapmalarını doğru görmüyoruz" dedi. Giray'ın eşi Suna Giray ise yaptığı konuşmada eşinin Irak'a kardeşini ziyarete gittiğini vurgulayarak, herhangi bir suçunun olmadığını söyledi. "Eşimi beklerken kaçırılma haberini duyduk. Çok mağdur durumdayız. Halimizin görülmesi gerekiyor" diyen Giray, eşinin serbest bırakılmasını talep etti.

Taksicide kayıp Üç ay önce Irak'ta halı dükkanı işleten Ömer Giray'ın yanına giden 1947 doğumlu ve üç çocuk babası Lütfi Giray, geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye'ye dönmek üzere yola çıktığını ailesine bildirdi. Ancak o günden beri Giray'dan ve onu taşıyan taksinin şoföründen haber çıkmadı. Giray'ın Irak'ta yanında kaldığı kardeşi Ömer Giray'ın kardeşinin Irak'ta olmadığı yönünde bilgi edindiği öğrenildi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


50. yılında TMMOB -4-
   Liberal politikalar odaları da etkiliyorZafer Anadolu, Elif Görgü, Nur Karabacak

SORULAR 1-) TMMOB'nin 50 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2-) AB sürecini ve uluslararası antlaşmalar TMMOB'yi nasıl etkiler? 3-) Üyelerinizin karşılaştığı sorunlar nelerdir? 4-) Ülkemizdeki mühendislik eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz? 5-) Meslek odaları, üyelerinin beklentilerini karşılıyor mu?


Ayhan Barut (Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı)

1-) TMMOB'nin 50. yılını 3 dönemde tanımlayabiliriz.
  • Kendi içinde, sürecin zorunlulukları, kuruluş aşamasında sistemle bütünleşik TMMOB

  • 1970'li yıllarda başlayan, emekten yana duruşu ve mücadelesi ile TMMOB
  • 1980 askeri darbe ve baskı yılları; emperyalist kapitalist politikaların ülkemize dayatılması ve liberal politikalardan payını alan TMMOB gelinen noktada, dünya emperyalist sistemin ve burjuva devletin yeniden yapılanmasında, 'kesinlikle ihtiyaç duyduğu' moda haline getirilmiş 'sivil toplum organizasyonları' adı altında sistemin oligarşik kurumlarıyla ve burjuva düzeyi partilerle dışarından bağlantılı, tamamlayıcı nitelikte destek ve denetim kurumu olarak işlevlendirilmek istenen bir TMMOB çalışması vardır. TMMOB gerici ve uyumlu uysal bir kimliğe büründürülmek istenmektedir. Gerek odaların genel kurullarında çıkan sonuçları, gerekse yapılması gerekenlerin yapılmaması, sürdürülen statükocu, miras yiyen bazı çevrelerin sayesinde sistemi yönetenler açısından elverişli koşulları oluşturmaktadır. 2-) Dün olduğu gibi bugün de böyle gitmesine izin verdiğimiz sürece emperyalist kapitalist bağımlılığın hangi anlaşma ve ne türden anlaşmalar olursa olsun yeni biçimlerde sürdürülmesinden başka hiçbir şey değildir. Siyasal ekonomik bağımlılığın yeni biçimleriyle varlığının korunması ve geliştirilmesinden başka bir işe yaramamaktadır, yaramayacaktır. Bundan TMMOB ciddi şekilde etkilenmektedir. Liberal politikaların etkileri farklı düzeylerde odaları etkilemekte ve gücünü sürekli zayıflatan bir durum yaşanmaktadır. 3-) Üye tabanının yüzde 90'ı kamuda ve özelde çalışan ücretliler, işsizler ve emekli insanlardan oluşmaktadır. Tabii ki görünen o ki ciddi bir ekonomik açmaz ile karşı karşıya oldukları ortadadır. İşsiz ve bu yarı ücretli kölelerin durumunun tartışılmayacak kadar berbat olduğu ortadadır. Yüzde 10'a gelince bunlar kendi işlerini yapan insanlardan oluşmaktadır. Onlar da pek mutlu sayılmazlar. Özellikle emperyalist kapitaist tarımsal politikaların tarımı bitirme noktasına getirilmesinin sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Ayrıca 1980'den sonra yok edilen, kişiliksizleştirilen kuşakların varlığı, sorunlarla baş etmek şurda dursun karşı koyma refleksini hemen hemen hiç olmadığı birey, yurttaş olma bilincinin en gerilere itildiği bir kaos ortamından çıkma zorunluluğu acı bir gerçektir. 4-) YÖk ile başlayan, üniversitelerin ve bilim insanının hem sokakta fiziken, hemde beyin olarak yok edilme süreci bütün hızıyla devam etmektedir. Teknoloji çağında, mühendislik eğitiminin, bilimden ve yaşamdan bu kadar uzaklaşıldığının ne tarihte örneği vardır ne de gelecekte olacaktır. 5-) Kesinlikle karşılamamaktadır. Belki kısmen ama bu yeterli olmanın çok uzağındadır. Zaten üyelere iş bulma, işinde kalma garantisi, yani kısaca kaderci ve bireyci bir konumdadır. Sadece ekonomik talepleri vardır. Bu da karşılanamamaktadır.


    GATS'tan, mimarlık ve mühendislik hizmetleri de payını almakta

    Ayfer Fatma Çelik (Fizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı) 1-) TMMOB , kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. TMMOB, mesleki, sosyal ve kültürel alanlarda ülkemizdeki mühendis ve mimarları temsil etmek ; onların hak ve çıkarlarının halkın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek; mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak ile kendini görevlendirmiştir. Meslek ve meslektaş sorunları halkın temel sorunlarından ayrılamayacağı için , TMMOB bilim ve teknoloji politikalarının yakın takipçisi olmuş, bu politikaların halkın yaşamına yansıtılması ve kamu çıkarı gözetilerek denetlenmesi işlevini üstlenmiştir. Halktan ve emekten yana bir tavır alan örgüt olarak doğaldır ki diğer emek güçleriyle dayanışma içinde, her mücadelenin örgütleyicisi, destekçisi veya düzenleyicisi olarak üzerine düşeni yerine getirmeye çalışmaktadır. 50 yıldır ülkemizde var olan tüm olumsuzluklar (darbeler, yasaklamalar, kısıtlamalar…) diğer örgütler gibi TMMOB'da etkilemiş; üyelere ulaşma, harekete geçirme, toplumsal hareketlilik içerisinde daha fazla belirleyici bir konuma gelme konusunda henüz istenilen düzeye gelememiştir. 2-) Küreselleşen sermaye, dünyanın kaynak ve değerlerini talan etmek için dolaşırken bizim gibi ülkeleri "yapısal uyum programları" ve ekonomi politikaları ile bir adet taşeron firmaya dönüştürmektedir. Doğaldır ki ,ülkenin kaynaklarının korunması, teknolojisinin gelişmesi, sanayi yatırımlarının artırılması, AR-GE çalışmalarının hızlandırılmasından yana olan Mimar-Mühendislerin bu tabloda duracağı yer bellidir. AB'ye yönelik uyum yasaları düzenlenirken, ülkemizin koşullarını, sanayisini ve insan potansiyelini doğru olarak ele almadan yapılan düzenlemeler sonuçları itibariyle bizi de ilgilendirmektedir. Kamu kuruluşlarının alelacele özelleştirildiği, üretime yönelik yatırımların önlendiği bu sürecin bir sonucuda istihdam daralmasıdır ve bu bizleri çok yakından etkilemektedir. Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS) ile genel olarak bütün kamusal hizmet alanları piyasalaştırılarak yabancı sermayenin istilasına açılmakta; 'Uzmanlık Gerektiren Hizmetler' kapsamında değerlendirilen mimarlık-mühendislik hizmetleri de bu istiladan payını almaktadır. Ayrıca, 'Kişilerin Serbest Dolaşımı' bölümünde öncelikle 'meslek niteliklerinin karşılıklı tanınması' bir yükümlülük olarak yer almakta, bu durumda mühendis-mimarların kazanılmış haklarının korunması, mimarlık/mühendislik eğitimi ve belgelendirme süreçlerinde TMMOB belirleyici bir rol oynamalıdır. 3-) Fizik Mühendisleri Odası, matematik, fizik ve nükleer enerji mühendislerini bünyesinde barındırmaktadır. Bugünkü koşullarda tabii ki işsizlik, işsiz kalma korkusu, doğru yerde istihdam edilememe, düşük ücretler, kısıtlı haklar… Ayrıca edinilen bilgi birikimi doğrultusunda belirleyici ve yönlendirici politikalar içinde etkili olamamak. 4-) YÖK ile birlikte üniversitelerin bilimsel kimlikleri örselenmiş; eğitim sistemi, piyasa-verimlilik-rekabet-kâr ve maliyet terimleriyle düşünülen, eğitime ve bilgiye piyasada pazarlanabilme kapasitesi edinmek için duyulan bir yapı olarak bakılmıştır. Hedeflenen bu olunca ülkemizdeki mühendislik eğitiminin nasıl olduğu, ne işe yaradığı belli olmakta, hep şikâyet edilen teorinin piyasa pratiğinin gerisinde kalmış olması ikincil öneme düşmektedir. 5-) Meslek odaları tüm meslektaşlarını kapsayabilme, kapsayabildikleri ile ise istediği gibi bir iletişim kurmakta zorlanmaktadır. Odalar, sürekli düzenledikleri eğitimler, seminerler ve yayınlar vasıtasıyla üyelerini mesleki anlamda yetkinleştirmekte onların hak ve çıkarlarının takipçisi olmakta, dünya ve ülke genelinde ki gelişmelerden haberdar edip bilgilendirmektedir. Ancak bütün bunlar istenilen ilişkinin kurulduğunu göstermiyor. O kadar çok ulaşılamayan, ulaşılsa bile harekete geçirilemeyen üye/meslektaş var ki. Örgütlenme konusunda ülkedeki kısırlık maalesef odalar için de geçerli.

    YARIN: TMMOB üyeleri ve potansiyel üyeleri konuşuyor

  • ÖNCEKİ HABER

    Kıraç'ta alçak gerilim hattı!

    SONRAKİ HABER

    Artı Gerçek: Açlık grevlerine dair olumlu gelişmeler yaşanabilir

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa