Karanlıklar ya da Odysseus'un imza günü
Yapay zekânın insanlığın yazılı kültür mirasını yutmaya yeltendiği, organik yazının egzotik bir bitkiye dönebileceği ihtimaliyle sarsılmış şu çağın tanıkları olarak en başa dönmemizde güzel bir yan var. Her nevi medyumda ve sosyal medyada günlerdir süren Odysseia tartışması, bu küresel agora kendi başına etkileyici. Odysseus'un maceraları antik sokaklarda, karşı kıyılarda, göçmenlerin ve seyyahların dillerinde taşınarak daha uzaklarda böyle konuşulmuş olmalı. O vakitler şanlı ozanları canlı dinlemesi insafa kalmış köleler ve kadınlar adına hakkımız bakidir, sadece bu yüzden bile konuşmaya devam edebiliriz. Kaldı ki 21. yüzyılda devasa bir endüstrinin ürünü, zaten bunun için yapılmıştır.
(Sözlü ya da yazılı) edebiyattan harcıalem perdeler için uyarlanan her metin bir sadakat sorunsalı getiriyor. Şu kısmı ilginç, Homeros (ya da Homerosgiller) İlyada ve Odysseia'yı 400-500 yıl öncesine ait (muhtemel) bir savaşın etrafında aslında baştan tarihi bir anlatı olarak örmüştü. Sözlüden yazılıya geçerken, sonra Yunan anakarasına taşındığında eklemeler çıkarmalarla ayrı bir serüveni oldu. O zaman hakikate sadakat tartışmasından çok ‘Tüm bunları şimdi neden dinliyoruz?’ sorusu belirmiş olabilir. İdeal yurttaş, erdemli insan çekirdeğinin yanı sıra, örneğin İlyada savaşın şaşaası, yiğitlik, şu bu kadar Akhilleus üzerinden savaşı sorgulayan bir metin olarak da görülebilir. Çokça yinelendiği gibi Odysseia modern bireyin serüvenidir.
*
250 milyon dolar harcandığı, oyuncuların aşırı şöhreti ve tabii bunun Homeros'un Odysseia'sı olduğu bilinmese, Christopher Nolan'ın The Odyssey'i eskimiş bir kahraman döngüsü üzerine kurulu, en etkileyici görünen sahnelerinin dahi tuhaf biçimde insanı yalayıp fazla değmeden geçtiği, korsana düşmesi bile geciken bir film olurdu. “Eskimiş bir kahraman döngüsü” demekteki ironinin farkındayım, çünkü o döngünün kaynağı varsayılan metinden söz ediyoruz. Nolan'ın karakter derinliği, anlatım tekniği, anlatının poetikası ve politikası açılarından daha eski, daha az katmanlı bir iş ortaya çıkarması manidar ama şaşırtıcı da değil. Şunu düşünebiliriz, Nolan bize bunu niye anlattı ya da neyi anlatmadı?
Troya Savaşı'nın çıkmasında pay sahibi olan ama savaşa gitmemek için deli taklidi yapan, sonra mecbur kalınca on iki gemiyle donanmaya en az katkı veren krallardan biri. Zeki ama bu yeteneğini çıkarı için de kullanabilen, iş çözen ama bunun için yalan da söyleyebilen bir insan. Duygularının peşinden giden ama bazen fazlaca rasyonel, kibirli ama merhamet de gösterebilen biri. Antik metni yüzyıllar içinde diri tutan bu engin ve düşündürücü çelişkileri budayarak yol boyu hep tutarlı, hep mağdur ve mağrur bunalımlı savaş gazisi Odysseus'u tercih etmek bugüne ne taşıyor olabilir? İçtenliksiz bir barış mesajı için mi?
*
Kirke ve Kalypso'nun bugün başlamayan ucubeleştirilmesi, genel olarak kadın temsili, bunlar bir yanda dursun, yerimiz dar. Filmi hem dil hem meram açısından zayıflatan şeylerden biri de Phaiak'ların yok sayılması. Müşkülpesent okurluk değil, Odysseus'un Korfu olduğu düşünülen bu küçük adada yaşadıkları hakikaten destanın temelini inşa eder. Bireyin hikayesine bireylerden oluşan toplumu ekler.
Bir tahta parçasına tutunarak denizde günler geçirmekten derisi yaşlı bir adam ya da bebek gibi büzüşmüş Odysseus adaya çıktığında bir medeniyet idealiyle karşılaşır. Toprağı bin bereketli, suyu bol bu adada savaşla işi olmayan denizci bir halk yaşıyordur. Kralları Alkinoos öfkeyle değil akılla ve danışarak karar verir, karısı Arete yeryüzünün en saygı gören kadını olarak tanıtılır. Sınıflı toplumdur tabii ama hiç olmayacak şekilde Kraliçe Arete kölelerle ateş başında sohbet eder, birlikte dokurlar. Kızları Nausikaa hizmetçilerin kızlarıyla büyümüştür, onlarla oynar, birlikte çamaşıra gider. Dönemin (ve dönemimizin) toplumsal cinsiyet rollerine hepten teslim olmadan, özgüvenli, özgür yetişmiş bir kızdır. Bizim Odysseia diye bildiğimiz maceraların büyük kısmını Odysseus günlerce işte Phaiaklıların sarayında anlatır. Bu destanı var eden biraz da o halktır. Homeros'la ilişkilendirilen bir ozandan Troya Savaşı'nı, kendi hikayesini dinlediğinde gözleri dolan Odysseus kimliğini açıklar, kendi kurmacasını yaratan bir kahraman olarak tarihte belirir. Bu müthiş sarmaldır hâlâ kurmaca üzerine düşünürken zihnimizi meşgul eden. Bugünün anaakım anlatısı için lüzumsuz kalmışlar demek.
*
Dönemi için bu ideal toplum Odysseus'u nasıl etkileyecektir? Daha temel soru: Odysseus sıfırı gördüğü, öleyazdığı onca maceradan sonra eve döndüğünde ne kadar değişmiştir? Phaiakların gemileriyle İthaka'ya, üstelik uykusunda bırakılan Odysseus uyandığında kendi adasını tanıyamadığı gibi, aklına ilk gelen şey onu denizden alıp hayata katan bu insanların bilerek onu yanlış yere bıraktığı ve soyulduğu olur. Oysa telaşla saymaya gittiği malları, zaten Phaiakların verdiği, neredeyse Troya ganimeti ederinde hediyelerdir. Temkinle nankörlük arasında gri bir alan açılır. Aynı kalmak doğaya aykırı fakat Homeros malın mülkün varsa, değiştiremeyeceğin şeyler de var mı demek istiyordur? Yirmi yıl görmediği karısıyla yattığı ilk gecenin sabahında erkenden mülklerini gezmek için çıkan adam... Troya'nın fethi için bulduğu tahta at hilesine benzemez mi kendi sarayına dilenci çulları içinde girip ona ihanet edenlerin listesini istemesi, karısını dahi denemesi?
*
Muhtemel Troya Savaşı elmadan, armuttan, güzellik yarışmasından değil, ticaret ağını genişletme, yeni kaynaklara ulaşma ve yaklaşan kıtlıkta yağmalama arzusundan çıkmıştı. Bugün bu kadim metinlerin ritmi, savaş ve Homeros'un sözü arasında yaşanan o gerçek Karanlık Çağ'ı düşünmeyi gerektiriyor. Zenginliğin ve yoksulluğun zirve yaptığı, maden/hammadde ihtiyacının muktedirleri yeni arayışlara ittiği, türlü nedenden göçün hızlandığı, iklimdeki dönüşümün kıtlığa neden olduğu, uygarlıkların çöktüğü, yazının unutulduğu bir zaman. Tanıdık mı geldi?
*
İşin ilginci Odysseus bu filmi izlese beğenebilirdi. Sınırlı sayıdaki tam kadraj salonlarda izletirlerdi tabii ona. Zaten döndükten sonra anılarını yazmış olabilirdi, artık imza vermek için yıllar sürecek bir dünya turnesine çıkardı. Derken Zeus...
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et