Emek düşmanlığında çeyrek asır
AKP, 14 Ağustos’ta “Milletimizle çeyrek asır” sloganıyla 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak. 3 Kasım 2002’den bu yana kesintisiz olarak iktidarda bulunan bir siyasi anlayışın “çeyrek asır” vurgusuyla sunduğu gerçek tablo ise emeğe, emekçilere ve işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına yönelik sistemli bir saldırı programının bilançosunu yansıtıyor.
AKP’nin kullandığı “millet” kavramı, kökeni itibarıyla doğrudan bir dini inanç yolunu ve bu inanç etrafında birleşen ümmet topluluğunu ifade eden dinsel bir içeriğe sahip. Dolayısıyla iktidarın milletine; asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlar, kamu emekçileri ve emekliler dahil değil.
Son 24 yılda hayata geçirilen ekonomi-politik tercihler, Türkiye’yi sermaye için ucuz, esnek ve güvencesiz bir iş gücü pazarına dönüştürmeyi hedefledi. Bu hedefe ulaşmak adına atılan her adım, emekçilerin haklarını gasbetme ve örgütlü mücadeleyi dağıtma odaklı oldu. Bu açıdan bakıldığında geride kalan yıllar, “millete hizmet için çeyrek asır” değil; net bir şekilde emek düşmanlığında çeyrek asır olarak ifade edilebilir.
Bu süreç boyunca işçilerin en temel anayasal hakkı olan sendikal örgütlenme hakkı fiilen kullanılamaz hale getirildi. “Milli güvenlik” veya “genel sağlık” gibi gerekçelerle yasal grevler fiilen yasaklandı. Sendikalaşan işçilerin işten atılmasına göz yumuldu, patron baskıları devlet bürokrasisi ve siyasi iktidar eliyle koruma altına alındı.
Sermayeden ve iktidardan bağımsız hareket edemeyen yandaş konfederasyonlar eliyle sarı sendikacılık düzeni daha kurumsal hale getirildi. Buna karşın sınıf eksenli, hükümetten ve patronlardan bağımsız, mücadeleci sendikaların faaliyetleri her fırsatta engellendi.
Sermayenin dayatmalarına boyun eğmeyen mücadeleci sendikacılar ve işçi önderleri doğrudan patronların ve onların siyasal temsilcilerinin hedefi haline getirildi. Gözaltılar, tutuklamalar, usulsüz yargılamalar ve adli kontrol kararları; sınıf mücadelesini baskılamak ve işçilere gözdağı vermek için sistematik bir baskı politikası olarak kullanıldı.
Çeyrek asırlık dönem, çalışma ilişkilerinin esnekleştirildiği, kuralsızlaştırıldığı ve büyük ölçüde güvencesiz hale getirildiği bir süreç oldu. Taşeron çalışma sisteminin kamuda ve özel sektörde bir kural haline getirilmesi, kiralık işçilik uygulamaları, özel istihdam büroları ve esnek çalışma modelleriyle işçilerin kıdem tazminatı başta olmak üzere geleceği doğrudan hedef alındı. İş güvencesi elinden alınan emekçi, patronun her türlü sömürü koşuluna rıza göstermeye zorlandı.
Çeyrek asırlık dönem, Türkiye’yi iş cinayetlerinde dünya sıralamasının zirvesine taşıdı. Soma’da, Ermenek’te, Amasra’da, Torunlar Center’da ve sayısız şantiyede hayatını kaybeden binlerce işçi, cezasızlık politikalarıyla patron koruyucusu sömürü düzeninin kurbanı oldu. Denetimsizlik ve cezasızlık, katliam boyutundaki iş cinayetlerini adeta rejimin ayrılmaz bir parçası haline getirdi.
“Milletimizle çeyrek asır” sloganı; kaynakların emekçiden alınıp sermayeye aktarılmasının, derinleşen yoksulluğun ve sömürünün üzerini örtmeye yarayan ideolojik bir makyajdan başka bir şey değil. Dolayısıyla 14 Ağustos’ta asıl kutlanacak olan; “millet” adı altında görünmez kılınmak istenen sınıfsal çelişkilerin ve uçurumların, derinleşen yoksulluğun ve patron koruyucusu sömürü düzeninin kesintisiz 24 yıllık bilançosudur.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et