Oldurulamayan aileler
Altın Koza Film Festivali’nde ulusal yarışma pazartesi günü iki filmin gösterimiyle başladı. Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk filmi “Karanlıkta Islık Çalanlar” üç kişilik bir ailenin rutininin tekinsizliğine götürürken, Alphan Eşeli’nin “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” bir annenin gerilim dolu öyküsünü taşıyor perdeye.
İstanbul Film Festivali’nde ilk gösterimi gerçekleştirilen “Karanlıkta Islık Çalanlar” ne yaptığını bilen, hikayesine ve kamerasına hakim bir yönetmeni müjdeliyor bizlere. Pınar Yorgancıoğlu günümüz Türkiye’sinin bir ailesine odaklanıyor. Emre Gülcan ile birlikte kaleme aldıkları senaryo, bir yanıyla ‘sanat sineması’na hakim olan genel hikaye ve estetik çizgisini devam ettirirken, diğer yanıyla da fantastik bir katman da ekliyor. Filmin giriş bölümünde İhsan, Suzan çifti ve kızları Toprak’ın ‘karanlık dünyası’ çerçeveleniyor. Yeni emekli olmuş İhsan kaybettiği ablasının yasını tutmaya devam etmektedir. Belli ki çok daha fazlası olabilecekken hemşire olabilmiş Suzan, gerçekleştiremediği hayallerinin peşinden gitme rüyaları kurmaktadır. Bilgisayar oyunu bağımlısı, roman yazma iddiasındaki kızları Toprak ise bugünden geleceğe kaçmaya çalışmaktadır!
“Karanlıkta Islık Çalanlar” çoktan bitmiş (belki hiç başlamamış) bir ilişki dinamiğinin üç cephesine aynı anda bakmaya çalışıyor. Üç karakterin üç farklı zamanla kurdukları ilişkiyi onları ayrıştırırken, özlem- hayal ve umudun tetiklediği ‘hayaletler’ onları birbirine yakınlaştırıyor. İhsan geçmişte yaşıyor ve geçmişe kaçıyor. Uzaya çıkan ilk Türk olma hayalleriyle başlayan yolculuk Doğa Tarihi Müzesi’nde onlarca yıllık memuriyet ve kesilen bir pasta ile son bulduğunda ablasının bir güvercine dönüştüğüne inanarak kaçıyor şimdiden. Oysa Suzan geçmişte hatalar yapmış olsa da onları bugünde telafi etmek istiyor. Sosyal ve ekonomik statüsünü yeniden tesis etmek, geçmişte kaçırdığı başka bir zümreye ait olabilme fırsatını bu kez tepmemek arzusuyla hata üstüne hata yapıyor. Toprak’ın ise geçmiş ve bugün ile bağı tamamen kopmuş. Bugün ile yüzleşmemek için geleceğe kaçmaya çalışıyor ama bunun çok kolay olmasını arzuluyor.
Pınar Yorgancıoğlu, Türkiye sanat sinemasının durağanlaşmış, gelişmeyen müesses estetik biçimine doğrudan karşı çıkmak, yepyeni bir şey denemek için risk almıyor belki. Ama bu donukluğa bir hareket, yenilik katmak gerektiğinin de farkında. Çok da doğru müdahalelerde bulunuyor. Aynı kuşaktan meslektaşlarından ayrılan bir yönü de var. Yeni yönetmenler, kendi kuşaklarından karakterlere sert ve acımasız olamıyorlar. Onlara fazla şefkatli yaklaşıyor, empati kurmamızı, hak vermemizi bekliyorlar çoğu zaman. Oysa Yorgancıoğlu, Toprak’a bu konuda hiç acımıyor. Onu kendi gerçekliği içine oturtuyor ve yorumu seyirciye bırakıyor.
“Karanlıkta Islık Çalanlar”, sona doğru senaryoya dair kimi ‘teknik’ zorunluluklarda kolaya kaçmasa, karakterlerin durumu hakkındaki netliğini finalde de gösterebilmenin başka bir yolunu bulabilse ve yönetmen aldığı estetik riskleri büyütmekte daha fazla cesaretli olsa başka bir seviyeye çıkabilirdi. Müfit Kayacan ve Hülya Gülşen gibi iki deneyimli isim filmin oyun gücünü büyütürken İstanbul'da en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan İnci Sefa Cingöz ayrıca ışıldıyor. Pınar Yorgancıoğlu güçlü bir ilk filmle karşımıza çıkmıyor yalnızca, aynı zamanda ülke sinemasının önemli bir yönetmeni olacağının kanıtlarını da sunuyor bizlere.
Mutter: Bir annenin hatıra defteri

Yarışmanın ikinci filminin yönetmeni Alphan Eşeli, 2013 yılı Altın Portakal’ında “Eve Dönüş: Sarıkamış 1915” filmiyle önemli bir etki yaratmıştı. Türkiye’de savaş anlatıları her zaman kahramanlık hikayeleri parantezine sıkıştırılır ve bunun dışında bir yol seçmek ciddi risk almak demektir. Öte yandan, son yıllarda sevindirici bir şekilde sayıları hızla artsa da o dönemlerde ‘sanat sineması’ ile tür sinemasını harmanlamak neredeyse ‘ayıp’tı. Eşeli, filmde genelde Birinci Dünya Savaşı ama özel olarak Sarıkamış Harekatı’nın yarattığı toplumsal travmayı farklı sınıflar ve kesimler üzerinden gerilim unsurlarıyla ve seyir zevkini zorlayan bir hikaye ile anlatmayı tercih etmişti.
Yönetmen yine seyirciyi zorlayan ve gerilim türüne yaslanan bir filmle karşımızda. “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri”, Eşeli’nin “Evde Dönüş”ten tanık olduğumuz yönetmenlik maharetlerini fazlasıyla konuşturduğu bir film öncelikle. Seyirciyi açılışta içine almayı başaran bir temposu var. Her ne kadar giderek düşse ve düştükçe filmle seyirci arasındaki bağ zayıflasa bu tempo uzun süre devam ediyor. Film, sıra dışı görünüme sahip bir çocuk dünyaya getirdikten sonra eşi tarafından terk edilen bir kadının hayata tutunma, çocuğunu koruma mücadelesi özet olarak. Gül, kendi başına doğurmak zorunda kaldığı çocuğuyla orman içindeki kulübesinde hayata tutunmaya çalışırken bir yandan kendisini terk eden ve haber alınamayan eşinin eski patronu, diğer yandan de gençlik aşkı olduğunu düşündüğümüz bir adamla temas ediyor.
Alphan Eşeli ve özel bir işçilik çıkaran görüntü yönetmeni Özkan Karaköse, özellikle ilk bölümde tür sinemasının bütün gereklerini yerine getiriyorlar. Bunu yaparken de estetik referanslarını Amerikan korku/gerilim sinemasında alıyorlar daha çok. John Carpenter'dan Ritley Scott'a, David Lynch'ten Darren Aronofsky'ye birçok referans var. “Alien”den “Mother”a uzanan bir görsel dünya akışı söz konusu. Ama eklektik bir etkilenme değil bu. Gayet işleyen, seyirciyi geren, karaktere ikna eden bir bölüm bu. Ancak filmi hem ‘sanat sineması’na hem de biraz yerli kodlara çekmeye başlayınca işler karışıyor. Gül’ün kulübeden çıkıp hayata karışmak zorunda olduğu bölümlerde ‘yerli- milli’ unsurlar ile öncesi arasında yer yer doku uyuşmazlığı oluşuyor. İçerideki gerilim dışarıya taşınamıyor. Çocuğun varlığı ve biçiminin uyandırdığı merak, hikayede geriye düşmesiyle giderek azalıyor ve ortaya birbiriyle konuşan ama güçlü bağ kuramayan iki farklı dil çıkıyor. Eşeli, “Eve Dönüşte” tür ile anlatı arasında organik hale getirmeyi başardığı gerilimi burada sürekli kılamıyor.
Ama öte yandan Hazar Ergüçlü’nün neredeyse filmin her karesinde ortaya koyduğu güçlü performansı, güçlü görsel atmosferle birleştiğinde seçkinin en fazla öne çıkan filmlerinden biri olduğu su götürmez. İzlemesi zor ama davetkar, kusurlarına rağmen güçlü bir kadın karakter inşa eden ve onun dünyasına seyirciyi büyük oranda hakim kılan bir film “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et