2 Ekim 2026 10:07

Yerli ve milli vurgun

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Marx'tan esinlenerek yazacak olursak, fon olayı gerçekleşmeden önce gölgesi öne düşen bir olaydır. Nedeni ise açıktır, bu gelişme on ay önce görülmüş, ama hiçbir tedbir alınmamış. Neden tedbir alınmadığının yanıtı ise siyasette yatıyor. Çünkü organize dolandırıcılığı yapanlar politik iktidar, yani Saray rejimi tarafından sadece korunup ve kollanmamış, aynı zamanda bakanlar, bakan yardımcıları, parti yöneticileri olarak işin içine doğrudan girmişler. Zaten isimler açığa çıktıkça bu gerçek daha iyi anlaşılıyor. Bu nedenle de daha şimdiden işin üzerini küllemeye yönelik iktidardan ve onun yandaşlarından gelen açıklamalara bakılarak şu söylenebilir: organize fon dolandırıcılığı borsa sınırlarını aşmış, politik bir skandala dönüşmüştür.
Ekonomi ve politikanın birbirine bağlı olduğu genel olarak ifade edilir. Ama bu bağlılık politikanın şurada, ekonominin burada olduğu, aralarında da bağların kurulduğu bir bağlılık değildir. Ekonomi ve politika iç içe ve aynı sürecin içindedir ve bu sürecin farklı görünümleridir. Bu iç içeliği tespit etmek bazen zor olabilir. Bazen de son fon olayında olduğu gibi bu gerçek adeta gözümüzün içine sokulur. Yani olay iktidarın genel olarak büyük sermayeyi savunması, ona teşvikler vermesi, vergi indirimleri ve aflar çıkarması, yap işlet devret modelleriyle sistematik bir soygun alanı açması, yasal ve fiziki olarak koruması, bunların rahatça gerçekleşmesi için işçi ve emekçilerin mücadele ve örgütlenmelerini bastırmasının vb. sınırlarının ötesine taşmıştır.

Bunun başka bir anlamı da şudur: ‘mademki bu sistem bütün bunları olanaklı kılıyor, vatandaşın cebinden sermayeye bir hortum döşeniyor, o zaman biz de iktidar olmanın nimetlerinden yararlanarak, zaten meşru bir soygun aracı olan borsanın olağan soygun süreçlerinin kurallarına aldırış etmeden, fazla bir zahmete girmeden, bu soygunu doğrudan yapalım’ aşamasına ulaşmıştır. Bu açıktan organize bir dolandırıcılıktır ve yozlaşma ve çürümenin ulaştığı boyutun bir göstergesidir. Bir yanda milyarların içinde yüzenler, diğer yanda benzer durumdaki milyonlarcası gibi onca yıl namusuyla çalıştıktan ve emekli olduktan sonra geçinememek onuruna dokunan bir vatandaşın intiharı.

Yani sorun kapitalizmde zaten bunlar olur, borsa da zaten soygunun bir aracıdır, sorun bu işleri kökten temizlemektedir diye verilecek -bu tespitler elbette doğrudur ama mücadele bağlantısı zayıftır, kapitalizmin teşhiri ile yetinilemez- tepkinin ötesindedir ve kitlelerin politik iktidara olan tepki ve öfkelerini muğlaklaştırıp, bulanıklaştıracak ve dolayısıyla olağanlaştıracak tespit ve tahliller yerine, Saray Rejimi’nin bu soygundaki politik sorumluluğunu ortaya atan, bununla hesaplaşmayı teşvik eden, daha ileri bilinci bu hesaplaşma içinde veren bir tutumu egemen kılmakta düğümlenmektedir. Mevcut iktidarı doğrudan hedeflemeyen, onunla hesaplaşmayı önüne almayan hiçbir mücadelenin başarı şansı yoktur. Bunun nedeni açıktır: mevcut iktidar kurulu düzeni koruma ve muhafaza etmekte, tüm bu ilişkileri kontrol etmektedir. İktidarı hedeflemeyen bir mücadele etkisiz ve yarım kalacaktır.

Kapitalizme ve sermaye düzenine karşı soyut bir mücadele yoktur. Mücadele her zaman somuttur ve belirli hedeflere yönelmiştir. Fabrikadaki işçi açısından bu hedef patrondur. Sermaye ve ücretli kölelik düzenini o temsil eder. İşçiler bilinçlerini ve örgütlerini geliştirdikçe bu düzenin kökenine doğru mücadele etmeyi de öğrenirler. Politik düzeyde ilişkilerin düğümlendiği yer mevcut hükümet, ya da aynı anlama gelmek üzere politik iktidardır. Büyük sermayenin ve gericiliğin korunmasını, onun sınıf çıkarlarının savunmasını bu iktidar yapar. Sömürülen sınıf, sömüren sınıfa karşı mücadelesini bu ilişkiler üzerinde yürütür ve geliştirir. Sermaye ve iktidarı doğrudan hedeflemeyen, soyut olarak sermaye ve kapitalizme karşı yapılan propagandanın etkisi hem çok sınırlıdır hem de bilinci geri kitleler tarafından olup biteni olağanlaştırma -bunlar zaten her zaman oluyor gibi- tehlikesini içinde barındırır.

Saray rejimi son fon olayı ile bir kez daha suçüstü yakalanmıştır. Olayın gerek parasal, gerekse de yarım milyon olduğu açıklanan soyulma boyutu ile üstünün kolayca kapatılamayacağı büyüklüktedir. Açıklanan rakamlara göre bu skandalda dolandırılan mağdurların yüzde 90’ının parası10-50 bin arasındadır ve yarım milyonluk bir kitle oluşturmaktadır. Bu, mevcut ekonomik koşullar nedeniyle yanlış bir bilinçle parasını korumaktan, geçimini sağlamaya uzanan bir kaygı ile hareket edildiğini kanıtlamaktadır. Bu gerçek karşısında Saray rejimi hem savunma hem de karşı saldırı için özel mekanizmalar geliştirmektedir. Saray’ın propaganda aygıtları ve sözcüleri skandalı kendilerinin ortaya çıkardığı yalanına sarılmışlar, olayı sözde soruşturmak üzere Saray’a bağlı bir kurul oluşturmuşlardır. Amaçları bu olayı mümkün olduğunca az hasarla atlatmak, bu işe karışanlardan hesap sorulduğu kanısını yaratmaktır. Bakın biz hesap soruyoruz, muhalefet bunu yapmıyor propagandası yaygınlaştırılmaktadır. Ama gerçekler üstleri örtülemeyecek boyutta ve çaptadır. Muhalefet güçlü ve birleşik bir mücadeleyi örgütleyebilirse Saray rejimi seçime kadar gidemeyecektir. Ülkeyi demokratikleştirmek, soygunu ve vurgunu tasfiye etmek, ekonomiyi halkın yararına örgütlemek için büyük bir fırsat ortaya çıkmıştır. Bu fırsatı ülkeyi dönüştürmek için değerlendirmek gerekiyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et