‘Bu mahkeme meşru değil, bizi yargılayamaz’

‘Bu mahkeme meşru değil, bizi yargılayamaz’

Diyarbakır KCK davasının 20. duruşması YSK’nın bağımsız adaylar hakkında verdiği kararın gölgesinde başladı.Adliye önünde toplanan binlerce kişi YSK kararını protesto edip, Kürt siyasetçilerin derhal serbest bırakılmasını talep ederken mahkeme salonunda yine Kürtçe krizi yaşandı. Mahkeme heyeti sanıkların sözlerini

Adliye önünde toplanan binlerce kişi YSK kararını protesto edip, Kürt siyasetçilerin derhal serbest bırakılmasını talep ederken mahkeme salonunda yine Kürtçe krizi yaşandı. Mahkeme heyeti sanıkların sözlerini tutanaklara yine ‘Mahkemenin bilmediği fakat Zazaca olduğu düşünülen dil’ şeklinde geçti. Zazaca yazılıp mahkemeye sunulan savunma ise kabul edilmedi.

Öte yandan mahkemenin tutumuna tepki gösteren sanıklar yargılandıkları Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe sunarak, ‘Kürt halkına karşı başlatılan ve hız kesmeden devam eden siyasi tasfiye operasyonlarının tiyatrovari bir gösteriye dönüştüğüne vurgu yaptılar. Dilekçede, mahkemenin meşru olmadığına ve kendilerini yargılayamayacağına vurgu yapıldı. Mahkeme heyetinin tutumunu protesto eden sanık avukatları ise duruşmayı terk etti.

MAHKEME TUTUMUNU DEĞİŞTİRMEDİ

Kürt siyasetçileri ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu 104’ü tutuklu 152 kişi hakkında ‘KCK üyesi’ oldukları iddiasıyla açılan davanın 20. duruşması bugün görüldü. Daha önce mahkemenin aldığı grup grup getirme kararı doğrultusunda tutuklu Kürt Siyasetçilerden Nizamaettin Onar, Zeynel Mat, İhsan Sevitek, Abdurrahim Tanrıverdi, Adnan Bayram ve Veysi Akar duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz yargılananlardan ise Dersim Eski Belediye Başkanı Songül Erol Abdil ve Beyhan Sakin de katıldı. Duruşmaya destek için çok sayıda yerli ve yabancı heyet de katıldı. Duruşma başında kimlik tespiti yapılan Abdil, Kürtçe’nin Zazaki lehçesinden kimlik bilgilerini verdi. Mahkeme başkanı ise tutanağa ‘Mahkemenin bilmediği fakat Zazaca olduğu düşünülen dil’ şeklinde geçirdi. İddianamenin okunmasının ardından Abdil, Zazaki olarak hazırladığı savunmasını mahkeme başkanına sunmak istedi. Ancak mahkeme başkanı ise “Türkçe dışında bir dille yazıldığı için” yazılı savunma kabul etmedi. Duruşmada söz alan müdafi avukatlar yazılı savunmanın hangi dilde olursa olsun kabul edilmesi gerektiğini, yasal olarak savunma kabul etmemenin bir gerekçesinin olamayacağını belirtti.

‘MAHKEME MEŞRU DEĞİL BİZİ YARGILAYAMAZ’

‘KCK üyesi’ oldukları iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında iki yıl aşkın süredir tutuklu bulunan Kürt siyasetçiler Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 20. duruşmaya avukatları aracılığı ile bir dilekçe iletti. Kürt sorununun tarihsel ve güncel konumunun değerlendirildiği dilekçede “Türkiye Cumhuriyeti tarihi olağanüstü dava ve yargılamalara yabancı değildir. Tarih boyunca oluşturulan olağanüstü mahkemeler aracılığıyla statükodan farklı düşünen, yaşayan, muhalefet eden herkes mahkum edilerek tasfiyeye tabi tutulmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra muhalefete karşı istiklal mahkemeleri devreye sokulmuştur. Bu uygulama daha sonra sadece isim değiştirerek sıkıyönetim mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve bugün de Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri olarak halen varlığını sürdürmektedir. Bu süreç içinde değişen sadece mahkemelerin isimleridir. Ortak noktaları ise özgürlük demokrasiye eşitlik taleplerine set çekmek, mevcut statükonun devamını sağlamaktır” denildi. Adı geçen mahkemelerin insana, hayata ve özgürlüğe dair ne varsa yargılama konusu ettikleri, ağır cezalar ile cezalandırdıkları hatırlatılan dilekçede “Bu zihniyete sahip mahkemelerin son halkası, burada yargılandığımız özel yetkili ağır ceza mahkemeleridir” denildi. Dilekçenin son bölümünde ise 2 yıllık süreçte yaşanan hukuksuzluklar anlatıldı ve “Bu mahkemeler; adil bir yargılama ile suç ve ceza kavramlarına işlerlik kazandırmak değil, iktidarı ve statükoyu korumayı kendilerine görev ve amaç olarak belirlemişlerdir. Bu nedenle gerek soruşturma sırasında gerekse de sözüm ona yargılama aşamasında hakkımızda yürütmüş olduğu işlemlerin hiçbir hukuki, vicdani ve ahlaki temeli de bulunmamaktadır. Burada yargılanan ve mahkum edilmek istenen halkımızın örgütlenme, siyaset yapma ve özgürce yaşama ısrarıdır. Duruşmaların başlangıcından bugüne kadar ileri sürmüş olduğumuz taleplerimizin tamamı bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildi. Ana dilde savunma talebimiz kabul edilmediği gibi, dilimize hakaret edilmekle; halkımıza, tarihimize de hakaret edildi. Mahkemenin, davanın ve yargılamanın meşru olmadığını, bu koşullarda bu mahkemenin bizleri yargılamayacağını, yargılasa bile verilen kararın hukuki ve vicdani olmayacağını bir kez daha kamuoyuyla paylaşmaktayız” ifadelerine yer verildi. Mahkeme heyeti kendilerine sunulan dilekçeyi kabul etmedi.

‘YSK VE MAHKEMENİN ZİHNİYETİ AYNI’

Bunun üzerine söz alan Kürt Siyasetçilerden Nizamettin Onar YSK’nın almış olduğu kararın halkların kardeşliğine, demokrasiye ve barışa yapılmış bir suikast olduğuna dikkat çekerek, “Kürtçe savunmayı engelleyen zihniyetle, YSK’nın zihniyeti ortak. Kürt halkı parlamentoya mahkum değil” dedi.

AVUKATLAR DAVADAN ÇEKİLDİ

Konuşmaların ardından hakimin davaya ilişkin görüş belirtmeden duruşmayı bitireceğini açıklaması üzerine avukatlar davadan çekildi. Avukatların itirazına rağmen mahkeme başkanının tutumunda ısrar etmesi üzerin tüm savunma avukatları adına söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, “Israrla savunma görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Fakat meşru bir şekilde yapacak bir şey kalmadı. O yüzden burayı terk ediyoruz” dedi. Bunun üzerine 100'e yakın avukat duruşma salonunu terk etti. (DİYARBAKIR)

www.evrensel.net