6 Kasım 2026 00:17

Hastalık ne ve neden ‘nüksediyor’?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Ekim 2026’da katıldığı TİM 13. İnovasyon Haftası programında fon piyasalarındaki yaşananlarla ilgili olarak şöyle konuşmuştu: “Fon piyasamızın belli bir kısmında nükseden bir sorunla mücadele ediyoruz. Sorunu kontrol altına aldık.” Nüksetmek nedir diye merak edenler, bu kelimenin anlamını araştırdığında şöyle bir açıklama ile karşılaşıyorlar: “İyileşme veya durulma döneminden sonra bir hastalığın, kötü bir alışkanlığın veya olumsuz bir durumun yeniden ortaya çıkması, tekrarlaması veya depreşmesi.” Depreşen nedir ve bu cümle dikkatsizlikle mi kurulmuştur, yoksa sürekli tekrarlanan davranışların bir itirafı mıdır?

Bu ülkede daha önce bir 17-25 Aralık yaşandı. AKP’li bakanlar ve yakınları; ayakkabı kutularına istiflenmiş paralar; bunları saymakta kullanılan para sayma makineleri... FETÖ’cü darbe girişimi bütün bunların temizlenmesi için bir fırsat oldu. Ama olup bitenleri unutmak ve unutturmak mümkün değil. Bütün bunlar halkın hafızasına ve tarihe kazındı. Erdoğan nüksetmekten bahsederken ‘Bizim adamların fıtratında bu işler zaten var, zaman zaman bunlar depreşiyor’ demek istemiş olabilir mi? 

Peki “fon piyasalarında” ve onların da dahil olduğu borsada meydana gelen bu “sorunlar” “piyasaların olağan işleyişi” içinde açıklanabilir mi? Yani insanlar borsaya para yatırmış, zaten genellikle ‘kumar alanı’ olarak tanımlanan borsada olağan riski almış, sonunda ekonominin işleyişi içindeki düzensizliklerden, yanlış ata oynamaktan dolayı paralarını kaybetmişler midir?

Bunun böyle olmadığını, yapılan işin çok iyi örgütlenmiş ve içinde iktidarın adamlarının da —hem de sayıları bir-iki değil— yer aldığı organize bir soygun olduğu, iktidar bağlantıları olmasa bu işin yapılamayacağı artık bütünüyle ortaya çıkmış durumda. Bu nedenle de olay siyasi bir skandal ve kriz boyutlarına sıçrıyor. Yapılan soyguna “yerli ve milli” demekte bir sakınca yok. Zira ayrıntılar ortaya çıktıkça daha iyi anlaşılıyor ki, bu fetvalı soyguncular şeytana papucunu ters giydirmişler.

Bütün bunların gerçekleşmesi sürpriz mi? Belki gerçekleşme biçimi ve kapsamı şaşkınlık yaratmış olabilir. Ancak Saray rejimi kurduğu düzenle halkı soymakta mucizeler yaratmıştır. Ağrı’da, Hakkâri’de, Yozgat’ta, Tokat’ta vb. yerlerde yaşayan vatandaşlara, İstanbul’daki, Çanakkale’deki, geçmedikleri, kullanmadıkları boğaz köprüleri için para ödetmek olağanüstü bir buluştur! Geçmedikleri yollara, kullanmadıkları havaalanlarına, hastanelere ödediklerini de hatırlarsak bu organize fon soygununun hangi ekonomik ve politik zeminde gerçekleştiğini; gerçekleşmesinin değil de gerçekleşmemesinin hayret verici olacağını belki anlayabiliriz. Üstelik bu kadar da değil. Yukarıdan aşağıya bir rant paylaşım mekanizması kurulmuştur. Devlet ihalelerinin dağıtılması belediyelede şehir rantları, vergi bağışıklıkları vb. bütün bu sistemin içindedir ve bu rejim bunlar üzerine kurulmuştur. Bu bir hastalıktır ve “nüksetmesi” de beklenmedik bir olay değildir.

Ancak tablo her geçen gün ağırlaşmakta, halk arasında soygunculardan hesap sorulmasına yönelik talep yaygınlaşmaktadır. Durum bu hale gelince sonunda adalet bakanı “organize suç” demek zorunda kaldı. Ama böyle demesi açılan soruşturmaların bütün gerçeği ortaya çıkaracağı anlamına gelmiyor. Belli ki Saray rejimi toplumsal baskı altında bir şeyler yapmaya karar vermiştir. Verilen kararın, tüm gerçeği ortaya çıkarmak değil, bazı günah keçileri yaratarak hasarı en az kayıpla atlatmak üzere olduğunu tahmin etmek kahinlik olmayacaktır. 

Gelişmeler ortaya koyuyor ki; iktidar soyguncuların ve vurguncuların peşinde değil, bunları haberleştiren gazetecilerin peşindedir. Onlar için ağır cezalar isteyerek halkın gerçekleri öğrenmesini engeleyebileceğini sanmaktadır. Bütün bu çabalar boşunadır. Yolun sonunun göründüğü bir köşe daha dönülmüştür. Düzen muhalefeti ise kendi başına sarılan sorunlarla uğraşmaya gömülmüştür ve bu konuda da anlaşılmaz bir pasiflik içindedir. Diğer taraftan Avrupa halkları gerici iktidarlara, büyük sermayenin saldırılarına karşı nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini göstermektedir. Amerikan halkı da Trump’ın uyguladığı politikalara hayır dedi. Cesaret bulaşıcıdır. Tarihte halklar birbirlerinin açtığı yolu izlemişlerdir. İşçi ve emekçi halkın en ön safında bulunanlar da tarihsel bir görevle karşı karşıyadırlar. Sallanıyorlar, silkeleyip düşürmek için koşullar bugün her zamankinden daha uygundur. İşçi ve emekçi halkın enerjisini ortaya çıkaracak yeteneği, cesareti ve atılım gücünü göstermek gerekiyor.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et