AKP'nin Atatürk aşkı


17 Kasım 2017 04:11

Atatürk ve cumhuriyetle ilgili bir anma vb. özel bir gün olduğunda sınavdan kaçan öğrenciler gibi hastanelerde rapor derdine düşen AKP yöneticileri bu 10 Kasım’da Atatürk büstü önünde sıraya girmek için Ankara dışından otobüsler kaldırmaya başladılar. 

AKP Genel Başkanı başta olmak üzere Başbakan ve tüm AKP kadrolarında birden bire Atatürk aşkı depreşti. Tabii Tayyip Erdoğan’ın aşkı yalnız bırakılır mı hemen arkasından Devlet Bahçeli’de bu aşka sahip çıkmaya ve bu aşkı meşru gösterecek açıklamalar yapmaya başladı.

Havuz medyasının yazar ve çizerleri de fırıl fırıl dönmenin getirdiği alışkanlıkla bir anda bu aşkın en büyük savunucusu oluverdiler. Havuz medyasının paralı askerleri Atatürk’ü babaları kadar sevdiklerini söylerken durumu gören kimi insanlar “Bu aşkı niye gizlediniz ki, gayrimeşru bir durum mu vardı” demekten kendini alamadılar.

Olay sosyal medyada bu yönüyle alay konusu olmaya devam edip dursun, biz AKP’nin bu Atatürk aşkının arka planını irdeleyelim. 

Bu aşkın birdenbire ortaya çıkması Atatürk’ün AKP tarafından yeni bilinmesinin bir sonucu olduğunu ya da havuz medyasının paralı askerlerinin dediği gibi “Tarihi değerlere sahip çıkmak” siyasetinin bir adımı olduğunu söylemek ahmakça olacaktır. 

AKP’nin Atatürk aşkı, AKP’nin Kemalizm’le yaptığı bir ittifakın sonucudur. Bu ittifakın getirdiği zorunlu sonuçtur. Doğru Perinçek’in Tayyip Erdoğan ile ilgili “Erdoğan, İslami Kemalist oldu” tanımlaması hayli tartışma yaratmıştı. Çünkü ortada Mustafa Kemal’in reddedildiği, değer verilmediği, yok sayıldığı bir Kemalist tanımlaması kimsenin kabul edebileceği bir tanım değildi. 

AKP’nin 2002 yılında seçimleri kazandıktan sonra liberaller ve özellikle de Fethullah Gülen ile ittifak yapıp iktidar olduktan sonra Fethullahçıların iktidardan daha çok pay istemesinin getirdiği tartışma ve çatışma Fethullah ittifakının son bulmasına neden oldu. 

Fethullahçıların devletin içinden ayıklanmaya başlaması ve akabinde 7 Haziran seçim sonuçları Tayyip Erdoğan’ı başka bir ittifaka zorladı. Bu ittifak Kemalist, eskinin derin devlet yapılanmasıydı. AKP ile Kemalist derin devlet kadrolarını bir araya getiren iki önemli gerekçe vardı. Birincisi Fethullahçıların tasfiyesi ikincisi ise Kürt sorunu.

AKP Kürt sorununun diyalog ve müzakere ile çözülmesi konusunda adım atmış ama sonuçlanmasını istememiştir. Bunun nedenleri çok farklı tartışma konularıdır. Ancak konuyla yakından ilgilenen herkesin bildiği gibi Dolmabahçe mutabakatı arkasından gözlemci heyetin belirlenmesiyle silahların tamamen susacağı bir sürece girilmesine bir hafta kalmıştı. Ama Hükümet masayı devirdi ve Kürt sorununu eskinin Kemalist derin kadrolarına teslim etti. Şu an Kürt sorunu siyasetçilerin belirlediği, hakim olduğu bir konu değildir, silahlı güçlere teslim edilmiş bir konudur. 

Fethullah Gülen ise Ergenekon adı altında yapılan operasyonlarla derin olsun olmasın fark etmez tüm Kemalist kadroları hedef almış ve onların hedef tahtasına oturmuş bir ortak düşmandır. 

Bu ittifakın 2019 seçimlerine kadar yürümesi, ittifakın değerlerine saldırmamaktan geçmektedir. Kürtlerden beklediği desteği bulamayan AKP, Kürtleri Kemalist derin yapının silahlı kuvvetlerine teslim etmiş ve gözünü milliyetçi oylara dikmiştir ki 1 Kasım 2015 den bu tarafa durum böyledir. Şimdi bir puanın sonucu belirleyecek ölçüde değerli olduğu bir süreçte bu ittifakın zarar görmeden yürümesi gerekmektedir. 

AKP tabanı zaten Tayyip Erdoğan’ın keskin dönüşlerine ve “Her ne yapıyorsa takiye yapıyordur” şeklindeki bakış açısına alışkındır. Bu konuda sorun çıkartmayacaklardır. Zaten havuz medyasının paralı askerleri ile Atatürk’ün nasıl Kur’an’ı hatmettiği, namazını hangi camide kıldığı, eşinin çarşaflı fotoğraflarının servis edilmesi onları iknaya yetecek verilerdir.  Atatürk aşkı birdenbire oluşmuş değil, planlı bir ittifakın zorunlu sonucudur. 

www.evrensel.net