06 Ocak 2020 04:16

Arap Coğrafyasında geçen hafta | İran-ABD savaşında oyun değişti mi?

Arap basınında geçen hafta "ABD ile İran arasındaki oyunu kalıcı bir şekilde değiştiği" yorumları yapılırken, bölgenin "açık bir savaş ruh haline" girdiğine dikkat çekildi.

İranlı Komutan Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yapılan protesto | Fotoğraf: AA | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Ali KARATAŞ
Yusuf ERTAŞ

ABD tarafından Irak’ta gerçekleştirilen saldırıda Kudüs Gücü Komutanı İranlı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi Arap basınının da en önemli gündemi. Bağdat havalimanında yapılan saldırıda Süleymani’nin yanı sıra Irak’taki Şii milis grubu Haşdi Şabi’nin Komutan Yardımcısı Mehdi el Mühendis ve örgütün havalimanı protokol görevlisi Muhammed Rıza dahil 7 kişi hayatını kaybetti.

ABD-İRAN ARASINDAKİ TEMEL KURALLAR AYNI

Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, Süleymani’nin öldürülmesini ABD ile İran arasındaki oyunu kalıcı bir şekilde değiştirdiğini yazdı. Ürdün’de yayınlanan Dastur gazetesinden Arib Rantawi de suikastın “Kafaya karşılık kafa” denkleminin ötesine geçerek “Kafaya karşı ülke” denklemine dönüşebileceğine dikkat çekti. Bölgenin “açık bir savaş ruh haline” girdiğine dikkat çeken Rantawi, buna rağmen, “İran ve ABD arasındaki çatışmayı düzenleyen temel kurallar aynı kalıyor. Her iki ülke de topyekûn bir savaş istemiyor ve bundan kaçınmaya çalışıyorlar. Gerginlik ve kızışmanın bu düzeye ulaşmasıyla beraber hesapların tutması için kapıyı çeşitli ve en tehlikeli senaryolara açık tutarak ‘saldırı, taciz ve suikast da dahil olmak üzere vekalet savaşları’ hâlâ tercih edilen yöntemlerdir” dedi. 

İRAN NASIL TEPKİ VERECEK?

Başyazısında bu soruyu soran al Kuds al Arabi gazetesi, Süleymani’nin öldürülmesini, “ABD ile İran arasındaki karmaşık ilişkilerin ‘barometresinde’ önemli bir dönüm noktası” olduğunu yazdı. Ayrıca 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali ile başlayan olguların sonuna işaret ettiği belirtildi. Başyazıda “ABD-İran çatışmasındaki büyük gelişmelere ve belki de benzeri görülmemiş bir yükselişe işaret ediyor.  İran’ın Arap bölgesindeki ve dünyadaki geniş uzantıları olası tepkisini tahmin etmeyi zorlaştırıyor” denildi. Lübnan’daki halk hareketi sonrasında Hizbullah’ın zayıflamadığı ve bu nedenle İran’ın karşılığı Irak’taki milis güçleri vasıtasıyla vereceği belirtildi.

İRAN’A ÖNEMLİ MESAJ

İran’ın bölgedeki en önemli rakiplerinden Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yayınlanan Gulf News, başyazısında, suikastın İran’a yönelik önemli bir mesaj olduğunu yazdı. Makalede “Devrim Muhafızları başkanı ve dini lideri Ayatullah Hameney’in ardından İran’ın en güçlü ikinci adamı olarak kabul edilen Kasım Süleymani’nin öldürülmesi, İran terörüne karşı kesin bir zafere işaret ediyor” denildi.

VEZİR EL MUSTAVTANAT

İran’ın bölgedeki diğer rakibi Suudi Arabastan’da yayın yapan Arap News’ten Baria Alamuddin, Trump’ın bir darbe ile “bölgede İran saldırganlığını ihraç eden iki baskın figürü” çekip aldığını ve İran’ın stratejisinin darmadağın olduğunu belirtti. Baria “Süleymani, İran’ın bölgesel hakimiyet arayışını düzenlerken oynadığı önemli rolün ışığında vezir el Mustavtanat (koloniler bakanı) takma adını aldı. İran 2003’te başlangıçta Afganistan ve Irak’ın istilasından ardından sıranın kendisinde olabileceğine inanarak Başkan George W. Bush’u yatıştırmaya çalıştı. Koalisyon birliklerine saldırılar düzenleyerek, yaklaşık 600 kişiyi öldüren yeni nesil paramiliter güçler kurarak ABD’yi kanlı Irak bataklığında çamura gömme politikasını zor kullanarak savunan ve öncülük eden Süleymani oldu” dedi.

ERTELENMİŞ YÜZLEŞME

İngiltere’den yayın yapan Arapça al Araby sitesi, Süleymani’nin öldürülmesini ertelenmiş bir yüzleşme olarak nitelendirerek suikastın bu yüzleşmeyi başlattığını yazdı. Mısır’dan yayın yapan Egypt Independent haber sitesi de Süleymani’nin ABD’nin 40 yıllık baskısı karşısında ulusal bir direniş figürünü temsil ettiğini belirtti. Al Monitor sitesi suikastın Irak’ı daha fazla istikrarsızlaştıracağına dikkat çekti.

SAVAŞ İLANI

El Cezire’ye konuşan Tahran’daki Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İran-ABD ilişkileri uzmanı Ali Akbar Dareini ise “Kasım Süleymani suikastı, siyasi inançlardan bağımsız olarak İranlıların çoğunluğunu kesinlikle öfkelendirdi. Tek taraflı ABD yaptırımları bir ekonomik savaş ilanıydı ve bu pervasız hareket açık bir şekilde büyük bir tırmanış ve İran’a karşı bir savaş ilanı” dedi. Dareini, bu suikastın, “Aynı zamanda IŞİD ve bölgedeki tüm teröristlere de bir hediye” olduğunu söyledi.


TRUMP KENDİ VİETNAM’INI YARATIYOR?

Abdulbari ATWAN
Rai Al Youm

İsrail nihayet Trump’ı İran’la bir hesaplaşmaya çekmeyi başardı. ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu’yu savaşa götürdü. Cuma günkü Genaral Kasım Süleymani ve Irak Haşdi Şabi Kuvvetleri lideri Ebu Mehdi el Mühendis suikastı bu savaşın resmi deklarasyonu oldu. Sözüm ona “dost bir devlet”, on kişinin açıkça yasadışı öldürülmesi ile “özgür dünyanın lideri” bir mafya patronu seviyesine düştü. İsrail Başbakanı, ABD Başkanını İran’la bir hesaplaşmaya sokmak için çok çaba sarf etti. Trump şimdi iyi ve gerçekten İsrail tuzağına düştü.

ABD ve İsrail uzun zamandır Süleymani’den kurtulmak istiyorlardı ve açıkça hareketlerini yakından takip ediyorlardı. Fakat İran’ın ve müttefiklerinin ağır bir misillemede bulunması korkusuyla geçmişte onu hedef almaktan kaçındılar. Öyleyse neden şimdi harekete geçildi? ABD-İran çatışmasında şimdiye kadar hüküm süren yazılı olmayan sözleşme kuralları bu kadar yüzsüzce neden bozuldu?

İç politika kesinlikle bir faktördür. Trump ithamlarla karşı karşıya ve ikinci dönemi kazanmaya odaklanıyor. Bir yolsuzluk skandalıyla karşı karşıya olan ve siyaseten hayatta kalmak için mücadele eden Netanyahu’nun da benzer bir çıkarı var.

Süleymani, kesinlikle yetenekli ve etkili bir rakipti. İran’ın iki önemli “asimetrik” unsur içeren etkileyici savunma ve caydırıcı yeteneklerini geliştirmede merkezi bir rol oynadı. Bunlardan birincisi büyük ölçüde ev yapımı füzelerin geniş, çeşitli ve giderek daha sofistike bir cephaneliğe dönüşmesi. İkincisi bölgeyi kapsayan güçlü bir silahlı paramiliter müttefik ağının oluşması. Ancak başarıları yaşamaya devam edecek. Hem hayranlar hem de eleştirmenler arasında neredeyse efsanevi bir yer kazanmasına rağmen, tek başına politika yapmamış veya uygulamamıştır. İran; Arap düşmanlarının çoğunun aksine bireylerden ziyade kurumlara dayalı bir devlettir.

En azından İsrailliler deneyimlerden ders almış olmalılar. 1992’de eski Hizbullah lideri Hasan Musavi’ye (karısı, çocuğu ve birkaç arkadaşıyla birlikte) suikast düzenlediklerinde, bunun Güney Lübnan’ı işgal etmelerine meydan okuyan örgütün sonu olacağını düşündüler. Örgüt, halefi olarak zorlu Hasan Nasrallah’ı seçti ve kurtuluş mücadelesinde çarpıcı bir zafere yol açtı.

Herkes şimdi İran’ın nereye ve nasıl misilleme yapacağını merak ediyor? Doğrudan mı yoksa Lübnan, Irak veya Yemen’deki müttefikleri aracılığıyla mı? Irak ve/veya Körfez ülkelerindeki ABD askeri üslerine veya büyükelçiliklerine mi, yoksa İsrail’e karşı mı? İran’ın potansiyel hedefleri ya da hedeflerini vurmak için müttefikleri konusunda sıkıntısı yok.

Ancak misilleme kaçınılmaz olsa da kısa vadeli intikam eylemleri sadece başlangıç olacaktır. Bağdat Havalimanı’ndaki drone suikastı kalıcı bir oyun değiştiriciydi. Onun uzun vadeli sonuçları, ABD’li politika yapıcıları ve müttefiklerini rahatsız ediyor olmalı.

ABD’nin Irak’taki askeri varlığı sürdürülemez hale getirildi. Bağdat’taki hükümet ve parlamento ABD birliklerini ülke dışına kovmazsa Haşdi Şabi Kuvvetleri ve diğer Iraklılar onları zorla çıkarma çabalarını kesinlikle çoğaltacaklar. Trump, kendi Vietnam’ını yaratıyor olabilir.


İRAN NE ZAMAN VE NASIL KARŞILIK VERECEK?

Arib RANTAWİ
Dastur

Kudüs Kuvvetleri komutanı General Kasım Süleymani suikastına tepki olarak Tahran’ın ABD’ye yönelik “intikam” türü tahminleri bir çeşit “kum falı” gibi görünüyor. İntikamın ne zaman ve nasıl alınacağına yönelik tahmin bakabileceğimiz bir yer yok. Ancak kesin olan şu ki intikam kaçınılmaz olarak geliyor. “Kafaya karşılık kafa” denklemi “kafaya karşı ülke” denklemine dönüşebilir.

Bölge bir açık savaş “ruh haline” girdi. Alarm durumu Irak’la sınırlı değildi. Birçok ülke riskli ülkelerden vatandaşlarının aceleyle kendi ülkelerine dönmeleri çağrısı yaptı. Karşılıklı tehditlerin dili, bilinen bütün tavanları ihlal etti. Eller tetikte ve sadece “basmak” kalmış durumda.

Bununla birlikte, İran ve ABD arasındaki çatışmayı düzenleyen temel kurallar aynı kalıyor. Her iki ülke de topyekûn bir savaş istemiyor ve bundan kaçınmaya çalışıyorlar. Gerginlik ve kızışmanın bu düzeye ulaşmasıyla beraber hesapların tutması için kapıyı çeşitli ve en tehlikeli senaryolara açık tutarak “saldırı, taciz ve suikast da dahil olmak üzere vekalet savaşları” hâlâ tercih edilen yöntemlerdir.

İRAN’I NASIL VURACAK?

Çok sayıda hedef nedeniyle burada spekülasyon yapmaya mahal yok. (Yemen’deki) Husilerin önerdiği gibi bölgeye yerleştirilen Amerikan üsleri… “Direniş ekseni” çevrelerinin önerdiği üst düzey bir Amerikan subayının suikastı… Körfez’deki çarpıcı deniz hedefleri ve üsleri... Hedef çemberini Avrupa ve diğer uzak ülkelere genişletmek... Tüm bu senaryolar İran’ın liderleri ve bölgedeki müttefikleri tarafından dile getirildi.

Ancak “stratejik sabır” politikası ile bilinen İran kurbanını “stratejik bir zafere” dönüştürmeye çalışacaktır. Burada Washington’un askeri ve siyasi olarak Irak’tan çıkarılmasının İran politikasının ilk önceliği olacağı söylenebilir. Süleymani’ye karşı düzenlenen saldırıda Ebu Mehdi el Mühendis’in öldürülmesi, Washington’un muhaliflerini ve Irak’taki düşmanlarını Amerikan’ın Irak’taki mevcudiyetini düzenleyen anlaşmaları sona erdirme talepleri için motive edecektir. Irak; Iraklılar isteseler de istemeseler de İran’ın intikamı ve iki taraf arasındaki tepkiler için önemli bir alan haline gelecek.

Bölgedeki diğer açık krizler ciddi bir yükselişe şahit olacak. Yemen, özellikle siyasi ve diplomatik çıkmaz tırmanışa devam ederse diğerlerinden daha fazla aday durumunda.

SURİYE İNTİKAM ALANINA DÖNÜŞEBİLİR

Özellikle Fırat’ın doğusundaki Suriye, bir tepki ve intikam alanına dönüşebilir. Bu bölgedeki Amerikan varlığı, son zamanlarda “vur kaç” operasyonlarına tanıklık ediyor.  Bu operasyonların devam edip tırmanması muhtemel. Bu bölgede ve hemen yakınında sistematik, düzenli ve sürekli operasyonların yapılmasına izin veren çok çeşitli kuvvetler ve milisler var.

“Direniş ekseni” taraflarının yaşadığı özel koşullar göz önüne alındığında, Gazze veya Lübnan’ın hesaplaşma alanları olması pek olası değildir. Hizbullah ve Hamas’ın “sükunetlerinden” ayrılmaları kapsamlı ve nihai stratejik bir çatışma bağlamında gerçekleşebilir. Ancak İran misillemesinin Beyrut veya Gazze’den başlaması pek olası değildir.


İRAN’A ÖNEMLİ MESAJ: BÖLGESEL MACERACILIĞININ SONUÇLARI VAR

Gulf News
Başyazı

Devrim Muhafızları başkanı ve dini lideri Ayatullah Hameney’nin ardından İran’ın en güçlü ikinci adamı olarak kabul edilen Kasım Süleymani’nin öldürülmesi, İran terörüne karşı kesin bir zafere işaret ediyor. Arap devletleri uzun zamandır İran’ın kendi içişlerine müdahalesinden şikayet ediyorlardı. Aynı zamanda, uluslararası topluma, bunun bölgesel bir sorun değil, uluslararası bir sorun olduğu konusunda da uyarılarda bulundular.

İran; gündemini gerçekleştirmek üzere Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’de milisler yaratarak dış müdahalesi devam ederken, ABD geçtiğimiz günlerde bu milislerin oluşturduğu tehdidin doğrudan tadına vardı. Irak’ta ABD’nin çıkarları ve üsleri, aylardır İran destekli milislerin hedefindeydi ve bu da geçen hafta bir ABD’li müteahhidin öldürülmesine yol açtı. ABD’li yetkililer İran durumun çok hızlı yükselebileceği ve bu tür eylemlerin sonuçları olacağı konusunda uyardı.

İRAN GEÇMİŞTEKİ UYARILARI GÖRMEZDEN GELDİ

İran görünüşte bu uyarıları reddetti ve saldırılarına devam etti. Sonra ABD ve Irak milisleri arasında bir dizi karşılıklı saldırı gerçekleşti. ABD, Kerkük’teki Kata’ib Hizbullah (Irak Hizbullahı) üssüne 30’dan fazla roket attı. Bu saldırıya yanıt olarak, sadece birkaç yıl önce ABD ile koordinasyon içinde IŞİD ile savaşan Haşd Şabi de dahil olmak üzere İran yanlısı milisler, “Aşağı, aşağı, ABD” sloganları eşliğinde ABD’nin Bağdat’taki büyükelçiliğini ateşe verdiler. Bu, ABD’nin Irak’taki çıkarlarına karşı İran’ın en ciddi meydan okumasıydı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Süleymani’yi öldürerek kararlı bir şekilde yanıt vermekten başka seçeneği yoktu.

"GELECEKTEKİ SALDIRILARI CAYDIRMAYI HEDEFLEYEN DARBE"

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Süleymani’nin Irak’ta ve bölgedeki Amerikalı diplomatlara ve servis üyelerine saldırmak için aktif olarak planlar geliştirdiğini belirterek, darbenin gelecekteki İran saldırılarını caydırmayı amaçladığını söyledi. Tahran vekilleri adına savaşmak için emir vermeden önce iki kez düşünecek. Süleymani’nin öldürülmesi İran’ın eylemlerinin sonuçları olduğunu ve Amerikan tehditlerini hafife almamaları gerektiğini kanıtlıyor. Bunun yerine, yıllar içinde en ciddi hükümet karşıtı protestoları tetikleyen, işsizliğin hızla arttığı ve fiyatların yükseldiği kendi iç durumuna odaklanması gerekiyor.

İran, bölgedeki çatışmaları kışkırtmasının, milisleri desteklemesinin ve ABD tehditlerine açıkça meydan okumasının bir bedeli olduğunu öğrenmelidir. Süleymani’nin ölümünün Suriye, Lübnan ve Yemen gibi tüm bölgesel savaş alanlarında önemli etkileri olacaktır. Dış politika mimarı ve askeri stratejistlerini kaybettiler ve bu belirleyici yenilgiden sonra yaşanılan sorunun etkilerini yok etmek için mücadele edecekler.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Anadolu Ajansı, Sözcü gazetesinin aboneliğini iptal etti

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa