Buruk sevinç


29 Haziran 2018 03:59

24 Haziran seçimlerinde muhalefetin iki amacı vardı; birincisi Mecliste çoğunluğu sağlamak, ikincisi ise cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalmasını sağlamak. AKP-MHP blokunun amacı ise HDP’yi baraj altında bırakmak ve Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yapmak.

Sonuçta muhalefet istediğini yapamadı, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu ama tüm gayretlerine rağmen HDP’yi de baraj altı bırakamadılar. HDP’yi baraj altında bırakmak için devletin bütün olanaklarının seferber edildiği bir ortamda bunu başaramamaları bizler açısından büyük bir başarı ve büyük bir sevinç kaynağıdır.

Her seçimde olduğu gibi yine bu seçimde de herkesin gözü Kürt oylarındaydı. Hem iktidar bloku hem de muhalefet Kürt oylarının seyrini merak ediyorlardı. İktidar kanadı ise sadece merakla kalmayıp Kürt oylarının HDP’ye gitmemesi konusunda özel çaba sarf ediyor, devletin tüm imkanlarını bu konuda sahaya sürüyordu.

Kürt illerinde valiler, kaymakamlar, jandarma komutanları, özel hareket polislerinin yanı sıra bölge savcılarının da bizzat köylere giderek seçim çalışması (!) yaptıkları öyle gizli saklı değil basına yansıyacak boyutta yer almıştır.

24 Haziran seçimlerinde HDP’nin karşısında Kürt illerinde çalışma yürüten, AKP-MHP lehinde toplu oy kullanılmasını sağlayan, köylerde olmayan seçmenlerin oylarının Cumhur İttifakına yazılması için özel gayret sarf eden muhtarlar vardı. Bu muhtarların kimi devletin desteğiyle kimi de korku belasıyla bunu yapmıştır.

Şırnak, Hakkari gibi 1000 oyun çok kıymetli olduğu yerlere bulunduğu alanda oy kullanabilen on binlerce askerin sevk edildiği de dikkatten kaçmamalı ve bunların seçime etkisi teknik verilerle ortaya konmalıdır.

Kürt illerinde MHP’nin yaşadığı oy artışlarının da asla ve asla gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Bölge gerçekliğini bilen hiç kimse bu oyları HDP’ye küsen seçmenin, ya da AKP’ye kızan Kürt’ün oyu olarak değerlendiremez. Kürt illerinde artan MHP oyları hilenin ta kendisidir.

Bütün bu olumsuzluklara ve ittifaklara karşı mücadele eden HDP Kürt illerinden başarıyla çıkmış, tüm Kürt illerinde bu olumsuzlukların yansımasıyla 100 bin oy kaybına uğramış ancak Milletvekili sayısında ezici üstünlüğünü korumuştur. Urfa örneğinde olduğu gibi Kürt halkı büyük oranda baskılara, tehditlere boyun eğmemiş ve HDP’ye oyunu vermiştir. Boyun eğen ve bu baskıyla HDP’ye oy vermeyenlerin oranı ise oldukça düşük kalmıştır.

Batı yakasında ise tam da bizim seçim çalışmalarında söylediğimiz olmuş ve Kürt illerinde yaşanan hile batıdan takviye edilmiştir. Ülkesini, geleceğini düşünen vicdanlı sosyal demokrat seçmenler; “HDP’nin baraj sorunu yok, HDP’ye oy vermenize gerek yok, bunlar mağdur edebiyatı yapıyorlar, inanmayın” diyen sosyal demokrat partilerin sahada çalışma yapan ve seçilme korkusu yaşayan milletvekili adaylarına itibar etmemiş ve oyunu HDP’den yana kullanmıştır. Bu seçmene seçilmiş bir HDP milletvekili olarak tabii ki teşekkür etmeliyiz ve de bu kararlarından dolayı kutlamalıyız. Ancak bu oyların stratejik olarak bilinçli bir seçmen kitlesi tarafından sırf HDP barajı aşsın diye değil, HDP’nin barajı aşmasının ne anlama geldiğinin bilincin farkında olunmasıyla verildiğini de göz ardı etmeyelim. Bir yönüyle seçimlerin sonucunu belirleyen bu seçmenler olmuştur. Bu seçmenler sayesinde AKP-MHP bloku parlamentoda Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğa ulaşamamıştır.

Bu seçimlerde ben de İstanbul 3. Bölgeden Milletvekili seçildim. 7 Haziran 2015’de 80 yoldaşımla birlikte kazandığım Milletvekilliğimizin 1 Kasım 2015’de halkımızın iradesi gasbedilerek düşmesi ve 21 arkadaşımızın parlamento dışında kalması ve belki de sırf bu yüzden yüzlerce insanın bedeninin toprağa düşmesi bizleri derinden üzmüştü. Bu seçimde işte o 1 Kasım’ın rövanşını aldık ve 67 vekille parlamentoya geri döndük, bu yönüyle mutluyuz ve sevinçliyiz. Cumhur ve Millet İttifakı olmayıp her parti kendi adıyla seçime girmiş olsaydı bugün vekil sayımız yine 80 olacaktı ancak bir çok yerde ittifak yasası nedeniyle bir çok arkadaşımız diğer partilerden çok fazla oy almasına rağmen seçilememiştir.

Eş Başkanımız Pervin Buldan aday tanıtım toplantısında bizlere; “HDP’den milletvekili olmak, buna aday olmak, mevkiye, makama, koltuğa, lükse aday olmak değil, mücadeleye aday olmak demektir” demişti. Bunu 2015 deki 5 aylık Milletvekilliğimden ve 2.5 yıllık MYK üyeliğimden kaynaklı çok yakinen bilenlerdenim.

İşimiz zor, yolumuz uzun, mücadelemiz ise kararlılık istemektedir. Bizler bu azim ve kararlılıkla çocuklarımızın özgür yarınları için mücadelemizi ödün vermeden sürdüreceğiz.

Hızır cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.

Aşk ile...

www.evrensel.net