İnanç otomatları, din insansıları, keşiş robotlar
Bir dini bayram hâlâ sürerken, derinleşen yoksulluktan siyasi irade gasbına ülkenin açık yaraları, en azından kadim “ev baklavası güzel midir, değil midir?” tartışmasını alevlendirecek kadar, bir örtünün altına itilmiş görünüyor. Birkaç haftadır zihnimde duran, Güney Kore'deki insansı Budist rahip Gabi'ye dair haber, elbette “nerede o eski bayramlar” nostaljisiyle canlanmış değil. Bir robotun bu özel törene ilk kez katılmasıyla, takip edebildiğim kadarıyla bir insansı keşişe dair ilk örnek oluyor. İnsanlar için yazılmış yemin, onun için elden geçirilmiş. Gabi, hayata saygı duyacağına, diğer robotlara ve nesnelere barışçı davranacağına, insanları dinleyeceğine, aldatıcı şekilde davranmaktan kaçınacağına ve enerji tasarrufu yapacağına yemin ediyor.
*
Budizm’in teknolojiyle kavgasızlığı 2010'dan beri Uzakdoğu'yu inanç ve yapay zekâ üzerine düşünülecek bir coğrafya yapıyor. Bu eğilimde, 21. yüzyılda inançtan uzaklaşan gençleri tapınaklara çekebilme dileğinin ve yaşlı din insanı nüfusunun gittikçe azalmasının da etkisi var. 2011'den sonra çalışmalara başlanan, 2016'da Pekin'de kitlelerle tanıştırılan robot Budist rahip Xian’er kucakta taşınabilecek boyuttaydı. Budist öğretileri otomatik şekilde sıralamak üzerine tasarlanan bu fazlaca sevimli robot aslında bir tür “mantra-matik”ti. Fakat yapay zekânın gittikçe daha fazla öğreneceği öngörüsünün paraleli olarak, daha “bilge” din insansılarına, Gabi'lere doğru alınacak yolun habercisiydi.
*
Bu tekno ruhani dünyaya 2019'da Japonya'da Budist merhamet tanrıçası Kannon'dan esinlenerek tasarlanan Android Mindar eklendi. Kyoto'daki dört yüz yıllık Kodaiji tapınağında vaaz veren robotun silikonla kaplı elleri, yüzü ve omuzları, yani sadece insana benzer üst bölgesi hareket ediyordu. İlk haberlerde Batılı ziyaretçilerin kendisini Frankeştayn'a (yani Dr. Frankeştayn'ın tasarladığı yaratığa) benzettiği söylenmiş.
Velhasıl robot keşişler, rahipler, din insansıları Uzakdoğu'da, bu yazıya sığmayacak denli çeşitli, numunesi bol.
*
Tam da birkaç gün önce Katoliklerin ruhani lideri Papa XIV. Leo'nun yapay zekânın “silahsızlandırılmasına” yönelik açıklaması şaşırtıcı değil. Göreve başladığından beri bu konuya eğiliyor, hatta “Katolik sosyal medya fenomenleri” için düzenlediği ayinde insan onurunun çevrimiçi ortamlarda korunması üzerine konuşmuştu.
“Muhteşem İnsanlık” başlıklı bu son açıklamasında yapay zekânın “tahakküm ve ölüm aracına dönüştüren mantıktan” arındırılması gerektiğinden, nükleer enerjiye benzer şekilde herkesin ortak iyiliğinin hizmetinde kullanılmazsa felaket getireceğinden bahsediyor.
*
Kanayan İsalar, ağlayan Meryemler, kutsal kitaptan canlandırılmış mekanik sahneler ekleniyor Bağlantılar'a burada. Robotlara varacak icatlar mesaisinin erken saatlerinde otomatlar vardı ve din bu mekanik tarihte kullanılan ilk motiflerden sayılabilir. İnananları sarsmak, hatta korkutmak amaçlı bu ilk robotumsuların etkisi, bugünün vaaz veren, yeri gelince cenaze kaldıran robotlarla aynı değildi tabii ki.
*
Bundan nasıl kaçılabilir ki, yapay zekânın ibadet pratiklerinde kullanılışının Müslümanlarda, Hıristiyanlarda, Yahudilerde muhtelif örneği var. Fetva asistanları, hutbe tercümanları, kutsal kitap tefsirleri, hologram ayinler, İsa'yla sohbet odaları... Vaazlarını ya da hutbeleri yapay zekâya yazdıran ve cemaat önünde, canı çektiğinde gerçekçi biçimde uydurabilen yapay zekânın kurbanı olan, dünyanın farklı yerlerinden, farklı inanışlardan din insanlarına dair haberler de çok.
*
Yapay zekâyla üretilen videolardaki gelişme sosyal medyada bilge influencarların artmasına da neden oldu. Nordik bilgelikten Zen'e, Çin'den Peru tarihine uzanan yelpazedeki bu hesaplarda, hap şeklinde irfan paylaşımları yapılıyor, her açıdan sağlıklı bir hayatın kadim kökleri bugüne taşınıyor. Fakat bazılarımızın dikkati bu hikmet sahnelerinde daha çok dişlerdeki ürkütücü kusursuzluğa, insanca görünmek için çeşitlendikçe artan mimik trafiğine kayıyor. Niyeyse bilgelerin arkasına dizilen bolca kavanoz ve o belli aydınlatma modeli, yapay zekâ mamulü bilge influencer'ları faş ediyor. Oysa ne fark eder...
*
“İnsan sonrası” bir dünyada inanç, bunun araçları, yapay zekânın buradaki yeri bir yandan sıcak, bir yandan da mevzuun özüne dair tartışmalar. Acı çekmeyi bilmeyen maneviyat taşıyabilir mi, bilinç sahibi olmayan dindar olabilir mi, dini anlatabilir mi, bunlar inançlı dünyanın meseleleri.
Kaynak kutsal kitaplar ve metinler olduğuna göre, bazı dindarların tercihi bu kadim kaynakları öze en sadık biçimde aktaran, uygulayan din insanları olabilir. Dini, kişisel, siyasal manipülasyon aracı olarak kullanmamanın garantisi olarak robotlar tercih edilebilir mi...
Örneğin her ramazan ayında orucu ne bozar tartışmalarını pekâlâ böyle bir robot yürütebilir. Ama tabii o zaman televizyon ekranlarında bol sıfırlı maaşlarla endam eden yıldız fenomen din alimleri ne yapacak? Genel olarak bu tür robotların ilk yatırımı pahalı olabilir ama arada lüks Audiler, Mercedesler falan istemeyeceğinden çok daha ucuza gelebilirler. Bizi ilgilendiren vergilerle ödenen kısmıdır, kamu yararıdır, gerisine inananlar karar versin.
*
Evliya Çelebi'nin Osmanlı topraklarında denk geldiği bu otomatlara dair tanıklığına yer kalmadıysa da buraya bağlansın.
Evrensel'i Takip Et