Mücadeleci işçiler görev başına!

Mücadeleci işçiler görev başına!

İstanbul Avrupa yakasında 3 Nisan'da yapılacak İşçi Kurultayı’nın hazırlıkları sürüyor. Bu kapsamda Küçükçekmece İnönü Mahallesi’nde bulunan Ardahan İli Hanak İlçesi Sazlı Çayır Köyü Kültür ve Dayanışma Derneğinde işçi toplantısı düzenlendi. Toplantıda sendikala

Dernek yönetimi ve Güneşli-İkitelli İşçi Kurultayı Hazırlık Komitesi tarafından düzenlenen toplantıya başta deri ve tekstil olmak üzere birçok işkolundan toplam 70 işçi katıldı.

BİRLİK OLURSAK...

Toplantının açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Namık Bozteke, Türkiye’de işçi sınıfının ve sendikaların ciddi sorunlarının olduğunu dile getirdi. Bozteke “Böyle bir dönemde sendikanın önemini, işçi mücadelesini, hükümetin son günlerde çıkardığı torba yasada emekçilerin aleyhine olan maddeleri, kısaca sorunlarımızı konuşup tartışmak için bu toplantıyı düzenlemiş bulunuyoruz” diye konuştu. 12 Eylül darbesinin sendikalara ve işçi örgütlülüğüne büyük darbe vurduğunu söyleyen Bozteke, şöyle devam etti: “Ben işçi olarak şunu söylüyorum, işçiler sendikalara ve sendikacılara karşı çok güvensiz. Bunun nedeni de 12 Eylülün yarattığı sendikal bürokrasi. Bizler kendi inisiyatifimizle sendikalara sahip çıkarsak sendikalar o kadar değişime uğrayacak. Bizim elimizdeki güç hiç kimsenin elinde yoktur. İşçi, köylü, memur birlik olursak, mücadele edersek daha demokratik bir ülke yaratabiliriz.”

İŞÇİ VE EMEKÇİLER MÜCADELEDEN YANA

Güneşli-İkitelli İşçi Kurultayı Hazırlık Komitesi adına konuşan Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Bülent Kepenek, dünya genelinde emekçilere yönelik saldırıların arttığını, halkların da buna karşı çıktığını belirterek Tunus ve Mısır’dan başlayarak yayılan isyanlara dikkat çekti. Türkiye’de de saldırıların arttığını, çalışma sürelerinin uzadığını, esnek çalışmayla kuralsızlığın hakim olduğunu hatırlatan Kepenek, sıkıntıların artmasına karşın sendikalı işçi, emekçi sayısının azaldığına dikkat çekti. “Son olarak torba yasa Meclisten geçti. Sendikaların büyük bir bölümü neredeyse hiç ses çıkarmadı. Sendikal bürokrasi, sermaye sınıfı bu kadar saldırıya geçmişken emekçilerin haklarını koruma noktasında yeterli mücadeleyi gösteremiyor” diyen Kepenek, tabandaki emekçilerin ise mücadeleden yana olduğunu söyledi. Sendikalarda değişimi arzulayan işçilerin ve sınıftan yana tavır alan mücadeleci sendikacıların varlığına işaret eden Kepenek, küçük küçük de olsa Türkiye’nin her yanında işçi direnişlerinin ve mücadelelerinin yaşandığını ifade etti. Kepenek, “Tabandaki bu mücadeleci işçileri bir araya getirmek ve sendikal bürokrasi yerine mücadeleci işçileri sendika yönetimlerine taşımak için bu kurultayları düzenliyoruz. Sadece burada Güneşli’de İkitelli’de değil Türkiye’nin her yerinde bu kurultaylar düzenleniyor” diye konuştu.
Her sektörden çalışanların, sendikalı sendikasız ayrımı yapmaksızın bu kurultay çalışmalarına katılması gerektiğini dile getiren Kepenek, toplantıya katılanlardan mahallede, iş yerinde kurultayı anlatmalarını istedi. Kepenek 3 Nisan Pazar günü saat 13.00’de Bağcılar Kültür Merkezinde sorunları tartışıp mücadele kararları alma çağrısında bulundu.

SENDİKAL BÜROKRASİ SINIFA İHANET İÇERİSİNDE!

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu da 12 Eylül darbesinin emek mücadelesine olumsuz etki ettiğini ve sendikalardaki yozlaşmayı hızlandırıp sendikal bürokrasinin hakim hale gelmesini sağladığını bildirdi. Sorunun merkezinde kapitalist sistemin olduğunu vurgulayan Topçu, sendikaların asli görevinin işçilerin haklarını korumak ve siyasal iktidarlar üzerinde baskı unsuru oluşturarak, ülkenin demokratikleştirilmesi, ve milli gelirin eşit paylaşımı için mücadele etmek olduğunu söyledi. Sendikal bürokrasinin sınıfa ihanet içerisinde olduğuna dikkat çeken Topçu, “7 bin üyesi olan sendikanın başkanı 20 milyar maaş alıyor. Yaşam biçimi farklılaşıyor, işçiden uzaklaşıyor. İşçiler de böyle sendikacıları görerek sendikalardan uzaklaşıyor” dedi. Topçu, TÜMTİS Genel Başkanı olduğu dönemde buna karşı hayata geçirdikleri uygulamayı örnek gösterdi: “Doğru olan bizim geçmişte yaptığımız gibi sendikacının çalıştığı sektördeki işçi kadar maaş almasıdır. Bu sendikalar binlerce işçinin özverisi ile kısıtlı imkanlarla kuruldu. Bu sendikaların gerçek işlevlerine kavuşması için bu kurultaylar çok önemlidir.” Örgütlenmek ve sendikalarda bu dönüşümü sağlamak gerektiğini ifade eden Topçu, kurultayların iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.(İstanbul/EVRENSEL)


BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRELİM

Yapılan konuşmaların ardından toplantıya katılan işçiler söz aldılar.
Dernek Üyesi Erol Bozkeç, sendikaların işçilere sahip çıkması gerektiğini, patronların sendikal çalışmayı duyduğunda işçileri kapı önüne koyduğunu dile getirdi. Bu yüzden işçilerin işten atılma korkusu yaşadığını ifade eden Bozkeç, sendikaların işçiye sahip çıkması halinde birçok işçinin mücadeleye katılacağını dile getirdi.

BEDEL ÖDEMEYİ GÖZE ALMAMIZ GEREKİYOR

Toplantıda kısa bir konuşma yapan ve eski iş yeri temsilcisi olduğunu söyleyen bir dernek üyesi işçi şunları söyledi: “İşçiler olarak birleşmeyi başaramadık. Bedel ödemeyi göze almamız gerekiyor. Böyle bir eksiklik var. Sermaye almış başını gidiyor. Bu yüzden böylesi toplantılar, kurultaylar çok önemli, mücadeleyi büyütmek açısından komiteler kurarak birliğimizi güçlendirelim.”

İŞÇİLER DENETLEMELİ

Deri İşçisi Nihat Kaya, temel sorunlardan birinin sendikaların işçilere sahip çıkmaması olduğunu söyledi. İşçilerin denetlediği bir sendikal yapı oluşturulması halinde patronların kafasına göre işçileri işten atamayacağını vurgulayan Kaya, “Ülkemizde iş koşulları çok ağır. 16 saat çalışan işçilerle bu toplantıları yapmamız lazım. Onlar çok ağır koşullarda çalışıp yaşamaya çalışıyor” dedi.  

HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI

Genel-İş Eski Şube Başkanlarından Orhan Büyükboy, 12 Eylülle birlikte değişen sendikal yasaların, bugün mutlaka işçiler lehine değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Örgütlenmenin önünde birçok yasal engel var. Bizler bu yasaların değişmesi içinde mücadele etmeliyiz” diyen Büyükboy, şöyle devam etti: “Sınıfsal temelde bir araya gelmeliyiz. Çünkü sendikal bürokrasiyi, sendika ağalığını yaratan bu yasalardır.” Cemal Çiftçi ise şu çağrıyı yaptı: “Biz işçiler bu sömürü çarkından kurtulmamız lazım. işçi üretiyor köylü üretiyor, sömürülen yine biziz. Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.”

EMEKÇİLER BÖLÜNMEMELİ

Nusret Karakoç üniversite mezunu bir işçi. Karakoç sözlerine şöyle başladı: “Bizler siyasetten soğutulmuş insanlarız. Ben üniversite mezunu cüzi ücretle çalışan bir işçiyim. Arkadaşlar hep solculuktan bahsetti ben sağcılık solculuk olarak emekçilerin ayrılmasından yana değilim. İşçinin sağcısı da işçidir, solcusu da işçidir. Yani emekçi emekçidir.”
Emekçilerin böyle ayrımlarla birliğini ve gücünü kaybettiğini anlatan Karakoç, “Sendikalarda da aynı durum var. Her düşünce yapısının ayrı bir sendikası var. Hep dinleyici konumdayız. Derdimizi anlatamıyoruz. Ezilenler birlik olmadıktan sonra kim olursa olsun, adı ak ya da kara olsun; sağcı ya da solcu olsun ne değişir? Emeğin hakkını savunmak için bir araya gelmeliyiz” diye konuştu.
Deri İşçisi Suat Akçay da işçilerin sendikalara tek tek üye olabileceğini ancak toplusözleşme yetkisi almanın başka bir durum olduğunu söyledi.

www.evrensel.net