Yaşanan seller doğal afet değildir

Yaşanan seller doğal afet değildir

Çevre Mühendisleri Odası, yaşanan sel felaketinin doğal afet olmadığını, belediyelerin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği için can ve mal kaybı yaşandığını söyledi.

Türkiye’nin neredeyse her iline yağan yağmur sele dönüştü. Alt yapı eksikliklerinden dolayı bir afete dönüşen yağmur nedeniyle rögarlar taştı, sokaklar su içinde kaldı, arabalar sele gömüldü. Çankırı’da sele kapılan 9 yaşındaki çocuk ise hayatını kaybetti.

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu yaşanan sel felaketleriyle ilgili yaptığı açıklamada da yaşananların doğal afet olarak değerlendirilemeyeceğini, alt yapı eksikliğinin ve yerel yönetimlerin kentleri rant politikasına teslim etmesi olduğunu ifade etti.

Yaşanan sel felaketinin küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilişkilendirilerek doğal afet olarak tanımlanmasını eleştiren Bozoğlu, “Sel felaketlerinin temel nedenler, iklim değişikliğinden ziyade plansız ve çarpık kentleşme, yetersiz altyapı ile merkezi ve yerel yönetimlerin kentleri rant politikalarına teslim etmesidir” dedi.

Türkiye‘deki en önemli sorunlardan biri olan altyapı eksikliği olduğunu söyleyen Bozoğlu, “İlgililer tarafından ne yazık ki, bugüne kadar giderilemediğinden plansız ve çarpık kentleşme, tarım arazileri üzerine uygulanan yerleşim planları, yok edilen orman alanları, bilinçsizce müdahale edilen dere yatakları ve kıyılar ile gelinen noktada yağışlar maalesef can, mal ve toprak kayıplarına neden olan sel felaketlerine dönüşüyor” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

BELEDİYELER NE YAPMADI, NE YAPMALI?

Çevre Mühendisleri Odasının yağışların sel felaketlerine dönüşmemesi için yetkililerden yerine getirmesini istediği öneriler ise şöyle:

* Ülkemizde yaygın olarak kullanılan birleşik kanalizasyon sistemleri. Birleşik kanalizasyon sistemleri yerine, acil olarak ayrık kanalizasyon sistemleri kurulmalıdır.

* Belediyelerde yağmur suyu projeleri bir an önce projelendirilmeli ve projelerine uygun olarak inşa edilmelidir.

* Doğal drenaj yerleri olan dere, kum dere yataklarına yapılan bilinçsiz müdahaleler önlenmeli ve dere ıslahları sağlanmalıdır.

* Aktif ve aktif olmayan dere yatakları, taşkın saha sınırları belirlenerek haritalara işlenmeli, bu bilgiler imar planları yapılırken göz önünde bulundurulma ve yapılaşmaya kapatılmalıdır.

* Belirlenen taşkın saha sınırları içinde kalan alanlarda yapılaşma kesinlikle yasaklanmalıdır. Taşkın saha sınırları içinde kalan konutlar bir an önce kamulaştırılmalı ve bu alanlar yeşil kuşak olarak yeniden planlanmalıdır.

* Ağaçlandırma ve erozyon önleme çalışmalarına öncelik verilmelidir.

*Kentler için afet master planları geliştirilmeli ve kentlerimiz afete güvenli bölgeler haline getirilmelidir.

www.evrensel.net