Limanda birlik dağılmayacak

Limanda birlik dağılmayacak

Mersin nüfusunun büyük çoğunluğu Araplar, Kürtler ve Türklerden oluşuyor. Fabrika ve işyerlerinde de farklı kökenlerden işçiler çalışıyor. Yıllardır uygulanan ayrımcı politikalar farklı kökenden işçilerin bir araya gelmesini zorlaştırmış. Bu durum patronların işçileri daha rahat sömürmesinin, i

Gökhan Durmuş

Emek Partisi (EMEP) Mersin İl Örgütünde görüştüğümüz liman işçileriyle, sendikalaşma mücadelesine girdikleri 2008 yılından bugüne kadar yaşadıklarını, son eylemlerini ve bundan sonra yapacaklarını konuştuk.

‘KAZANANA KADAR VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Uzun yıllardan beri işçilik yapan, Çelik-İş, Petrol-İş, Tekstil, TÜMTİS ve Liman-İş sendikalarına bu süre içerisinde üye de olan 6 yıllık Liman İşçisi Harun Özkan, “2008 yılına kadar üç sendikaya üye olmuştum ama hiçbirisinde kendimi örgütlü hissetmemiştim. Bazılarında sendikacıları bile hiç görmemiştim. 2008 yılında TÜMTİS’e üye olunca birbirinin yüzüne bakmayan insanların nasıl yan yana omuz omuza geldiğini gördüm. Örgütlülüğün, sendikalı olmanın anlamını o zaman gördüm. Hâlâ o birliğimiz hedefte olan. Ama dağıtılamayacak” diye konuştu.

MIP patronunun asıl amacının 2008’de sağlanan örgütlülüğü ve birliği yıkmak olduğunu belirten Özkan, Liman-İş’e geçirilmelerinin ardından böyle bir saldırı beklediklerini, 24 Ocakta konteynerlerin önünü kestikleri gerekçesi ile işten atıldıklarını anlatarak, “Sendikanın ve valinin araya girmesi ile tekrar işe alındık. Bir hafta sonra 22 işçiye ‘Üç ay evinize gidin, maaşlarınız ödenecek’ dediler. Amaçları taşeronları devreye sokmaktı. 34 kişi işten atıldık. Direnişe başladık. Patron greve karşı bir ay önceden hazırlıklarını yaptı” dedi.

İşgal kararı aldıklarını ama neler yapacaklarını çok bilmediklerini söyleyen Özkan, anlaşmanın olduğu son gün kendilerine “Müdahale olacak anlaşın” denildiğini, Vali ve Türk-İş Temsilcisinin de katıldığı bir toplantı yapıldığını ve patronun teklifinin getirildiğini söyledi. Özkan, “Teklifi düşündük, riskleri değerlendirdik. Mevcut örgütlülüğün de kırılabileceğini hesapladık. Çünkü vinçlerdeki insanların birisinin başına bir şey gelse ne yapacaktık. Anlaşma kararı çıktı. Taşerondan kurtulduk en azından” diye konuştu.

Liman-İş’in kamu sendikacılığından geldiğini söyleyen Özkan, direniş zamanında sendikalarının kendilerine önderlik edemediğini, kazanımın işçilerin kararlılığı ile geldiğini kaydetti.


İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınmadığını söyleyen 6 yıllık işçi Hamdi Ermiş, iş kazalarına karşı önlem alınmadığını kaydetti. İş makinelerinin 8 metre yakınında olunmaması gerekirken dibinde çalışıldığını, işçilerin çalıştığı saatlerde CSV sahalarında konteynerlerin taşınmaması gerekirken taşındığını, iş güvenliği amirinin aynı zamanda İnsan Kaynakları Müdürü olduğunu aktaran Ermiş, küçük kazaların kaza bile sayılmadığını, bel fıtığı, diz sakatlıklarının meslek hastalığı olarak görülmediğini kaydetti.

Kömür, gübre gibi maddelerin açıktan taşındığını, bunlar boşaltılırken gerekli ekipmanların işçilere verilmediğini ifade eden Ermiş, “Çoğu zaman maske bile verilmiyor. Verilse de 50 kuruşluk maskeler veriliyor. Bu maskelerle kurşun içeren madenleri boşaltıyoruz” dedi.


BİRLİK HEP PATRONUN HEDEFİ

Limanın özelleştirilmesinden sonra taşeron olarak işe başlayan işçiler ilk kez 2008 yılında TÜMTİS’te örgütlendiler. Bu süreçte ayrı oturdukları, ayrı yemek yedikleri hatta ayrı çalıştıkları işyerinde bir araya geldiler. Sendikal örgütlenme vesilesiyle “kendinden görmediği kişilerin” sınıf kardeşi olduğunu öğrenmiş işçiler. Bu bilinç sıçraması hem farklı milliyetlerden işçileri yan yana getirmiş, hem de dağıtılması güç bir birliğin oluşmasını sağlamış.

Mersin Limanında 2008 yılında bugüne kadar çok sayıda direniş, eylem, yürüyüş hatta işgaller yaşandı. MIP patronu ise eski düzeni getirebilmek için işçilerin birliğini dağıtmaya çalıştı. Başaramadı. İş kolları birleşince TÜMTİS üyeleri Liman-İş’e geçti. Sendika değişikliğini fırsat bilen patron yeniden saldırıya geçti, ama yine başaramadı. (Mersin/EVRENSEL)

www.evrensel.net