Hizbullah

Hizbullah'ın finansörleri açıklansın

TIR'larca silaha ve cephaneye sahip olan, kasasında trilyonlarca lira bulunan Hizbullah'la ilgili bir ayrıntı daha gözlerden kaçırılmaya çalışılıyor.

Hizbullah'ın finansörleri açıklansın
Serpil Kurtay
İşledikleri cinayetlerle gündeme Hizbullah militanlarının, devletle olan ilişkileri nasıl örtbas ediliyorsa, kimler tarafından finanse edildikleri de gözlerden kaçırılıyor. Çulsuz kişilerin, birden zenginleşmeleri göz önüne alındığında akıllara gelen "Bu değirmenin suyu nereden geliyor" sorusu da daha birçok soru gibi cevaplanmayı bekliyor. Tabi, Hizbullah gerçekten çökertilmek isteniyorsa...
Trilyonlarca liralık kasaya sahip olan Hizbullah'ın bu parayı, zekat altında topladığı haraçlardan oluşturduğu iddia ediliyor. Bankaya yatırılmayan bu paranın ise, bir yandan Bulhaddin Ürük isimli bir kişi tarafından saklandığı, bir yandan da toprağa gömülü olduğu savunuluyor. Ancak, Hizbullah üyesi işadamlarının yanı sıra, çeşitli dönemlerde isimleri ortaya atılan finansörlerden hiç bahsedilmiyor.
Altındağ ile ilgili iddialar
"Yükselen İmam" Mehmet Ali Altındağ'ın adı da, sık sık Hizbullah ile birlikte anılıyordu. Hizbullah'ın liderlerinden Rufai Yazgan'ın arkadaşı İsmail Yazgan'ı İNTİM İnşaat Şirketi'nde muhasebeci olarak çalıştırdığı ortaya çıkan Altındağ'ın, Hizbullah yanlısı bir derginin basıldığı AMİD Matbaacılık'ın ortakları arasında olması da dikkat çekiyor. Altındağ'ın apartmanlarında Hizbullahçılar'ın eğitim yaptığı iddia edilirken, Aktüel dergisinden iki muhabirin bölgede yaptığı araştırmada, "Altındağ'ın ismine Hizbullah'ın finansörü" olarak rastladığı ileri sürülüyor. Fakat, bu muhabirlerin yaptığı haberler derginin Ağustos 1999 tarihli sayısında yayınlanırken, Altındağ'dan bir cümle dahi bahsedilmemiş.
MHP-Hizbullah hattı
23 Ocak 1996'da Cilvegözü Sınır Kapısı'nda ve Urfa yakınlarında cephane yüklü 6 TIR ele geçirildi. TIR'larda, kanas suikast silahına ait 134 bin 600 mermi, 275 bin uzun namlulu otomotik silah mermisi, 19 bin 200 büyük boy ve 17 bin 634 küçük boy havan mermisi contası, 10 bin 784 tahrip kalıbı, 529 büyük ve 3515 küçük boy sevk fişeği, 180 kilogram dinamit tozu, 3 plastik mayın, 31 kilo 800 gram barut ve uçaksavar ile roketatar gibi ağır silahlar bulundu. Bu olayın hemen ardından açıklama yapan dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, silahların PKK kamplarına gittiğini iddia etmişti. Kısa bir süre sonra ise, gerçekler ortaya çıktı. İran'ın Kum kenti yakınlarında yüklendiği belirlenen ve Suriye üzerinden Lübnan'a götürülmek istenen TIR'lar'ın, Kayseri'de bulunan Tekspeed Uluslararası Nakliyat Ticaret Limited Şirketi'ne bağlı olarak çalıştığı, bu şirketin sahibinin de Kayseri Ülkü Ocakları eski Başkanı Hüseyin Tekin olduğu belirlendi.
Ayrıca daha önce de silah yüklü 150 TIR'ın aynı yol üzerinden Lübnan'a gittiği öğrenildi. Silahların Suriye üzerinden gönderilmesiyle ilgili organizasyonun ise, İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Asya Garajı'nın sahibi Rahman adlı MHP'li bir Azeri Türk ile MHP'ye yakınlığıyla bilinen Türkiye'nin Tahran Konsolosluğu'nda görevli bir Türk istihbaratçı tarafından yapıldığı belirtildi. Silahların gittiği adres ise, "Hizbullah"tı.
Bütün bu bilgiler ortaya atılmasına rağmen, medya tartışmayı "Silahları Suriye'nin mi, İran'ın mı" sorusuna kilitledi. Yani her zaman olduğu gibi MHP ve devlet aklandı, suçlu gizlendi. Bugün de yapılmak istenen, Hizbullah'a verilen desteği "dışarıda" arayıp, "devleti aklamak" değil mi?
www.evrensel.net