İspanya’da konut öfkesi: ‘Topyekûn burjuvaziye karşı durmalıyız’
Avrupa son haftalarda kitlesel eylemlerle çalkalanıyor. Bu süreç aslında çeşitli dönemlerden bize tanıdık gelebilir: Neoliberal yapıya karşı kitlesel tepkinin sokağa taşması, çoğu zaman önemli siyasi değişiklere ve hatta doğuşlara sebep olabiliyor. Fakat hemen ardından örgütsüz öfkenin düzeninin reformist güçleri tarafından absorbe edilişine de tanıklık edebiliyoruz.
İşte bu noktada sokak eylemlerinin sınıfsal karakteri üzerine daha ayrıntılı bir şekilde incelemek üzere İspanya’ya gidiyoruz. Konut protestolarıyla sarsılan ülke şimdi erken seçime gidiyor. Fakat mücadelenin sınıfsal arka planı geleceğe dair önemli notlar düşüyor. Sosyalist Hareketin (MS) parçası olan Sosyalist Gençlik Koordinasyonu (CJS) Sözcüsü Mario Arguiriano ile konuştuk.
Öncelikle, ülkenizdeki mevcut durumu nasıl tarif edersiniz? Sokaklardaki hava nasıl?
Erken seçim kararı durumu değiştirdi ve dikkatin büyük bölümü seçim yarışına kaydı. Sokaklarda yönetimin solunu aşan bir enerji hâlâ hissediliyor, ancak bu enerji azınlıkta kalıyor. Bu enerjinin büyük kısmı şu sıralar genel grev hazırlıklarına aktarılıyor. Büyük sendikalar greve çağrı yaparken bunu, hiç utanmadan hükümetin seçim kampanyasının bir parçası olarak yaptı. Asıl soru, bu gücün grev sırasında hükümet yanlısı aktörlerden uzaklaşıp kendi gündemini belirleyip belirleyemeyeceği.
Her halükarda bu, önümüzdeki pek çok mücadelenin ilki. Hepsinin ortak paydası ise şu: İşçi sınıfı, devletten ve ilerici partilerden bağımsız bir gündem edinebilecek mi, yoksa onların koltuk değneği olmaya devam mı edecek? Cevap önümüzdeki yıllarda şekillenecek. Bizce kendi yolunu çizecek.
İspanya örneğinde gördüklerimizi bazı ‘ilerici’ güçlerin savunduğu reformist merkez solun da bir iflası olarak görebilir miyiz?
Elbette. Reformizm bir kez daha bir maskaralıktan ibaret olduğunu gösterdi. Seçimlerin yapılmasına yol açan konut krizi de onların hükümeti ve politikaları döneminde yaşandı. Tüm bunlar dev bir dolandırıcılık, bir gölge oyunu hikayesi. Konut sorununun sorumluları şimdi kendilerini ‘işçilerin kurtarıcısı’ olarak sunuyor.
Aynı şey her alanda yaşanıyor. ‘İlerici’ hükümet siyasi ve sivil hakları genişletmek için hiçbir şey yapmadı, hatta bunları kısıtladı. Şimdi ise kendisini, hiç kuşkusuz daha radikal bir gündemi olan PP ve Vox karşısında bu hakların savunucusu olarak pazarlıyor. Bence mevcut sorunun bir kısmı, bu güçler arasındaki ilişkiyi (yani ‘ilerici’ ve ‘gerici’ partileri) dinamik biçimde, tek bir burjuva blokunun farklı parçaları olarak görmekte yatıyor. İlericiler iktidara geliyor ve hayal kırıklığı yaratıyorlar. Sağ radikalleşip iktidara geri dönüyor, döngü böyle sürüp gidiyor. Yalnızca ‘sağa’ karşı durmamalıyız. Karşı durulması gereken, hepsinin parçası olduğu burjuva siyasetinin bu işleyişinin ta kendisi. Aksini yapmak, kendini aynı döngüye zincirlemek demek. Üstelik bu, pro-kapitalist bağlılıkları ve politikaları yüzünden kitleler nezdinde meşruiyetini kaçınılmaz olarak yitiren bir solun destekçisi olmak anlamına geliyor.
‘İşçi sınıfı’ kavramı ana akım siyasete geri döndü’
Son dönemde, sınıf mücadelesiyle yakından bağlantılı taleplerin merkeze yerleştiği toplumsal hareketlerde keskin bir artış gördük. Konut sorunu hiç kuşkusuz bunlardan biri. İspanya örneğinde bu olguyu nasıl okuyorsunuz?
Diğer tüm örneklerde olduğu gibi bu da çağdaş kapitalizmin temel sorunlarıyla bağlantılı bir olgu. Sermaye için kârlar ancak ücretler aşındırılarak artabiliyor. Ulusal sermayeler ise küresel konumlarını ancak diğer ülkelerin (Ve tabii ki işçi sınıfının) aleyhine iyileştirebiliyor. Böyle bir bağlamda mülk sahibi sınıfların giderek daha büyük bir kesimi parasını ranta ve spekülasyona kaydırıyor. Bu da konut fiyatlarındaki yükseliş eğilimine yol açıyor.
Aynı dinamiğin bir parçası olarak reel ücretler de durağanlaşıyor ya da düşüyor. Konut sorununun bugün bu kadar keskin olmasının nedeni bu. Sınıfsal kökleri olan, işçi sınıfını orantısız biçimde etkileyen bir sorun bu. Dolayısıyla sınıfsal taleplerin ve mücadelelerin güçlenmesi şaşırtıcı değil. Dikkate değer bir veri vereyim: On yıl önce İspanya’da çok az kişi ‘işçi sınıfı’ndan söz ederdi, başarılı hiçbir profesyonel politikacı kesinlikle işçi sınıfını ağzına almazdı. Sol bile ‘halk’tan (İspanyolca la gente ya da el pueblo) söz etmeyi tercih ediyordu. Bugün ise ‘işçi sınıfı’ kavramı ana akım reformist siyasete geri döndü. Bunların hiçbiri tesadüf değil.
Kapitalist kriz dönemlerinde sistem, kendini sermayenin en gerici güçleri aracılığıyla yeniden üretmeye çalışıyor. Faşist ideolojiler güçlenirken, devrimci sınıf mücadelesi açısından daha net bir duruşa sahip bir örgütlenme eksikliği görüyor musunuz?
Kesinlikle. Ancak bu meselelere sabırla yaklaşmak gerekiyor. Devrimci güçlerin zayıf olduğundan yakınmakla yetinmemeliyiz. Onlarca yıllık bir işçi sınıfı seferberliksizliğinden ve sosyalist ufkun kapanmasından dışarı çıkıyoruz. Bu onlarca yıl boyunca devrimci bilinç, yalnızca çok küçük ve çoğunlukla parçalı azınlıkların tekelinde kaldı. Kapitalist krizin sürmesi sınıf mücadelesinin yoğunlaşmasını sürdürecektir.
‘Çürüyen kapitalizme tek alternatif işçi sınıfı’
Özellikle Avrupa’daki son sokak hareketleri arasında bir bağlantı görüyor musunuz? Gözlemleriniz nelerdir?
Elbette bir bağlantı var. Burada birkaç noktayı belirtmek gerekiyor. En az 19. yüzyıldan beri Avrupa’daki bütün büyük kitle mücadeleleri kıta ölçeğinde gelişti. Bunu 1830’da, 1848’de, 1917’de, 1945’te, 1968’de ve 2008 krizine verilen yanıtta gördük. Avrupa, tüm iç farklılıklarına rağmen sınıf mücadelesi için birleşik bir çerçeve oluşturuyor. Bu çerçeve elbette küresel dinamiklerle bağlantılı ve onlar üzerinde etkili.
Fransa’daki protestolar liselerdeki durum yüzünden, İtalya’dakiler militarizmin yükselişi yüzünden, İspanya’dakiler ise konut krizi yüzünden başladı (Arnavutluk’u, Almanya’yı ya da Portekiz’i de ekleyebiliriz). Ama özünde aynı mücadeleyle karşı karşıyayız. Bu mücadele, işçi sınıfının ve özellikle de işçi sınıfından gençlerin ihtiyaç ve isteklerini, çürümekte olan bir kapitalizmin ekonomik ve siyasi ihtiyaçlarıyla karşı karşıya getiriyor. Bugün Avrupa’daki bütün siyasi rejimler kriz içinde. Çünkü istikrarlarının dayandığı sınıf bileşimi yıkılıyor. Burjuvazi burada, ayrıcalıklarını yitirmekten korkan orta sınıflarla ittifak arayarak otoriter bir çözüm dayatmaya çalışıyor. Bu yüzden işçi sınıfının kendisini siyasi ve toplumsal bir blok olarak yeniden inşa etmesi çok acil bir ihtiyaç. Çünkü bu gidişatı durdurabilecek, zamanla da köklerini yok edebilecek tek şey bu. Önümüzdeki yılların, hatta önümüzdeki on yılların meydan okuması bu olacak.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et