İnsana zarar veren  bizden değildir!

İnsana zarar veren bizden değildir!

Başbakan Erdoğan’ın Alevileri kızdıran söylemleri bitmek bilmiyor. Sivas Katliamı’nın zaman aşımına uğramasının ardından “hayırlı olsun” demesi, “İslam’da ibadet yeri camidir. Cemevleri kültürel mekanlardır” söylemi ve en son “Eğer Alevilik Hz.Ali’yi sevmekse, ben dört dörtlük bir Aleviyi

Eren Ergine / Funda Güzelad / Erkan Sarıoğlu

‘KENDİ ALEVİ MODELİNİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR’

Esenyurt Erzincanlılar Dernek Yöneticisi Ayhan Aksu, öncelikle bir Başbakan’ın kalkıp bir mezhebi bir inancı sorgulama hakkı olmadığını söyleyerek Başbakan’a olan tepkisini dile getiriyor. Aleviliğin yanlışının da doğrusunun da kendileri alakadar ettiğini belirten Aksu, “Biz Alevi vatandaşlar nasıl kalkıp Sünniliği tarif etmiyorsak kimsenin de bizim inancımızı tarif etmeye hakkı yoktur” dedi. Erdoğan’ın “Alevi kardeşlerimizle, Sünni vatandaşlarımızı karşı karşıya getiriyorlar” dediğini hatırlatan Aksu aslında böyle bir çatışmanın olmadığını söyledi. Erdoğan’ın bu söyleminin altının boş olmadığına dikkat çeken Aksu “Alevilik İslam’ın içinde bir inançtır demeye getirip kendi istediği Alevi modelini oluşturmaya çalışıyor” diye konuştu. Türkiye’de yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini belirten Aksu, Türk, Kürt, Ermeni ve Alevi, Sünni ayrımı yapmadan bütün insanların haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Hükümetin halka kendi isteklerini dayatmaması gerektiğini söyleyen Aksu, “Kürt ana dilinde eğitim istiyorsa, Alevi zorunlu din dersi olmasın diyorsa buna çözüm üretmelidir, kendi isteğini sunmamalıdır” diye konuştu.

‘İNSANLARI KARŞI KARIYA GETİRİYOR’

Tokat Zile Karşıpınar Köyü Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Bektaş, Erdoğan samimi olmadığını herkesin bildiğini söyleyerek, “Aleviyim diyen bir insan Alevi katliamı yapan Yavuz’un adını köprüye vermez kendiyle çelişiyor” dedi. Gezi Parkı direnişi başladığında Alevilerin büyük kısmının 3.Köprü meselesinden dolayı sokaklara çıktığını anlatan Bektaş şöyle devam etti: “Aleviyim demekle Alevi olunmuyor, Aleviliği yaşamak gerekiyor. Bizde bir söz vardır incinsen de incitme!ama biliyoruz ki Gezi eylemleri sırasında insanların evleri basıldı, atılan gaz bombalarıyla insanlar öldü, gözlerini kaybeden insanlar oldu yine bayrak satan vatandaş hakkında soruşturma başlatıldı. Bizim inancımızda böyle bir şey yok bizler haklının yanında oluruz haksızın karşısında dururuz.” Kendilere karşı mahalle baskılarının olduğunu söyleyen Bektaş, “Erdoğan’ın tencere tava çalanları şikayet edin söylemi de insanları karşı karşıya getirecek bir söylemdir” dedi.


‘İNSAN ÖLÜMLERİ SAYILARLA ÖLÇÜLEMEZ’

ALEVİ dedesi Ali Yolaçan ise Ali’yi seviyorum diyerek Alevi olunmayacağını söyledi. Alevi olmak için öncelikle yalan söylemeyip, insanlara eşit davranmanın gerektiğini belirten Yolaçan, “Gezi olayları sırasında her gün Başbakan’ın bir yalanıyla karşı karşıya kaldık. Yok camiye bira şişeleriyle girdiler dedi. Yok başı örtülü kardeşime şiddet uygulandı, dedi. Tüm insanların gördüğü olayları yanla söyleyerek bizi kandırmaya çalışıyor” dedi. “Geçmişte Alevilerin canına kıyanların ismini 3.Köprü’ye vermeye çalışıyor” diyen Yolaçan, “Cemevlerine Alevilerin ibadethanesi dahi diyemiyor” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın “Gezi olaylarında iki üç insan öldü dünyanın twetini atıyorlar. Mısır’da üç yüz kişi ölüyor kimse sesini çıkarmıyor” sözlerin hatırlatan Yolaçan, “İnsana saygısı olan böyle bir cümle kuramaz. İnsanların ölümleri sayılarla ölçülmez” diye konuştu.

‘DEVLET BİR İNANCI FİNANSE ETMEMELİDİR’

ARDAHAN İli Damal İlçesi Derneği Başkan Yardımcısı Cuma Yılmaz, “Başbakan İstanbul Belediye Başkanı’yken imar problemi var diye Karacaahmet Sultan Türbesi’ni yıkmaya çalışmıştı. Aleviler için önemli olan bir yeri uydurma sebeplerle yıkmak isteyen birisi nasıl alevi olabilir” diye konuştu. “Alevilik demek ezilenin ve mazlumun yanında olmak demektir” diyen Yılmaz, Alevi açılımı yaparken dahi cemevlerinin Diyanete sorulmasını eleştirdi. Alevilere katliam yapmış birisin adının 3.Köprü’ye konmasına tepki gösteren Yılmaz, Başbakan’ın ‘ben Aleviyim’ sözlerini anımsatarak, bunun duygu sömürüsü olduğunu belirtti. Diyanet’in kaldırılmasının ve devletin gerçekten laik olmasının gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Devletin dini olmamalı. Devlet bir inancı finans etmemelidir. Hala ibadet haneler cami olarak gösteriliyor. Ne böyle laiklik olur ne de Alevi olunur” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net