Kokuşmuş bir rejim ve artan baskısı
Önce ayağından kelepçeli gazetecilerin fotoğrafı basına düştü, birkaç gün sonra Halk TV basıldı ve kayyım atandı. Bu arada ilginç politik açıklamalar da peş peşe yapıldı. Bunlardan birisi Bahçeli’ye aitti. Daha önce de birkaç kez söylediği gibi Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını, MHP’nin de yasamada etkin olmasını istiyordu. Yani ortağına, ‘Yürütme sizin, yasama bizim olsun’ diyordu. Bu arada “milli ve yerli” organize fon dolandırıcılığında asıl büyük vurgunu yaptığı ileri sürülen ve isimleri açıklanması istenen 214 kişiden bahsediliyor ve AKP Grup Başkanı Abdullah Güler “Ak Parti olarak lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesine önem veriyoruz” diyordu.
Final açıklaması ise Erdoğan’dan geldi: “Kadrolarımıza operasyon yaptırmayacağız.” Bazı belirtiler gösteriyor ki, Saray rejimi savunmasını giderek, 17-25 Aralık mevzisinden yapmaya hazırlanıyor: “Dış güçler...” O zaman da bakanlar ve yakınları yolsuzlukla ilişkilendirilmişler, Erdoğan’ın “Allah’ın lütfu” olarak adlandırdığı darbe girişimiyle her şeyin üzeri küllenmişti.
Bu görüntü, açıklama ve gelişen olayların her birisi için sayfalarca yazı yazılabilir. Ama biz burada genel bağlantılara işaret etmekle yetineceğiz. Kelepçelenen sadece gazetecilerin ayakları ve elleri değildir. Tüm ülkenin beynine kelepçe vurulmak istenmektedir. İstenen, en küçük bir gerçek bile açığa çıkmasın, en küçük bir muhalefet bile yapılmasın. Cezaevleri yetmiyor mu, o halde her ev bir cezaevine dönüştürülsün, ülke yarı açık bir cezaevi haline gelsin. Peki bu tedbirlerin çürümeyi, kokuşmayı, açlık ve yoksulluğu, aşırı soygun ve sömürüyü görünmez kılacağı mı sanılıyor? Öyle sanıldığını sanmıyoruz! Yapılmak istenen terör ve baskı ile sessizliğe gömülmüş bir toplum yaratmaktır. Ama toplumların bir silkinme zamanı vardır ve hiçbir baskı ve terörün bunu engelleyebildiği görülmemiştir.
Ama Bahçeli bu rejimi sürekli kılalım diyor! Yaptığı önerinin anlamı budur. Sadece fon olayının tüm kokuşmuşluğu ortalığı kaplarken, büyük ortağının pozisyonunu savunmakta sıkıntıya düşmüştür. Bir kısım AKP’linin ve onların yandaşlarının yaptığı gibi parti ve Erdoğan’ı ayırmaya çalışmakta, kendisinin ve partisinin politik pozisyonunu güçlendirme, diktatörlük yönetimini sağlamlaştırma peşinde koşmaktadır. İstemektedir ki, Erdoğan bu dönemin sonuna kadar devam etsin, önümüzdeki dönemin beş yılı içinde yeniden seçilmesi sağlansın, bir yedi yılık dönem daha böyle sürsün. Oysa değil önümüzdeki yedi yılın neler getireceğinin hesabını yapmak, ülkede önümüzdeki yedi haftanın bile hesabını yapabilecek bir deha henüz ortalıkta görünmemektedir.
Ama bütün bunlara karşın Erdoğan’ın açıklaması nettir; kadrolarına sahip çıkmakta, bu ‘badireyi’ bir biçimde atlatma hesabı yapmaktadır. MHP nasıl olsa çantada kekliktir, gelişmelere göre bir karar verilir. Fon krizinde rolü olan bütün kritik atamaların altında Erdoğan’ın imzası vardır ve kadrolarının önemli bir kısmı bu işin içine gırtlaklarına kadar batmışlardır. Önemsiz ‘birkaç kelle’ verilebilir, ama yapılmak istenen olayın üzerini küllemek, karşı saldırıyı şiddetlendirerek muhalefetin “Kendi derdine düşmesini” sağlamak, açık bir diktatörlüğün taşlarını bir bir döşemektir. Bu nedenle operasyonlar sıklaştırılmakta, basın ve TV’ler susturulmakta, ülke zifiri karanlığa boğulmak istenmektedir. Bütün bunların yetmediği yerde Mondi’nin Hindistan’da 130 milyon kişiyi seçmen kütüğünden temizlemesi gibi tedbirler sıradadır. Erdoğan Bahçeli’ye ‘İpler benim elimde, kendi bildiğim gibi yürüyeceğim, rejim için tasalanma, sana da görevini bildireceğim’ mesajı vermektedir.
Kısacası hak, hukuk ve demokrasiyi çiğneme, şeref, dürüstlük, lekelenme hakkı konusunda, çalma çırpma işlerinde uzman olmuş bir iktidar şimdi kendisinin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu tüm topluma inandırmak istiyor. Topluma verilen mesaj bu: İnanmıyorsanız da baskı ve terörle, tehdit ve şantajla susturulacak, bütün bu olayları sessizce izleyeceksiniz. Bunlar halkı ikna etmede faydasız önlemlerdir. Çarşıda, pazarda, kahvede, vatandaşların olduğu her yerde bu işler konuşulmaktadır. Gösteriler ve mitingler giderek artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Halk arasında ‘Yumuşak atın çiftesi pek olur’ diye bir söz vardır. Bilinmeyen ise bu çiftenin ne zaman vurulacağıdır. Ama alttan alta bir kazan kaynıyor ve muazzam bir basınç birikiyor. Bugün yüzeye vuranlar ise derinlerde hazırlanan bu dip dalganın sadece küçük örnekleridir. Bu dalgaların şimdilik küçüklüğüne, denizin göreli sakinliğine bakıp, teknelerinin güvende olduğunu sananlar fena halde yanılıyorlar. Demokrasi ve özgürlükler için mücadele yürütenlerin daha çok inisiyatif almaları, cesaretli çağrılar yapmaları, halkı daha fazla tepki göstermeye çağırmak zorunda oldukları bir dönemin içindeyiz.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et