09 Ocak 2020 23:54

Hukukçulardan Erdoğan'a yanıt: Sorun kadına yönelik şiddetin vicdana bırakılmasında

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hakimlere yönelik "Kanuna değil vicdanınıza göre karar verin" sözlerine hukukçular yanıt verdi: Sorun kanunda değil, kadına yönelik şiddetin vicdana bırakılmasında!

Fotoğraf: Murat Kula/AA

Paylaş

Gizem ÖRNEK

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kadına yönelik şiddet konusunda yaptığı konuşmada, yıllardır süren AKP iktidarının sorumluluklarını görmezden gelerek hakimlere ‘kanuna değil, vicdanınıza göre karar verin’ çağrısı yaptı. Hukukçulardan ise Erdoğan’ın sözlerine tepki geldi. “Cumhurbaşkanlığı makamındaki bir kişinin ‘kanun değil, vicdan’ demesi hukuka aykırıdır” diyen avukatlar, Berfin Özek davasında da sorunun zaten kanunda değil, hakimin erkek egemen vicdanla karar vermesinde olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Beştepe’de Engelli Memur Atama Töreni’nde konuştu. 3 gün önce görülen ve mahkemenin verdiği karar herkesi isyan ettiren Berfin Özek davası hakkında konuşan Erdoğan, yargının işleyişindeki sorunları görmezden gelerek hakimlere seslendi: “Benim yolum kanun yolu değil, hukuk yoludur. Kanunların sayfaları arasındaki maddelere değil, vicdanınıza kulak verin.”

"İDAMI GÜNDEME GETİRMEK İSTİYORLAR"

Asitli saldırıya uğrayan Berfin Özek davasında tüm delillere rağmen failin eylemini “öldürmeye tam teşebbüs” değil, “basit yaralama” olarak değerlendiren mahkeme heyeti sanık hakkında 13 yıl hapis cezası verdi. Kamuoyunda tepkilere neden olan dava sonucu hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kadına şiddet davalarında yargının tutumuna ve yasaların zaten uygulanmamasına ilişkin eleştirilere kulak tıkayarak mahkemelere “kanuna değil, vicdanınıza uyun” çağrısı yaptı: “Geçenlerde bir namussuz bir alçak kızımızın yüzüne kezzap atıyor. Kızımızın gözü gidiyor. Mahkeme 13 yıl ceza veriyor. Ben soruşturuyorum, bana verilen cevap şu; ‘kanunun en yüksek oranı bu.’ Bu kanunu da bizim getirdiğimizi söylüyorlar. Ben de diyorum ki; siz niye kanun diyerek bize böyle bir cevap yolunu buluyorsunuz. Ben kanundan bahsetmiyorum ben haktan, hukuktan bahsediyorum. Böyle bir olay kendi kızının başına gelmiş olsa orada bu olayı nasıl değerlendirirsin? Kanunlara mı bakacaksın? Buradan tüm yargı dünyasına sesleniyorum; bu kanunların sayfaları arasındaki maddelere değil vicdanınıza kulak verin. Her zaman söylüyorum benim yolum kanun yolu değil, hukuk yoludur.”

Erdoğan’ın bu açıklamalarına tepki gösteren hukukçular “Bir Cumhurbaşkanı bir hukukçuyu kanunu uygulamamaya çağıramaz” dedi.

"SORUN KANUNDA DEĞİL UYGULAMADA"

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat İdil Yalçıner Şimşek, Berfin Özek davasında ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Burada sorun kanunlarla ilgili değil. Eğer kanunlar uygulanırsa cezalar gayet yeterli. Bu söylemler kadınlar üzerinden kanunların değişmesi ve idamın tekrar gündeme gelmesini amaçlıyor. Berfin’in davasında da sorun kanunda değil, uygulamada. Sanığa yaralamadan değil, öldürmeye tam teşebbüsten ceza verilmesi gerekiyordu. Kanunda sıkıntı yok, uygulama ve hüküm yanlış kurulursa ortaya çıkan sonuç bu oluyor.”

ERDOĞAN'I SÖZLERİ "KANUNU UYGULAMA, KENDİN HUKUK YARAT" DEMEK

Kadın Dayanışma Vakfı Avukatlarından Candan Dumrul da Erdoğan’ın sözlerinin tehlikeli olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “Hakimler kanunu uygulamakla mükelleftir. Eğer kanunlar hukuk tesis etmiyorsa, bu yasama ve yürütmenin sorumluluğudur. Yargının burada bir sorumluluğu olamaz. Öte yandan şunu bu ceza kanunu AKP döneminde yapıldı. Erdoğan’ın sözleri aslında açıkça yargıyı etkilemeye teşebbüs anlamına geliyor ve bu suçtur. Kanunun etkili uygulanmasından, hakimin takdir yetkisi kullanmasından elbette şikayet edebiliriz ama bizzat kanunun kendisinden şikayet ediyorsak bu kanun yapıcının sorumluluğudur. Berfin Özek davasındaki sorun ise doğru kanun hükmünün uygulanmamış olmasıdır. Doğru hükmü uygulamamayı kanunu uygulamak olarak savunamazsınız. Erdoğan’ın ‘kanunu uygulama, kendin hukuk yarat’ demesi kaosa davet anlamına gelir. Herkes kendi hukukunu yaratacaksa, kendi vicdani kanaatiyle bunu yapacaksa hiçbirimizin hukuki güvenliği kalmaz bu ülkede.”

Dumrul, asıl sorunun yasalardaki sorun değil, uygulamasındaki sorunlar olduğunun altını çizerek “Biz yıllardır şunu söylüyoruz; sorun yasaların etkisizliği değil, yasaların etkisiz uygulanması. En önemli problemimiz de yasaları uygulayıcı pozisyondaki hakim ve savcıların toplumsal cinsiyet, ayrımcılık ve nefret söylemleri karşısındaki duruşları oluyor. Yerleşik inanışlara bağlı, toplumun vasatını temsil eden görüşleri benimseyen hukukçular hakim ve savcı olabiliyor” diye konuştu.

BU ŞARTLARDA "ÇOĞALIN’ DEMEK, İŞSİZLİK VE ÖLÜM SIRASINA ‘DİZİLİN" DEMEKTİR

Erdoğan konuşmasında “aile” vurgusu da yaparak şöyle konuştu: “Genç yaşta maalesef evlenmiyorlar. Çoğu 30’u aşkın evleniyor ya da evde kalıyor. Böyle bir şey olabilir mi!” 3 çocuk ısrarını da tekrarlayan Erdoğan “çoğalın” çağrısı yaptı: “Ben niye en az üç çocuk diyorum. Güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Nüfusumuz çoğalmalı” dedi.

Evrensel gazetesi Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, Erdoğan’ın sözlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkedeki her dört gençten biri işsiz. Ne işte ne eğitimde olan, kayıp gençlerin oranı yüzde 29. Yani yaklaşık her üç gençten biri kahve köşelerinde mi, sokaklarda mı, ‘ev genci’ mi belirsiz! Üniversite mezunu 1 milyon 250 bin genç işsiz. Eğitimin iş bulmak için bir yol olduğu yıllar çoktan geride kalmış.

Beyin göçü tam gaz. Ortaokul çağındaki gençler bile yurt dışı hayali kurar olmuş. Ucuz emek ve rantta dayalı ekonomik model ‘nitelik’, ‘eğitim’ gibi vasıfları anlamsız kılmış, gençleri çıkışsız bırakmış vaziyette.

Yaşadığı yoksulluk ve yoksunluk karşısında intiharı çare olarak gören gençlerin sayısı artmış. Ülkenin dört bir yanından acı haberler geliyor.

Gençlerin işsiz ve geleceksiz bırakıldığı bir ülkede ‘çoğalın’ demek, işsizlik kuyruklarına, ölüm sıralarına ‘dizilin’ demektir.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fındıklı Belediyesi ''Dayanışma Meci'' mağazası açtı

SONRAKİ HABER

Shahzadeh Igual, İran edebiyatını anlattı 

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa