Emekçiler nereye gitti?
Mademki Altın Koza Film Festivali’ndeyiz ve mademki Türkiye’de emek hikayeleri denilince aklımıza ilk olarak Çukurova geliyor, bu bahsi atlamak olmaz. Aslında Türkiye sineması tıpkı Çukurova edebiyatı gibi, emekçilerle ve onların dünyasıyla oldukça yakın ilişki içindeydi. Özellikle 1960’ların ilk yarısında sinemanın öznesi emekçi sınıflar ve onların değerleriydi. Nasıl ki aynı dönemde emek mücadelesi ve emekçi karakterler edebiyatın içinde hızla güç kazanıyorsa, sinemanın öznesi de onlardı. Dönemin yaratıcılarının halkçı tutumu, anlatılardaki karakterlerin öznelerini de toplumun en canlı dinamiğinden, emekçi sınıfların içinden seçiyordu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyalizmin yükselen etkisini de yadsımamak gerekiyor. Bu dalga 1960’larda Türkiye İşçi Partisinin doğuşu, öğrenci gençlik hareketinin yükselişi ve 1970’li yıllarla kitleselleşerek yoluna devam edecekti.
1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlük ortamı, Yeşilçam’ın henüz aç gözlü bir endüstri haline gelmemiş olması sinemaya yeni giren yönetmenlerin hareket alanını hayli genişletmişti öte yandan. Metin Erksan, ‘küçük Amerika’ olma hayalleri gerçekleşmemiş emekçi mahallesinden bir grup genci anlattığı “Gecelerin Ötesi” (1960), toprak mülkiyeti meselesine odaklanan “Yılanların Öcü” (1963) ve Berlin'de Altın Ayı kazanan “Susuz Yaz” (1963) filmleriyle bu yaklaşımın öncülerindendi. Halit Refiğ maden işçilerini ele alan “Şehirdeki Yabancı” (1963) ve göç olgusunu gerçekçi bir dille işleyen “Gurbet Kuşları” (1964) ile dikkat çeker aynı dönemde. Duygu Sağıroğlu kırdan kentte göçenlerin sosyolojik ve kültürel travmalarının da izini cesaretle sürer “Bitmeyen Yol (1965) filminde. Ve Ertem Göreç senarist Vedat Türkali ile birlikte konut sorununu anlatan “Otobüs Yolcuları” (1961) ve işçi sınıfı ile sendikalaşmayı en saf haliyle yansıtan “Karanlıkta Uyananlar” (1964), toprak mülkiyeti meselesine tarihsel bir bakış atan “Kızgın Delikanlı” (1964) filmleriyle yeni bir boyut katar bu eğilime.
‘Gerçekçi’ diyebileceğimiz ama henüz tam olarak ‘toplumcu’ diyemeyeceğimiz bu sinema dönemin ekonomik, politik, sosyolojik ve kültürel dönüşümünün izini sürerken emekçi karakterleri merkezine oturtur. Emekçilerin gündelik yaşamı resmedilirken, sınıfsal uçurumlar, kültürel farklar, ekonomik kaygılar ve duygusal çalkantılar hikayelerin merkezindedir. Bu kurucu yaklaşım, Yeşilçam’ın ana akım popüler anlatılarının da temelini oluşturacaktır. Filmlerin ‘gerçekçiliği’ ve ‘politikliği’ geri plana itilse de Yeşilçam anlatılarının ana karakterleri çoğu zaman emekçi sınıflara mensup olacaktır. Zenginler, sınıflarından ötürü ‘kötü’ ya da ‘düzeltilmesi gereken’ tipler olurken, sınıfsal gerilim de her zaman fakir lehine çözülecektir. Yeşilçam anlatılarının emekçi merkezli dili, onun kitle sinemasına dönüşmesindeki en önemli faktörlerden birisidir kuşku yok ki, en klişe anlatılarda bile namusuyla çalışan, dayanışan ve birbirine sahip çıkan emekçiler filmlerin merkezindedir.
1970’li yıllar, Yılmaz Güney’in müdahalesiyle anlatıda yeni bir dönemi işaret eder. Güney’in müdahalesinin belirleyiciliği ‘politik filmler’ çekmiş ya da çekilmesine destek vermesiyle açıklanamaz sadece. Güney, yalnızca filmlerin içeriğini değil kendisini de politik bir araca dönüştürdü. 70’lerin ortalarına doğru sol/ sosyalist hareketlerin günlük hayattaki etkisinin sinemada karşılık bulması da gecikmedi. Bir yandan Lütfi Akad, “Gelin-Düğün-Diyet” üçlemesiyle kadın emeğinin göç ve sınıf anlatısı içinde kendisine nasıl yer bulduğuna bakarken, ana akım sinema da sokağın hareketine kayıtsız kalamadı. “Oh Olsun” (1973), “Bizim Aile” (1975), “Neşeli Günler” (1978) gibi yapımlar yalnızca emekçi karakterleri değil, onların politik mücadelesini de hikayelerine dahil etmek zorunda kaldı. Her ne kadar bu filmler meseleyi "sınıf bilinci" yerine "sınıf barışı ve ahlak" üzerinden anlatsalar, sonunu sistemde değil ‘kötü’ patronda görseler de mücadele ve dayanışma emekçi sınıfların temel karakteri olarak öne çıkıyordu. Dönemin "Bir Gün Mutlaka" (1975), "Güneşli Bataklık" (1977), "Maden" (1978), "Demiryol" (1979) gibi politik filmlerini de anmadan geçmeyelim.
12 Eylül 1980 darbesi her şeyde olduğu gibi sinemada da büyük bir yıkım getirdi ve kendi dilini dayattı. Emekçi karakterler, 1980’li yıllar boyunca sinemada var oldular ama değerleri hızla değişmeye başlamıştı artık. Namuslu olmak, emeğiyle geçinmek makul bulunmuyor; işini bilmek, yolunu bulmak dönemin gerçeği olarak anlatılarda öne çıkıyordu. “Namuslu” (1984), “Çıplak Vatandaş” (1985), “Düttürü Dünya” (1988) gibi filmler bir yandan emekçi sınıfların kadim değerlerindeki aşınmayı gösterirken, diğer yandan da bunlarda ısrar edenlerin çaresizliğini anlatıyordu. ‘Çıldırma’ bu dönemin filmlerindeki emekçi karakterlerde en çok görülen semptom olarak dikkat çekti.
Sinemamız 1990’larda yeni bir kuşağın elinde başka bir dil arayışına girecekti. Sanat/ gişe filmi ayrımı giderek keskinleşir ve birbirinden koparken her iki kolda da emekçi sınıflara ait roller karakterden çok temsile dönüşecekti. Dönüşen şey, sınıf değerlerinin sinemada nasıl gösterildiğiydi aynı zamandı. Emek, dayanışma, mücadele kadrajdan çıkarken kimlik sorunları, ‘insan doğası’ ve varoluşsal krizler dönemin kültürel ve politik dilinin bir yansıması olarak anlatıların merkezine oturdu. Zeki Demirkubuz’un, Nuri Bilge Ceylan’ın, Tayfun Pirselimoğlu’nun Yeşim Ustaoğlu’nun ve sonrasında gelenlerin filmlerinin çoğunda karakterler emekçi sınıflara mensuptu. Filmlerin niteliğinden bağımsız olarak emekçi karakterler toplumsal, ekonomik, politik ya da ideolojik zeminler yerine insan ruhunun karanlığı, varoluşun acımasızlığı, iyilik ve kötülüğün tuhaf sınırları alanlara sıkıştırılıp ‘yeni bir gerçekliğe’ hapsedildiler. “Zerre” (2012), “Toz Bezi” (2015) ve “Babamın Kanatları” (2016) gibi yapımlar bu genel bakışa istisna olarak dikkat çekse de emekçiler hala başrolünde yer aldıkları filmlerde yönetmenlerin kurgu kahramanı değil, kendi gerçekliklerinin anlatıcısı olmayı bekliyor!
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et