19 Eylül 2026 00:06

Gizli ajanda, açık saldırı, doz meselesi

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

“Evet, bizim gizli ajandamız var. Öldürülmemek, iş bulabilmek, hastaneye gittiğinde ayrımcılığa uğramamak, sokakta hakarete uğramamak, insanca yaşamak, haysiyetine sahip çıkabilmek. Gizli ajandamız bu. Bunu açıklıyorum.”

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci Yıldız Tar, perşembe günü Onur Öncü'nün Alan'daki yayınına katılarak “Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+'lara yönelik yürütülen operasyonu değerlendirirken böyle demişti. Bu ifadede mübalağa görenler, LGBTİ+'ların maruz kaldığı, özellikle 2015'ten sonra sistemli şekilde artan toplumsal ve siyasal şiddete dair haberlere kulağını tıkamış demektir. Onlar da zaten ancak haberleşmeyi başaran vakalardır.

Diğer yandan maruz kalınan ayrımcılık, şiddet ve baskının dile getirilmesi dahi suçla ilişkilendirilir hale geldiğinde, tehdidin bir insanın varlığına yöneldiğini söylemekte beis yok. Sokaklarda satırla, vurularak, dövülerek öldürülen LGBTİ+'lar var ama şiddetin farklı dozları da hayatın içinde. Haklarından mahrum ederek de bir insanı yurttaş olarak öldürmek mümkün.

Hak mücadelesi tüm bunları tane tane, bir daha yinelemeyi gerektiriyor. “Haysiyetine sahip çıkarak”, insanca, toplumun bir parçası olarak yaşamak isteyenlere bunun yapılamayacağını anlatmak için usanmamak gerekiyor.

*

Hak örgütleri kendilerini yok etmek üzere kuruludur. Alan değişebilir fakat hak örgütlerinin adı konmamış bir hedefi vardır: O alanda mücadele etmeye gerek kalmayacak bir toplumun hayalidir bu. Bugün iktidarın hedefinde olan LGBTİ+ örgütlenmeleri, sadece varlıklarına duyulan ihtiyacın kanıtı olabilir. Ayrıca yasalara göre kurulmuş, yasalara göre işleyen ve muntazaman denetlenen kurumlardan söz ediyoruz. Uluslararası insan hakları örgütlerinden, uluslararası kurumlara ait dezavantajlı toplum kesimlerine yönelik fonlardan yararlanmak suç gibi gösterilemez.

*

Sokaklara bakın, tribünlere, kamusal alanlara, evlere bakın. Tahakkümün bir erkek hakkı gibi işlediği, LGBTİ+'ların, kadınların, çocukların güvende hissetmediği, fiili tecavüzden gündelikleşmiş tecavüz şakalarına değin cinsel şiddetin cinsellik olarak yaşandığı bir topluma itiraz edilmeyecek de neye edilecek? Türkiye çocuk yoksulluğunda Avrupa'nın zirvesinde, OECD ülkeleri arasında ikinci. Yetersiz beslenmeden çocukların boyları uzamıyor, bundan daha acil bir gündem olabilir mi?

Eğer dert aileyse, bu kuruma en fazla hasarı verenin ekonomik kriz olduğunu görmemek ancak kasıtla mümkün. Patriyarkanın tarihi kapitalizmden eski olabilir, ama aile kurumu insanlığın bu yüzyılında çözülüyorsa bunun ardındaki de kapitalizmin ta kendisi. 21. yüzyıla mahsus vahşi kapitalizmle, teknofeodalizmle tokalaşmanın bir bedeli ancak.

*

Tüm dünyada düşen doğum oranları ve yaşlanan nüfus farklı alarmlar veriyor. Din fark etmeksizin muhafazakâr hükümetlerin “aileye” sarılmasının bir sebebi de düpedüz daha çok çocuk, daha genç iş gücü beklentisi. Cinselliği üremeye indirgemek, tarihsel olarak kadınları “anne” kimliğine sıkıştırmak için süregiden baskı anlamına geldi. Bu nüfus değişimi erkeklik açısında başka bir alarm daha çalıyor. Bu tasavvura göre erkek eşcinselliğinin her zaman daha büyük mesele olarak görülmesi, örneğin “eşcinselliği düzeltme terapilerinin” erkek eşcinsellere odaklanması bu yüzden. “Geleceği kurtarmaktan” bahsin bir anlamı da bu olmalı.

*

Bu gibi ihlal anlarında meselenin sadece LGBTİ+'larla ilgili olmadığı söylendiğinde, kastedilen şey yalnızca bu ayrımcılığa itiraz etmek için LGBTİ+ olmak gerekmediği değil. Bireysel hakları bütün olarak ele almak, olası sonuçları değerlendirebilmek için politik saiklere geniş açıdan bakabilmek.

Sinan Birdal perşembe günü yayımlanan yazısında geniş bir çerçeveyi işaret ediyor ve bu operasyonun “aile politikasının söylemsel bir mücadele alanından çıkarak yargı, kolluk, dijital denetim ve mali inceleme araçlarıyla uygulanan bir güvenlik politikasına dönüşümü” olarak okuyor. LGBTİ+ ve aile politikalarını “ideolojik oldukları kadar ekonomi politik ve güvenlik saikleri taşıyan, bu nedenle yeni rejimin kurucu unsurları arasında sayılması gereken araçlar” olarak tanımlayan Birdal, “Ailem Güvende” operasyonuna, Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile 2026/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ışığında bakıyor. Yazıyı okumanızı öneririm.

*

Muhalefetin kişilerin varlık hakkına yönelen böylesi bir taarruza nasıl karşılık vereceği çok önemli. Genel olarak iktidarın söylemi ve eylemi bir “doz” içerir, muhalefet ancak o dozda karşılık verdiğinde gerçekten muhalefet etmiş olur. Eşit yurttaşlığa, (her şeye rağmen) anayasayla teminat altında olan yaşam, barınma, eğitim, ifade ve örgütlenme gibi hak ve özgürlüklere yönelen bu saldırı karşısına o doza erişemeyen kaçamak itirazlar yutulur gider.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et