Fransa’da belediye binası Paris Komünü’nün alevleriyle yandı
“Şiddetli denir asi ırmağa / ama kimse şiddetli demez / Onu sıkıştıran yatağına. / Şiddetli denir / huş ağacını büken fırtınaya. / Ya yol işçilerinin belini / büken fırtınaya?”
Bertolt Brecht
Fransa kitlesel sokak eylemleriyle çalkalanıyor. Başta öğrenciler olmak üzere eylemciler çeşitli şekillerde seslerini duyurmaya çalışırken Fransa’nın ana akım basını, krizin köklerini incelemek yerine yaşananları ‘şiddet ve yağma sarmalı’ olarak nitelendiriyor. Dünyaca ünlü mağazalar vitrinlerini ahşap levhalarla örterken işgal edilen binalarda polisle eylemciler arasında zaman zaman şiddetli çatışmalar yaşanıyor.
Paris’in haricinde Limoges kentindeki yaşananlar ülkede çok konuşuldu. Eylemciler tarafından işgal edilen belediye binası çatışmalar sırasında alev aldı. Belediyenin yüz küsür yıllık kulesinin alevler içerisindeki görüntüsü kimileri için ‘şiddet yanlısı eylemcilerin vandallığı’ şeklinde yorumlandı.
Fakat manşetlerde büyük puntolarla yazılan kulenin inşa tarihi bize bir başka ayaklanmayı hatırlatıyor: Aynı bina 1871’de Paris ardından Limoges ’da komünün ilan edildiği yerdir. Üstelik bugün çok konuşulan kulesi, Paris Komünü ’nde yanan belediye binasına atıfla tasarlanır. İşin ilginci o günün egemenleri gazete köşelerinde yine aynı sığ yorumları dillendirmektedir.
Aynı balkondan ilan edilen komün
Fransa-Prusya Savaşı döneminde yaşananlar sadece 19. yüzyıl için değil, tüm toplumsal mücadeleler tarihi açısından son derece önemlidir. Fransa’nın mağlubiyetiyle birlikte Versailles’da monarşist bir hükümet kurulurken Mart 1871’de Paris’te Cumhuriyete proleter bir perspektifle sahip çıkan Komün yönetimi ilan edilir. Kanlı bir saldırıyla bastırılana kadar sadece 72 gün yaşayacak olsa da Paris Komünü, emekçilerin ilk siyasi iktidar deneyimi olarak tarihe geçer.
O günlerde kızıl bayrağın tek dalgalandığı yer başkent değildir, Lyon’dan Marsilya’ya, proletaryanın güçlü olduğu büyük şehirlerde dikkat çekici direnişler filizlenir. Paris’in görkemli Komün hükümetinin gölgesinde kalan bu deneyimlerden biri de Limoges’dur. Nisan ayının ilk günlerinde Limoges’da da devrimci bir rüzgar eser. Paris Komünü’nü bastırmakla görevlendirilen askerleri taşıyan tren kalabalık tarafından durdurulur, silahsızlandırılan askerler tüfeklerini ve cephanelerini şehrin emekçilerine teslim ederler. Belediye meclisinden kimi isimler ve Ulusal Muhafızların inisiyatifiyle Limoges Komünü, bugün yanan belediye binasında ilan edilir. Paris Komününe karşı hareket eden Versailles Hükümetinin sevkiyatlarına karşı gar işgal edilir, belediye binasının çevresine -tıpkı bugünlerde olduğu gibi- barikatlar örülür. Buna rağmen Limoges’da komün çok kısa sürede yenilgiye uğrar.
Paris’te yanan belediye binasına bir atıftı

Bugün Limoges’un yanan belediye binasının kulesi, Komün ’den yıllar sonra inşa edilir. Ancak ortaya çıkan tasarım, yine bir şekilde Paris Komünüyle ilişkilidir. Versailles güçlerinin saldırıya geçmesiyle birlikte Paris, özellikle komünün son haftalarında savaş alanına döner. Bu esnada Paris’in sembolik yapılarından belediye binasında da yangın çıkar. “Devrimciler teslim olmaktansa kenti yakmayı tercih edeceklerdi” diye yazar o günün burjuva kalemleri. Le Paris Journal gazetesi şovenizme başvurarak ‘Paris’i bu insanlık artığı yabancı asilerin yaktığını’ söyler. L’Indépendance Française gazetesi ise doğrudan hakaret yağdırmayı tercih ederek ‘Haydut’, ‘rezil’ ve ‘pislik’ olarak nitelendirdiği Komünarlardan bahsederken “Bu rezil insanlara acıma yok! Bu tür suçları telafi edebilecek tek ceza ölümdür” ifadelerini kullanır.
Gazetenin dileği kabul olur, on binlerce kişi katledilir. Paris duvarlarında kurşuna dizilmekten kurtulanlar Fransa’nın Pasifik Okyanusu’ndaki ücra sömürgelerine sürgüne gönderilir. Ve Paris Komünü, diğer bölgelerdeki deneyimlerle birlikte bastırılır. İşte bu sürecin ardından 1870’lerin sonlarında Limoges’daki eski belediye binası yıkılır. Ve yerine görkemli kulesi Paris’in yanan belediye binasından esinlenen -ve bugün yanan- yeni yapı inşa edilir.
Alevlerin mirası

Bugün Fransa’nın ana akım medyası matem havasında Limoges’un yanan kulesine ağıtlar yakıyor. Hatta kimileri ‘eski zaman eylemcilerinin de bugünkü gibi barbar olduklarını’ hatırlatmak üzere Paris Komünü günlerinde yazılanları yeniden gündeme getiriyor.
Oysa bir binanın neden düzenli tarihsel aralıklarla yandığını sorgulamak onlara pek ilgi çekici gelmiyor. ‘Acıma duyguları’ burjuvazinin kültür mirasıyla sınırlı. O mirası kendilerinden çalınan emekleriyle inşa edenlerin öfkesi, sesini duyurma çabası ve mücadelesiyle hemhal olmak ne de olsa varlık nedenlerine aykırı. Sanki kendileri sırtlarında taşıdıkları taşlarla o kuleleri inşa etmişler gibi bir de hayat pahalılığı ve neoliberal yağmaya karşı sokağa çıkan kalabalıklara parmak sallıyorlar.
Varsın onlar bayat ithamlarına bir kez daha başvursunlar. Yanan kulenin asırlara yayılan hikayesi gösteriyor ki tarihin öznesi ve motor gücü dün olduğu gibi bugün de işçi sınıfı!
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et