Kürt'ün oyu ve 'Hayır Bloku'nun hedefi


21 Nisan 2017 04:15

Referandum sürecinde yaptığımız konuşmalarda “16 Nisan akşamı herkes Kürtler ne oy vermişler diye bakacak, “evet” de çıksa “hayır” da çıksa yine Kürtler günah keçisi ilan edilecek” demiştik. 

Bunu çokbilmişliğimizle(!) ya da derin öngörümüzle söylemedik, bundan önceki seçimler sonrasında yaşadıklarımıza bakarak söyledik. 
“Evet” çıksa “hayırcı”lar Kürtlere saldıracaktı, “hayır” çıksa “evet”çiler Kürtlere saldıracaktı, sonuç Kürt açısından değişmeyecekti. Siyasi tercihler açısından Türkler tek parçadan ibaret olmadığı gibi Kürtler de tek parçadan ibaret değildir. HDP’li Kürt olduğu gibi, AKP’li, HÜDAPAR’lı ve KDP yanlısı Kürtler bulunmaktadır.  

En çok “hayır” veren ilk on il sıralamasında beş Kürt ili bulunmaktadır. En çok “evet” oyu veren ilk on il içerisinde ise sadece bir tane Kürt ili bulunmaktadır, o da en son sırada. En çok “hayır” oyu veren illerden Şırnak ikinci sırada yer almaktadır. Şırnak ki yakıp çıkılan, adeta taş  üstünde taş bırakılmayan bir şehirdir. Hükümet Şırnak’ta yaşananları batı yakasına anlatırken, “Bu yıkımı devletin yapmadığını, bunu PKK’nin yaptığını” söylemekte, halkın da bu nedenle bölgedeki Kürt siyasetçilere, toplamda da HDP’ye tepkili olduğu propagandasını yapmaktadır.

Oysa sonuç hiç de öyle olmamış, bütün tehdit, baskı ve oy hırsızlıklarına rağmen Şırnak HDP’nin çağrısıyla yüzde 70 oranında “hayır” demiştir.

Yine yıkımın yaşandığı Hakkari toplamında yüzde 68 “hayır” çıkarken yıkımın en çok yıkımın yaşandığı Yüksekova ilçesinde yüzde 77 “hayır” oyu çıkmıştır.

HDP’nin Kürt illerindeki oy kaybı 1 Kasım’dan bu tarafa 373 bindir. Şimdi evet in bu 373 bin oyla kazanıldığını söylemek art niyetten öte bir şey değilse zır cahilliktir. Kaldı ki biz hayırcılar bu seçimin sonucunu doğru kabul ediyor muyuz, mühürsüz pusulaları kabul ediyor muyuz, sosyal medyaya da yansıyan silahla tehdit edilerek evet oyu kullandırılmasını kabul ediyor muyuz?Bu sorulara cevabımız hayır ise bu hilelerin yüzde olarak büyük oranının da bu Kürt illerinde yaşandığını kabul etmemiz gerekir. Yani bu 373 bin oyun büyük çoğunluğu da hileyle, hırsızlıkla, tehditle oluşmuştur.

7 Haziran’dan bu tarafa ele aldığımızda, iktidarı ve muhalefetiyle tüm sistem partilerinin ve de bir bütün olarak devletin hedefinde HDP vardır. Bütün amaç öncelikle HDP’nin çoğulcu yapısını yok etmek, sonra da Kürt halkı ile HDP’nin arasını açmaktır. Batı illerinde neredeyse HDP’liyim demenin suç teşkil ettiği bir algı yürütülmeye çalışılmaktadır. Kürt illerinde ise Kürt halkının İslami hassasiyetini bir gedik olarak görüp buradan ilerlemeye çalışmaktadırlar.

AKP yanlısı yazarlar bunu gizlemeyip AKP’nin bölgedeki İslami cemaatlerle yürüttüğü çalışmalarının sonuç vermeye başladığını söylemektedirler. Sonucun böyle olmadığını bilseler de önce böyle bir algı yaratmak sonra da yarattıkları algı üzerinden yürümeyi hedeflemektedirler. 

Kürt’ün oyu sandığa hayır olarak girmiştir ama bazı yerlerde evet olarak çıkmıştır, Türkiye’nin batı yakasında da yaşandığı gibi. Şimdi yapılması gereken kendimize bir günah keçisi aramak yerine sandığa hayır olarak giren oyların evet olarak sayıldığı gereceğini kabul edip bu seçimi tanımamaktır. 

Kimileri hayır blokunu dağıtma hedefinde olsa da hayır blokunun “Tek adam yönetimine itiraz” hedefiyle ilerlemesi gerekiyor. 

Tek adama karşı olan AKP ve MHP içerisindeki muhaliflerin seçimlere girebilecekleri bir parti kurmaları, arkasından da CHP ve HDP, Meclisi boşaltıp 2018 yılında erken seçim yapılmasını sağlamalıdırlar. 

2018 baharında yeni bir partiyle yapılacak bir erken seçimde AKP’nin tek başına iktidar olması mümkün değildir. Böylelikle tek adam yönetim sistemi devreye girmeden “kadük” hale getirilecektir. 

Amaç bağcıyı dövmek değil, üzümü yemek ise yapılması gerekenler bellidir. 

www.evrensel.net
    • Güneş Onur 2 gün önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

      Peki, yazarın teklif ettiği 2018 erken seçimi (bütün sayılan koşulların gerçekleşeceğine dair iyimser bir tahminle) defacto türk usulü başkanlık rejimi altında ne koşullarda yapılacak? Aynı gün içinde hem CB, hem parlamento seçimi mi yapılacak? Eğer öyle ise, yandı gülüm keten helva. Bunun bir 2019 seçiminden farkı olmaz çünkü.

    • Güneş Onur 2 gün önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

      Bir "hayır"cı ve bir HDP'li olarak bu makalenin bütün içeriğine katılıyorum. Ve-lakin;

      "Tek adama karşı olan AKP ve MHP içerisindeki muhaliflerin seçimlere girebilecekleri bir parti kurmaları, arkasından da CHP ve HDP, Meclisi boşaltıp 2018 yılında erken seçim yapılmasını sağlamalıdırlar.

      2018 baharında yeni bir partiyle yapılacak bir erken seçimde AKP’nin tek başına iktidar olması mümkün değildir. Böylelikle tek adam yönetim sistemi devreye girmeden “kadük” hale getirilecektir."

      Gerek referandum öncesi, gerekse referandum sonrası yeni seçim yasaları ve parlamento yetkileriyle bunlar doğru mudur, gerçekçi midir, hukuki olur mu? Eğer bu imkanlar (hukuki anlamda) var ise, artık YSK'yı ve referandum sürecini protesto eden eylemlere bir an önce son verip, bu stratejik hedeflere uygun yeni bir eylem planı yapmak lazım. Hem acilen, hem de konuyu ve olasılıkları çok ince bir şekilde irdeleyerek. Muhalefet (isteyen demokrasi desin) cephesinin şu anda değerli zamanı çarçur ettiğini düşünüyorum.

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.