Reyhanlı

Reyhanlı'da savaş görüntüleri

Reyhanlı’ya dün sabah saatlerinde geldiğimizde tam anlamıyla savaş görüntülerinin hakim olduğu bir tablo ile karşılaştık. İlki belediye binası, ikincisi de kısa bir süre sonra PTT binası önünde gerçekleşmiş olan patlamalar, 1 kilometreyi aşkın bir alanı etkilemişti.İlkin belediye binası önünden başladık gezmey

Fatih Polat

İlkin belediye binası önünden başladık gezmeye. Yayın yasağı konmuş olan bölgenin girişinde polis ve asker barikat oluşturduğu için, biz de bu kadar yasağının arasında haberi çıkaracak yol yöntem aradık doğal olarak.

Belediye binasının hemen bitişiğindeki binaya girdik. Binadaki bütün camlar patlamış ve evdeki eşyaların neredeyse tamamı kullanılamaz hale gelmişti.

Daireleri dolaşarak bu binanın çatısına çıktığımızda, belediye binası bütün katlarıyla birlikte karşımızda görülüyordu.

Patlamanın bir mesai gününde gerçekleşmemiş olması büyük bir şanstı. Çünkü bu binanın bütün camları tamamen patlamıştı ve içindeki eşyalar da ters dönmüş görünüyordu.

Buradan indikten sonra ikinci patlamanın gerçekleştiği PTT binasına gidebilmek ve patlamaların aralardaki etkilerini görebilmek için barikatı aşmak gerekiyordu. Polisler geçişe izin vermediler. Bunun üzerine ara sokaklardan hemen polislerin önüne çıkıp yola devam ediliyordu.

Evler, dükkanlar yıkıntı içindeydi. Bir yandan yağmur yağıyordu ve yolların kenarları cam kırıkları ile doluydu. Kıyafet satan mağazalar, kuaförler ve çeşitli dükkanların önlerindeki vitrinleri yıkılmıştı, ancak bir yağma havası da yoktu. Bir yas havası ile şaşkınlık iç içe geçmişti.

Belediye binasının hemen yanında oturan Ahmet Şamlıoğlu ilk patlamaya yakından tanık olmuş ve şoka girmişti. Aradan 22 saat geçmişti ve Şamlıoğlu, “Az önce titremeye başladım, yeni yeni kendime geliyorum” diyordu. Komşularından ölen vardı, ancak yakınlarından yoktu. Şanslı mı, sayılırdı, yoksa şanssız mı? Belki bu iki duygu hali arasında şaşkın bir biçimde saatlerce hapsolmuş kalmıştı. Yüzü ağlamaklı gibiydi, ama ağlayamıyordu da. Biz de çok fazla zorlamak istemedik ve “geçmiş olsun” diyerek devam ettik.

Yollarda ve sokak aralarında iki tip hasar görmüş araç dikkati çekiyordu. Bunlardan birisi bombalamanın etkisi ile yanmış olan araçlardı. İkincisi de, bu olaya bir tepki olarak, bölgenin sakinlerinin tahrip ettiği Suriyelilere ait araçlardı. Suriye plakası taşıyan bu araçlardan kimi ters dönmüştü, kimisi de camları patlatılmış, kaportası yamulmuş haldeydi. Sokak aralarında taziye için oluşmuş kalabalıklar vardı. Bunlardan birine gittik, geçmiş olsun dileklerimizi ilettikten sonra, bir arkadaş fotoğraf almak isterken tepki gösterdiler: “Gidip Erdoğan’ı çekin.”

Reyhanlı'da nüfusun yaklaşık yüzde 80’i Arap Sünni. Diğerleri Kürt, Çerkez ve Türkmen. Reyhanlı’da 70 bin nüfus, en az 50 bin dolayında da Suriyeli mülteci var. Bu durumun zaten bir gerilime neden olduğu bölge, bu bombalamalarla birlikte adeta patlamış durumda. Bölge insanı içinde “burada artık yaşanmaz” cümlesi zaten bir süredir dillendiriliyormuş, bu olay artık güvenlik ve huzur endişesini en üst düzeye çıkarmış.

Suriye ile en büyük sınır kapısına sahip olan (Cilvegözü) Reyhanlı, iki yıl öncesine kadar sınır ticareti açısından bir “cennet” olan bu bölge, bugün savaşın sınırında olmanın bütün etkilerini en yakından yaşayarak adeta bir cehenneme dönmüş durumda. Bu patlamayla birlikte yaşanan bir gelişme de, burada El Nusracı olarak bilinen ve düne kadar El Nusra’nın bereleri ve kıyafetleriyle, sembolleriyle dolaşanların dünden itibaren ortalıkta görünmemeleriydi.

Örneğin bu yazıyı yazdığımız binada da 3 Suriyeli aile bulunuyormuş. Yaklaşık bir yıldır bu binada oturuyorlarmış. Ev sahibimiz, bir saldırıya uğramamaları açısından onları dışarı çıkmamaları yönünde uyarmış. Bu arada, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, bu saldırıları Suriye istihbarat örgütü El Muhaberat ile ilişkili bir örgütün yapmış olduğunu tespit ettiklerini belirtmesi ise burada şaşkınlık ile karşılanmış. Daha ölü ve yaralı sayısının bile net olarak belirlenemediği, sokak aralarında insan vücudu parçalarına rastlandığı bir anda böylesine ciddi bir tespit nasıl yapılabilmişti? Eğer devlet bu kadar hakim ise, o zaman neden önlenmemişti bu alçakça saldırılar? Evet Reyhanlı’nın canı burnunda. Ve Cumhuriyet tarihinin en büyük bombalı saldırısını yaşamış olan bu küçük sınır ilçesinde, tüm bu travmaların atlatılıp hayatın normale dönmesi de çok kolay olmayacaktır.

www.evrensel.net