22 Şubat 2011 18:57

Tunus gençliği ön saflarda

Tunus ve Mısır halk ayaklanmaları dünyanın gözlerini bu ülkelere çevirdi. Herkes kendi bulunduğu yerden ayaklanmaları ilgi ile izlemeye çalıştı. Emperyalistler,”ayaklanmalar neo-liberal politikalara karşı mı, yenilerini nasıl önleriz?” sorusunu sordular. Arap halkları, ‘Arap dünyasında demokratikleşme ve gerici diktatö

Tunus gençliği ön saflarda
Paylaş
Kamil Tekin Sürek

Tunus ve Mısır halk ayaklanmaları dünyanın gözlerini bu ülkelere çevirdi. Herkes kendi bulunduğu yerden ayaklanmaları ilgi ile izlemeye çalıştı. Emperyalistler,”ayaklanmalar neo-liberal politikalara karşı mı, yenilerini nasıl önleriz?” sorusunu sordular. Arap halkları, ‘Arap dünyasında demokratikleşme ve gerici diktatörlüklerden kurtulmak mümkün mü?’ diye incelediler olan biteni. İşçi sınıfı devrimcileri ise, Arap halklarının antiemperyalist demokratik mücadelesini inceleme, anlama gayreti içinde oldu ve bu mücadeleleri bütün gücüyle desteklemeye çalıştı. Tunus ve Mısır’daki isyan Arap halkları hakkında batılı önyargıları da yıktı. Oryantalist, batılı bakış açısı Arapların tembel, geri ve güdülmeyi hak eden halklar olduğu doğrultusundaydı. Tunus ve Mısır halkı hakları ve onuru için gemileri yakıp bir ölüm kalım kavgasına bütün varlığı ile katıldığında önyargılı kafalar mahcubiyet ve saygı ile öne eğildiler. Tunus, pek çoklarının düşündüğünün aksine geri bir Arap ülkesi değil. Nüfusu on bir milyona yaklaşıyor. Genç nüfusun büyük bir bölümü yüksek öğrenim görmüş durumda. Gençlerin ve yüksek öğrenim görmüşlerin hemen hepsi Arapça ve Fransızcayı konuştuğu gibi İngilizce ve İspanyolcayı da üçüncü dil olarak konuşabiliyor. Gençler dünyadaki gelişmeleri yakından izliyor. Gençler içinde, özellikle yüksek öğrenim görmüş gençler içinde büyük ölçüde işsizlik olduğu için; Fransa, İtalya, Belçika gibi ülkelere gençler iş ve gelecek aramak üzere göç ediyor. Türkiye, Suriye, Lübnan gibi ülkelere bavul ticareti için giden yüz binlerce genç buralardaki ekonomik, sosyal durumu yakından izliyor. Tunus’ ta her sınıftan gençler Bin Ali Diktatörlüğüne karşı muhalefetin temel gücünü oluşturuyordu. Dört yıl için başkan seçilen bin Ali her seferinde yasaları değiştirerek yirmi dört yıl başkanlığını sürdürdü. Bin Ali diktatörlüğü tam “Büyük birader” diktatörlüğü idi. On milyon nüfusu olan ülkede otuz beş binlik ordu mevcutken, yüz yirmi binlik bir polis gücü vardı. Herkes, her an polis tarafından izleniyor ve denetleniyordu. Belki gönüllü olmasa da, sayısı yedi milyon olmasa da halkın büyük çoğunluğu polisin tehdit ve baskısı nedeniyle polise yardımcı oluyordu. İhbarcılık ve polise yardımcı olmak her ülkede onuru zedeleyen, yok eden bir iştir. Yıllarca polise bilgi veren, yardımcı olan, seçimlerde bin Ali’nin yüzde doksan beş civarında oy almasını sağlayan insanlar devrim günlerinde “ artık yeter” sloganları ile isyancıların saflarında yerlerini aldılar. İlk kıvılcım üniversite mezunu, işsiz, seyyar satıcı bir gencin seyyar arabasına polis tarafından el konulmasını gururuna yedirememesi ve artık bıçağın kemiğe dayanması sonucu kendini protesto için yakması ile parladı. Bu protesto yöntemini daha sonra beş genç daha tekrarladı. Eskiden “ölümden öte köy yok” denirdi. Tunus halkı da öyle dedi. On binlerce devrimci, işçi diktatörlükten şikayet ettiği, şikayetlerini başkaları ile paylaştığı için işkencelere uğramış, senelerce hapis yatmıştı. Yani, TUNUS’ ta 2010 aralığında ve 2011 ocağında sokağa çıkan insanlar yıllarca hapsi ve işkenceleri göze alarak sokağa çıkmıştı. Kendini yakanlar artık ölümden dahi korkmadıklarını ifade etmişlerdi. İsyanın her aşamasında gençler, özellikle yüksek öğrenimli işsiz gençler en ön saflarda yer aldı. Bu harekete, yıllardır diktatörlüğe karşı “insan hakları” ve “hukuk” gibi asgari düzeyde talepler çerçevesinde mücadele sürdüren avukatlar ve aydınlar katıldı. Tunus’ ta tek bir sendikal federasyon var. Bu federasyonun içinde işçi sendikaları, kamu emekçileri sendikaları yer alıyor. Öğrenciler de sendikalara sahip. Öğrenci sendikaları Türkiye’ deki Öğrenci Konseyleri, Öğrenci temsilcilikleri, kol ve kulüpler gibi bir yapı. Fakat, onlar sendika diyor. Öğrenci sendikaları yıllardır diktatörlüğe karşı aktif mücadele içinde. Tunus İşçileri Komünist Partisi’ nin öğrenci sendikası, Eğitim Emekçileri sendikası ve sağlık emekçileri sendikasında önemli örgütleri var. Ayrıca, Tunus’ un orta bölgelerinde yer alan maden işçileri arasında örgütlüler. Maden işçileri 2008 de büyük bir isyan başlatmıştı ve bu isyan ölüm, işkence ve hapis cezaları ile bastırılmıştı. Maden işçileri sendikasının temsilcileri Türkiye Ören’ de yapılan sendikacılar toplantısına da katılmış ve mücadele deneyimlerini diğer işçi önderleri ile paylaşmışlardı. Öğrenci sendikasından gençler ise 2010 Türkiye, Selçuk’ ta yapılan Anti emperyalist Anti faşist Gençlik kampına katıldılar ve deneyimlerini dünya gençleri ile paylaştılar. Polis önceleri her zamanki gibi davrandı. Sokağa çıkan isyancılara, gençlere kurşun, gaz ve sopalarla saldırdı. Pek çok isyancı öldü ve yaralandı ama isyancılar dağılmadı, kaçmadı, geri çekilmedi. Sayıları her geçen gün arttı. Bir ay sonra artık isyan bastırılamayacak hale gelmişti ve diktatör kaçtı. Ayaklanmada en önemli sloganlar iş, ekmek idi ama özgürlük hepsinden önde geliyordu. İsyancılar sadece iş için ayaklanmadılar. 24 yıllık baskı rejimini değiştirmek isyanın en önemli amacı idi. Tunus’ ta çok büyük oranda işsizlik var. Yoksullukta ama ekonomik göstergeler Türkiye’ nin kinden çok da kötü değil. Bugün Tunus’ tan kaçanlar sadece bin Ali ve ailesi ile çevresi değil. Beş bin kişi İtalya’ ya sığınmış. Baskı rejiminin kaymak tabakası. Bin Ali kaçınca her şey bitmedi. İsyancıların çoğu yola çıkarken nasıl bir ülke istedikleri konusunda fazla bir fikre sahip değildiler. Yeterdi diktatör ve avanesi defolup gitsin, her şey iyiye gider diyorlardı. Ama, gerçekten diktatör ve adamları gidince “ şimdi ne olacak?” sorusu ortaya çıktı. Egemen sınıflar hemen yeni bir hükümet oluşturdu. Bin Ali artık yoktu ve onlar da aslında bin Ali’ den nefret ediyordu. Halk yeni hükümete güven duymalıydı. İşte bu aşamada, isyanın içinde ve en önünde yer alan işçi sınıfı devrimcileri, gençler “yok öyle şey” dediler. Bin Ali diktatörlüğü ile irtibatlı hiçbir kişi ve kurumu kabul etmiyoruz dediler. Yeni bir hükümet kuruldu. Bu kez bin Ali’ nin partisinden kimse hükümette yer almadı. Bu hükümete sendika Federasyonu üye verdi. Revizyonist Komünist Partisi ve Demokrat parti üye verdi ama devrimciler bu hükümeti de kabul etmediler. Sendikacılar tabandan gelen baskı üzerine hükümetten istifa etmek zorunda kaldı. Hükümet bu kez Bin Ali’nin partisini kapattı ve bütün mallarına el koydu. Devrimcilere karşı Londra’ dan dinci lider Gannuşi’yi getirdi. Devrimciler bin Ali’nin kaçışına izafeten kurdukları 14 Ocak cephesi ile programlarını ilan ettiler. Eski rejimin hiçbir kurumu ve kişisi ile uzlaşmayacaklardı. Bir kurucu meclis ile yeni bir anayasa ve halkın demokratik iktidarını savunuyorlardı. Gençler yine en öndeydi. Artık, yıllarca yasak olan yayın organlarını serbestçe halka dağıtıyor ve devrimci programı halka anlatıyorlardı. Her iş yerinde, her okulda ve sokaklarda genç ajitatörler halka 14 Ocak Cephesi’ nin programını ve politikalarını anlatıyorlardı. Tunus’ ta devrimciler başarılı olup da demokratik bir halk iktidarı kurulursa. Bu iktidarın kurulmasında en önemli rol elbette devrimci işçi partisi ile işçi ve öğrenci, işsiz gençlerin olacaktır. Türkiye devrimci gençliğinin Tunus’lu gençlerden öğreneceği yeni şeyler olacaktır.

ÖNCEKİ HABER

Mağrip’ten kabaran dalga Türkiye kıyılarına ulaşır mı?

SONRAKİ HABER

Rusya Dışişleri Bakanı: Türkiye İdlib'te militanlarla teröristleri ayıramıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa