30 Ekim 2026 00:14

Cumhuriyet, demokrasi ve halk

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Dün cumhuriyetin kuruluşunun 103. yıl dönümü idi. 29 Ekim 1923’ten bu yana yaşayan cumhuriyet gerçekte ne durumda ve nereye doğru gidiyor. Cumhuriyetin “kuruluş kodlarına” bağlı olanların söylediklerine bakılırsa cumhuriyet büyük bir tehdit altında ve bu tehdit laikliğin çiğnenmesinden, ulusal birlik denilen birliğin tehlikede olmasından, Anayasa’da “tekçilik” olarak yer alan ilkelerin terkedilecek olmasından kaynaklanıyor. Bu tehlikelerin kaynağı olarak bugün ülkeyi yönetenler gösteriliyor ve onlar da açıktan bir cumhuriyet karşıtlığı sergilemeden: “Cumhuriyet ve Atatürk’e selam, yola aynen devam” ilkesiyle hareket ediyorlar. Bu arada “Cumhuriyetin halktan çalındığı” iddiasında olan TKP gibi partiler de var ve onlarda 29 Ekim’de halkı gösterilere çağırıyorlar.

Cumhuriyet başarıyla verilen bir ulusal kurtuluş savaşının ardından kuruldu ve bu savaşa önderlik edenlerin prestiji ve saygınlığı bu adımın atılmasını sağladı. Böylece aslında özellikle Osmanlı İmparatorluğunun son çeyrek yüzyılında meşruti yönetime doğru gidilen yol radikal bir biçimde sonucuna erdirilmiş oldu. Padişahlık ve hilafet kaldırıldı, kulluk değil vatandaşlık hukuku egemen oldu, sorunlu da olsa laiklik uygulamaları ile din devlet yönetimi içine -Diyanet İşleri Başkanlığı- alındı, etkinliği sınırlandırıldı, kontrol altında tutulmaya çalışıldı. Burada yeniden ele alınmasına gerek olamayan -Latin alfabesi, medeni kanun vb. pek çok reform yapıldı. Kuşkusuz bunlar toplumsal ve tarihsel kazanımlar oldu ve genel olarak cumhuriyet ileriye doğru atılan bir adım oldu.

Bunlar cumhuriyet altında yapılanlar ve olanlardı. Bir de yapılmayan ve olmayanlar vardı. Olmayanların başında demokrasi geliyordu. Cumhuriyeti kuranlar ‘Halkın geri olduğunu, bu halkla serbest seçimlerin yapılamayacağını’ temel argüman olarak ileri sürdüler. Oysa sorunun kökü başka bir yerdeydi ve bu kök üzerinde yükseldiği toplumsal temele dokundurmamak için oldukça dirençliydi. Cumhuriyetin iki yönetici sınıfı burjuvazi ve toprak ağaları ve beyleri idi. Burjuvazi zayıftı ama ordu ve bürokrasi onların egemenliğindeydi ve Kurtuluş Savaşı’nı kazanmak gibi bir prestije sahipti. Toprak ağaları ev beyleri ise feodal, yarı-feodal ilişkilerin temsilcileri idi ve üzerinde egemenliklerinin yükseldiği toprak rejimine dokundurmama konusunda kararlı idiler. Kul, vatandaş olmuş ama toprak ağasına bağlılık ve marabalık devam etmiş, genel olarak sürü muamelesi görmekten kurtulamamıştı. Modern ilişkiler ve yaşam dar bir alana sıkıştırılmıştı.

Ortada bu ilişkileri ekonomik gelişme yoluyla tasfiye edecek hızlı ve yaygın kapitalist bir gelişme de yoktu. Özellikle Sovyetler Birliği’nin yardımıyla bazı devlet kuruluşları üzerinden zayıf bir sanayi kurulmuştu. Üst sınıfların bu devlet yönetiminde birleştiği yer de CHP’nin tek parti yönetimi altında kristalleşmiş devlet iktidarı idi. Toprak reformu vb. ile dokunulamayan toplumsal temel, yeraltına çekilmiş tarikatlar, aşiret sistemi varlığını sürdürüyordu ve 1950’lere doğru tek parti çatısı altındaki bu birlik, uluslararası koşulların da etkisi ile sürdürülemez hale geldi. CHP ve DP ayrılığı gündeme geldi ve böylece o günden bu yana ülkenin politik yaşamına damga vuracak olan, politik yaşamı kısırlaştıran ana politik bölünme başlamış oldu. Elbette bu arada pek çok parti kuruldu ve “çok partili ve seçimli temsili demokrasi” denilen sistem, darbelerle kesintiler dışında varlığını sürdüregeldi.

Dolayısıyla halktan çalınan bir şey yoktu ve cumhuriyet sistemi halk düşünülerek kurulmamış, zaten ona hiç güvenilmemişti. Bu süreç içinde ülkenin ekonomik temeli gelişti, dönüşüme uğradı, kapitalist ilişkiler genel olarak egemen oldu, sınıf mücadelesinin gelişmesi ile birlikte pek çok siyasi parti kuruldu. Ama ülkede siyasi demokrasinin egemen olduğu bir dönem neredeyse hiç yaşanmadı. Demokratik hak ve özgürlüklerin işçi ve emekçi halkın mücadelesi ile daha geniş kullanılabildiği kısa dönemler elbette oldu. Ama gerek demokrasi gerekse de ülkenin geriliğinden kaynaklanan emperyalizme bağımlılık ilişkisi “çok partili” dönemden beri varlığını hep sürdürdü. Bugün tehlikede olduğu söylenen cumhuriyet işte bu ve o, temel karakteri değişmeden suni teneffüsle yaşatılmaya çalışılıyor.

Bütün bunlar bizi ‘Madem cumhuriyet bu kadar kötü, cumhuriyetten, cumhuriyet amacından vaz mı geçelim’ sorusunu yanıtlamaya götürüyor. Biz elbette cumhuriyetten vazgeçmeyeceğiz. Ama cumhuriyete farklı bir içerik kazandıracağız. Bu cumhuriyette burjuvazi ve ağalar, beyler, aşiretler, tarikatlar egemen olmayacak. Biz halkın egemen olduğu, köklü bir demokrasinin kurulduğu, bu toprak üzerinde yaşayan ulusların eşit haklara sahip olduğu, her ulustan, dinden, mezhepten işçi sınıfının ve emekçi halkın hiçbir ulusal topluluğa, hiçbir dine mezhebe imtiyaz tanımadığı bir cumhuriyet istiyoruz. Bugün cumhuriyet için mücadele edilecekse, o cumhuriyet işte böyle bir cumhuriyet olmak zorundadır. Eğer bugün cumhuriyet için göz yaşı dökenler gerçekten demokratik ve laik bir cumhuriyet istiyorlarsa onların yeri de böyle bir cumhuriyet için mücadeledir. Mevcut cumhuriyeti kuran sınıflar bitti, çürüdü ve kokuştu. Bugün ortalığa saçılan kokular bu çürümenin ve kokuşmanın ürünüdür. Üstelik bu süreçler sadece ülkemizde yaşanmıyor. Avrupa halklarının, gençliğinin mücadelesi sınıf egemenliğine dayanan cumhuriyet ve demokrasilerin tıkanmışlığını açıkça gösteriyor. Koşullar bugünkü kuşakları halkın egemen olduğu bir cumhuriyeti kurmaya çağırıyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et